Unutulanların İzinden ‘’Gülümseyen Yarınlar ve Sinema’’

Sarp kayalıklar bana hep korkutucu gelmiştir. Korkmayı, kaybetmeyi, unutulmayı anımsatmıştır bana. Kulağımda yankılanan armoniye hep dur demiştir, dalgaların özgürlüğüne engel olmuştur… En mutlu olduğum anlarda kayalıktan düşecekmişim, hissi var olmuştur zihnimde. Sadece benim mi. Bence hayır, benden başkaları da tanık olmuştur buna. Denizin kokusuna doyamadan, kulaklarındaki armoni dillerine aksedemeden düşmüşlerdir kayalıktan… Evet unutulanların izinden gitmişlerdir. Ufak kaya parçası gibi uçurumdan düşerek dalgalara kapılmışlardır.
Sinemanın kayan yıldızları, hayatın tenha köşeye atılan anıları, yarım kalan aşklar, en tutkulu inançlar… Kimimizin yarıda bıraktığı bir el, yarım kalmış bir yaşam, bakmaya doyamadığımız bir günbatımı, deniz üzerinde biblo gibi seyir alan karabataklar… Hepsi zamanla unutulanların izinden yürümüşlerdir. Sualsiz bir şekilde çekilivermişlerdir hayatımızdan. Bugünde olduğu gibi. Unutulanlar izinden, sessizce ve bir yerlere sıkışıp kalmış hayatlar sürerek…
Kayıp giden yıldızlar… Unutulanlar, anımsanmak istemeyenler ve dahası. İnsan hayatı tabloya benzeyen yanı. Tuale vurulan her fırça darbesi ile parlar, renklenir göze hoş gelir, sevilir göz önünden hiç kaldırılmak istenmez. Zaman ilerleyip devir değiştikçe eskiyen o tablo tatmin etmez olur insanın hislerini. İnsan hayatı da buna benzer. Doğduğu andan itibaren adım adım etrafına ışık saçar, sonra ummanlarda en belirgin tepe noktasına çıkıp ben buradayım der, sonra ansızın karanlık çöküverir üzerine. Görünmez olur, unutulur, eskiyen bir eşya gibi depoya kaldırılır ya da gözden ırak bir yere bırakılır… Unutulanların geçtiği yoldan o da geçer , birer birer izleri takip eder ve sonunda unutulanlar.

İşte sinema yıldızlarının hayatlarındaki kapılarından bir tanesi de bu yöne açılmaktadır. Zaman, rüzgar gibi jest ve mimikleri uçururken, sahnede yer alan simalar zamanla silikleşiyor. Herşey sıradanlaşıyor. Bazen zamanla kaldırımlar dost oluyor unutulanlara. Bazen de bir huzur evi kucak açıyor gökyüzüne tutunamayan bu yıldızlara… Hayatın her köşesinde unutulanların izine rastlamak mümkündür bu nedenle. Sinema sanatçısı ya da en üst kademe bürokrat olsa dahi… İstenmiyorlarsa unutulurlar zamanla…
Sarp kayalıklar bana bu yüzden korkutucu gelmiştir. Korkmayı, kaybetmeyi, unutulmayı zamanla hepimiz yaşayacağız. Ama hayatın bir köşesine saklanmış gülümseyen yarınlarda vardır. Biz yeter ki unutulmak istemeyelim. Unutmayalım ki, unutulanların izinden gitmek istemiyorsak, hayatın değerini bilmeliyiz…
Gökhan Kuloğlu
