Tür: Dram
Yönetmen: Derviş Zaim
Senaryo: Derviş Zaim
Görüntü Yönetmeni: Mustafa Kuşçu
Müzik: Babazula, Yansımalar
Yapım: 1996, Türkiye, 77 dk

Tabutta Rövaşata, Derviş Zaim’in ilk filmi olmasıyla beraber yurt içi ve yurt dışında birçok ödül sahibidir. Ahmet Uğurlu, Tuncel Kurtiz ve Ayşen Aydemir’in rol aldığı filmin hikayesi mahzun biri olan Mahsun üzerinedir. Mahsun’a geçmeden önce filmin müziklerine dikkat çekmek isterim. Film bol müzikle süslenmiş, hatta müziğe boğulmuş diyebiliriz ancak özellikle giriş müziği hakikaten de filmin ve hikayenin anlamına uygun bir hareketlilikle sizi adeta filme hazırlıyor.

Değinmek istediğim bir başka nokta ise filmin adı “Tabutta Rövaşata”. Herkesin bileceği üzere futboldaki rövaşata hareketi, onu yapacak kişiden geniş bir alan ister ve yapılması en güç hareketlerden biridir. Tabut ise insanın hayatının sonunda gireceği, hayatta olanın tercih etmeyeceği, insanın ister istemez bir nevi son tercihi olan ve hareket alanı olmayan bir alandır. Yani tabutta rövaşata imkansızdır. Filmin ana karakteri Mahsun da imkansızın adamıdır.

Mahsun, balıkçılarla arkadaşlık eden ve onlardan geçinen bir düşkün, bir garibandır. Hızlı çağımızın savurduklarından. Çağa ayak uyduramayanlardan. Çağın dışlayıp attıklarından. Bu yüzden geçmişe sığınmıştır O da. Ve yine bu yüzden Rumeli Hisarı ve çevresinde sürdürür hayatını. Geçmişin gölgesinde yaşayan bu adam insanların gözünde delidir. Umursamaz hayatı, bir yerde tutunamaz, samimi dostluklar kurmaya ve dünyaya çocuk saflığında bakmaya çalışır. Bu saf bakışının O’na geri dönüşü ise hiç de umduğu gibi değildir. İhtiyaçlarını karşılamak için bir süreliğine bir şeyler ödünç alır, işi bitince geri bırakır ancak insanların gözünde bir hırsızdır. Soğuk gecelerde araba çalarak ısınır, sabah çaldığı arabayı bırakır ve karakolda bir güzel dövülür. Karakolda da tanınmıştır fakat hiçbir zaman insanların kendisini tam olarak tanıyabildiklerini ve anlayabildiklerini düşünmez. İyi düşünür, güzel bakar ama hep itilir, kakılır, dövülür. Hayatında dost da değil arkadaş diyebileceği birkaç kişiden başka kimsesi olmayan bu yalnız ve garib adam, sevmeye çalıştığı ama onların kendisini sevmediği bu insanlardan, tutunmaya çalıştığı ama her seferinde dışına itildiği bu hayattan, iyiliğe sarılmıştır. İyiliği ise bir zamanlar yaşamış, iyi düşünmüş, güzel görmüş, güzel yapmış, şimdi yaşasalardı kendisine asla deli demeyecek geçmiş zamanın insanlarında, geçmişte, bir bakıma gelenekte bulmuştur. Bu nedenledir ki Mahsun, Rumeli Hisarı’nda Yavuz Sultan Selim döneminde getirilen tavus kuşlarının, yeniden oraya getiriliceğini duyup, bir geleneğin canlandırılmasına şahit olunca duraksar ve hayranlıkla bakar. Bunu duyar duymaz tüm ilgisini tavus kuşlarına vermiştir. Onlar, kendisini anlayan geçmiştekilerin yegane emanetidir O’nun için.

Tutunamayan  adam bunca tersliğin arasında aradığı güzelliği bulduğunu düşünür. Bütün iyi niyetini yönelttiği, yardım ettiği bir kadında hem de. Aşık olan Mahsun için şehir ve bu şehrin sunduğu hayat biraz daha güzel, biraz daha anlamlıdır artık. Aşkı için elinden geleni yapan bu adam çok sürmez, bu güzel duygularının sonunun geldiğini büyük bir hayal kırıklığıyla görür. Bunu görmesi aşık olduğu kadının da tutunamadığı hayatın başka türlü dışarı attığı birisi olmasıdır. Evet, hayat ya da sistem iki türlü dışarı atar. Birincisi Mahsun’unki gibidir. İsyan bayrağını açar, sürekli ve onulmaz bir muhalefet güderseniz, oyunun dışında bulursunuz kendinizi. İkincisi ise, Mahsun’un aşık olduğu zavallı kadının ki gibi. Sizi sonuna kadar kullanır, onunla işiniz bitince yahut işinizi bitirince sizi dışarı atar.

Aşkını da barınamadığı düzene kurban veren Mahsun, kendisine bakan balıkçıdan da darbe yeyince artık tamamen yapayalnız kalmıştır. Dayanamaz! Şehrin yasalarına uymak zorunda olduğunu çok acı bir şekilde öğrenir yada şehir ona öğretir. Mahsun ilk kez gördüğünde hayranlık beslediği, kendi kafasında geleneği simgeleyen Rumeli Hisarı’ndaki tavus kuşunu yemek niyetiyle keser sonunda. Ama kendisini buna iten düzen O’nu yine rahat bırakmaz ve soluğu karakolda alır.

Murat CANVER

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir