Adalet Peşinde (Law Abiding Citizen,2009)

“Law Abiding Citizen” Gary Gray’in özelde Birleşik Devletler düzenini sorguladığı fakat bizim için bir temsil mahiyetinde olup, bize tüm düzenleri sorgulatan filmi. Filmin orjinal adının Türkçe’ye tam çevirisi “Yasalara Uyan Vatandaş” şeklinde olmasına karşın Türkiye’de “Adalet Peşinde” ismiyle yerini almış. Aslında “Law Abiding Citizen” ‘Clyde ShElton’un karakterinde vücut bulmuş. ‘ShElton’ yasalar çerçevesinde nasıl adaletsizlikler yapılabileceğini gösterirken aynı zamanda da “yasal düzen” in nasıl “adaletsiz” bir şekilde işlediğini de gözler önüne seriyor. Yönetmen Gary Gray’i daha önceki “İtalyan İşi” ve “Arabulucu” gibi aksiyon filmleriyle hatırladıktan sonra filme ve yönetmene dair bir ayrıntıya daha yer vermek istiyorum. Gary Gray’in “siyah” olması yüzyıllarca “beyaz” zulmünün hegemonyasında yaşamış bir ırkın temsili olmasının yanında, hem ABD hukuk sistemini eleştirmesi hem de filmde eyalet savcısı ve belediye başkanının da siyah olması bir anlamda kaybedilen zulüm yıllarını da işaret ederek “geç gelen adalete” hem filmin anlatısıyla hem de bu ufak detayla veryansın ediyor.

Koyduğumuz yasalar, çizdiğimiz sınırların doğruluğundan ne kadar emin olduğunuzu ‘ShElton’la sınıyorsunuz.  İnsan aklının ürünü olan tüm teori ve kanunlar yeri geldiğinde hükmünü yitirebilir, geçerliliği kaybolabilir, uygulanabilirliliği yara alabilir. Bu çok doğaldır çünkü insan zaman ve mekanla sınırlıdır. Dolayısıyla çizdiği sınırlar ve insan aklının ürünü olan kanunlar da zaman ve mekanla sınırlı olmak durumundadır. Zaman ve mekanla sınırlı olan da mutlak olamaz.  Dolayısıyla insanın kurduğu sistemlerde mutlak bir düzen aranamaz, aranmamalıdır da. Filmde ‘ShElton’ yaşadığı büyük travmanın üzerine hukuki bir darbe de yiyerek içinde bulunduğu sistemin sorgulamasını yapar ve bu sistemin yanlışlığını boşluklarından faydalanarak yaptığı eylemlerle tüm ülkeye göstermeye çalışır. Şahsi kinini toplumsal ve sistemsel nefrete dönüştüren adam “adalet peşinde” haksızlıklar yapmaya başlar. Kendisinin sağlamaya çalıştığı adalette de adaletsizlikler baş göstermiştir bile. Film bu anlatısıyla “mutlak adaletin imkansızlığını” dile getirerek bir anlamda “en iyi olmasa da  yenisi bulunana dek en iyisi bu” mesajını da alttan alta verir. Çünkü ABD hukuk sisteminin boşluklarının fark edilmesi bir anlamda sistemin çökmesiyle eş değerdir ve filmde çöken bu sistemin tek alternatifi ‘ShElton’un adaletidir. Bu adalet anlayışında ise anarşizm baş gösterir ve Gray bir anlamda kötü bile olsa hukuk içerisinde olmayı hukuksuzluğa tercih eder.

‘ShElton’ içinde yaşadığımız ve kurduğumuz sistemlerin doğruluğunu sorgulamayı öğretir. Ve her alandaki bilgilerimizin sıhhati üzerine düşünmemizi sağlar. Biliyorum dikkatinizi çekiyor yazının başından beri “ShElton” ismindeki ‘e’ harfi neden büyük diyorsunuz? ‘ShElton’a ithaf ettiğim bu durumu onun yöntemiyle açıklıyorum: Neden küçük olmalı ki? İlla neden kelimenin ortasındaki harf sırf düzen adına küçük yazılmalı ki? Biri bana bunun doğruluğunu ve gerekliliğini ispat edebilir mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir