The Prestige (Prestij)

…Dikkatli Bakıyor Musunuz…

”1. perdenin adı yemin: sihirbaz seyirciye sıradan bir nesne gösterir.

2. perdenin adı dönüşüm: sihirbaz bu sıradan nesneyi olağanüstü bir hileye dönüştürür.

Ve en önemlisi 3. perde: Prestij: sihirbazın daha önce görülmemiş, şok edici, dahiyane, inanılmaz bir sonla gösterisini bitirmesi.”

Eski meşhur ve yetenekli sihirbaz Michael Caine (Cutter) bu cümleleriyle başlatıyor filmi. Christian Bale (Alfred Borden) ve Hugh Jackman (Rupert Angier) iki genç sihirbaz ve arkadaştır. Birgün asistanlarının talihsiz ölümü sonucu yolları ayrılır ve ayrı ayrı çalışmaya başlarlar. İkiside yetenekli ve oldukça azimlidirler. Aynı meslekle uğraşıp ayrı çalışmalrarın tepkisi önce ufak sürtüşmelerle başlar. Fakat gitgide alevlenen içlerindeki hırs, daha iyi olma duygusu yüzünden her fırsatta birbirlerine zarar vermeye başlarlar. Aynı zamanda hem yeni numaralar ve sihirlerle insanları daha çok etkilemenin peşindedirler, hem de birbirlerinin numaralarının sırlarını keşfetmek için akıl almaz hilelere başvurmaktadırlar.bu ikilinin mücadelesi oldukça tehlikeli boyutlara ulaşmakta ve tüm amaçları haline gelmektedir.

Memento, Insomnia, Batman Begins filmleriyle yaratıcılığını, yeteneğini, zekasını kanıtlayan ve  kısa zamanda hatırı sayılır hayran kitesine sahip olan yönetmen Christopher Nolan yine mükemmel bir  iş çıkarıyor. Film boyunca seyirciye ‘dikkatli bakıyor musunuz’ sorusunu farkettirmeden yöneltiyor;  izleyenleri 19. yy Londra’sına, hırsın, aşkın,entrikaların ve bilimsel kargaşanın ortasında geçen  bir hikayenin ortasına bırakıyor ve gerçektende gerek görsellik, gerek oyunculuklar gerekse kurgu  bakımından ince ince işlenmiş bir şölene davet ediyor yönetmen. İnsanın doğasında hırs ve bencilliğin  hep bir yerlerde durduğunu ve kontrolden çıkınca bize neler yaptırabileceğini görüyoruz. Saplantı  haline gelen ‘rakibinden daha iyi olma, daha yeni ve ilgi çekici şeyler üretebilme’ konusu yüzünden herşeye başvuruyor insan,aynı günümüzde olduğu gibi. Filme sihirle gerçek arasındaki ince çizgide güzel işlenmiş. Hangisi bizi kandıran göz yanılması,  hangisi gözümüzün önünde duran basit bir hile ve hangisi gerçek üçgenie bizi sokan ve çıkarmayan bir  film Prestij. Ayrıca filmde ünlü bilim adamı Thomas Edison ve onun kadar ünlü olmayan fakat belkide  daha çok ünü hakeden Nikola Tesla’yada değinilmiş. Film sonlara doğru hafiftan gerçeklikten çıkıp  bilimkurgu öğelerine yer versede,bunun dozu okadar iyi ayarlanmış ki seyirciyi hiç rahatız etmiyor. Filmde ölen asiatanın yerine gelen Scarlett Johansson (Olivia)’ da güzelliğiyle ve oyunculuğuyla
büyüleyerek filmin konusuna tam anlamıyla uyum sağlamış. Sonuç olarak Prestij, İngiliz asıllı yönetmenin sürekli kendini tekrar eden Amerikan sinemasına  yaptığı oldukça etkileyici bir sihir olarak nitelendirilebilir.

6 thoughts on “Sefa Özsoy – Prestij

  1. Süper bir yazı kaleminize sağlık. Bir film ancak bu kadar güzel anlatılabilir…

  2. bende filmi izledim ve hayran oldum.Biraz karışık bir film dikkatli izlenmesi şart.

  3. film gerçektende mükemmel herşeyiyle.yazarda gayet güzel ifade etmiş.eline sağlık

  4. en sevdiğim filmlerden biridir prestij.gerçekten o atmosfer mükemmeldir..

  5. bu anlatımdan sonra film,hafızamda yeniden canlandı.güzel bir filmdi,ayrıntılar için tekrar izlemeliyim :)

  6. Sihirbaz filmi ile aynı dönemde vizyona giren bu filmi 2 nci kez izlediğimde anca anlayabildim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir