Loraks’a Genel Bakış

“Loraks neydi? Ve neden oradaydı? Ve neden kaldırılmış ve şehrin bir ucundan alınıp otların olduğu yere götürülmüştü? Yaşlı Tek-Tek hala orada yaşıyor.
Ona sorun. O bilir.”
Dr. Seuss, “Loraks”
Despicable Me yaratıcılarından ve Dr. Seuss’un hayal gücünden merakla beklenen film umudun tükenmez gücünü paylaşan bir orman koruyucusunun klasik hikayesinin 3 boyutlu bilgisayar animasyonu Loraks (Dr. Seuss’ Loraks) geliyor. Animasyon filmi, rüyalarının kızının sevgisini kazanmasını sağlayacak olan tek şeyi, gerçek Truffula ağacını arayan 12 yaşındaki bir çocuğun yolculuğunu anlatır. Ona ulaşmak için, dünyasını kurtarmak için savaşan mızmız ama sevimli karakter Loraks’ın hikayesini bulması gerekir.
Loraks, doğa ile gelişme arasındaki dengenin önemini vurgulayan hem komik hem de duygusal bir maceradır. Film, ağaçları ve onlarda yaşayan hayvanları korumak için ne gerekiyorsa yapan komik ve sevimli karakter Loraks’ın etrafında döner. Tek-Tek bir ağacı kesince Loraks genç girişimci için korkunç bir uyarıyla bir kütükten öfkeyle çıkar.
Truffula Vadisinin pastoral peyzajı uçan Swomee kuğularından uyumlu vızvız balığa kadar türlü hayvanlarla doludur. İçlerinde en şirini Truffula ağaçlarında yuvarlanan Bar-ba-loo olarak bilinen ayı benzeri yaratıklardır.
Ormanın koruyucusu olarak Loraks’ın görevi hırslı Tek-Tek bir Truffula ağacını kesip büyük iş planı için daha fazla kesmekle tehdit ettiğinde test edilir. Loraks, bu doğaya karşı sevgisiz hareket karşısında Tek-Tek’ın hareketlerini öfkeyle eleştirir. Loraks ve Tek-Tek ilk karşılaşmalarından itibaren çatışmadadır. İkisi de diğerinden kurtulmaya kararlıdır. Ama zaman içinde birbirlerine karşılıklı bir sevgi geliştirirler. Sonunda Loraks, girişimini gerçekleştirmek için bütün ağaçları kesip vadiyi yok etmek anlamına gelse dahi hiçbir engel tanımayan Tek-Tek’ı tüketmeye başlayan hırsa denk değildir.
Yıllar sonra Ted, Once-lar’ı bulmak ve rüyalarının kızı Audrey için bir ağacı nasıl getirebileceğini öğrenmek amacıyla ağaçlardan mahrum bir dünyada kusursuzca endüstrileştirilmiş Thneedville şehrinin sınırlarını aşar.
Tek-Tek önce tereddüt etse de Ted’de kendisine Loraks’la karşılaşma hikayesini anlatmak için bir ilham kaynağı görür. Karşılığında Ted’in Truffua ağaçlarını şehre getirerek Thneedville’in dengesini yeniden kurma görevine ilham olur.
20th Century Fox Animation eski başkanı CHRIS MELEDANDRI, 2007’de Illumination Entertainment tarafından kurulmuş. 2010’da dünya çapında hit olan Despicable Me, daha sonra da bilgisaya animasyonlu hibrit Hop filmini çıkarmıştır. Meledandri Fox’tayken stüdyonun animasyon bölümünü denetlemiş,. Ice Age, Ice Age: The Meltdown, and Dr. Seuss’ Horton Hears a Who! filmlerinin sorumlu yapımcılığını gerçekleştirmiştir.
Loraks filmi yapımcı JANET HEALY (Despicable Me, Shark Tale) için gibi başlıca iş ortaklarından birçoğunu tekrar bir araya getirmiştir. Animasyon maceranın yönetmeni CHRIS RENAUD (Despicable Me), senaryo yazarları CINCO PAUL & KEN DAURIO (Despicable Me, Hop, Dr. Seuss’ Horton Hears a Who!) ve eş yönetmeni KYLE BALDA’dır (Despicable Me).
Animasyon ekibinin başında yapım tasarımcı YARROW CHENEY (Despicable Me, Curious George), sanat yönetmeni ERIC GUILLON (Despicable Me) ve editörler KEN SCHRETZMANN (Toy Story 3, Cars), CLAIRE DODGSON (Despicable Me, Fantastic Mr. Fox) ile STEVEN LIU (Despicable Me, Cloudy With a Chance of Meatballs) vardır. Ekibe filmin şarkılarını Cinco Daurio ile birlikte yapan ödüllü besteci JOHN POWELL (Dr. Seuss’ Horton Hears a Who!, How to Train Your Dragon, The Bourne Ultimatum) ve sorumlu şarkı yapımcısı CHRISTOPHER “TRICKY” STEWART da katılmıştır. 3D bilgisayar animasyonu filminin sorumlu yapımcıları AUDREY GEISEL (Dr. Seuss’ Horton Hears a Who!), Ken Daurio ve Cinco Paul’dür.
YAPIMDAN ÖNCE
En sevdiği Kitap: Dr. Seuss ve “Loraks”
“‘Loraks’ keresteciliğin ahlaksız olduğunu söylemez.
Ağaçtan bir evde yaşarım ve kağıda basılan kitaplar yazarım.
Bu elimizdekine ılımlı yaklaşma hakkında bir kitap.
Kirlilik karşıtı ve hırs karşıtı.”
—Theodor “Dr. Seuss” Geisel
Tüm zamanların en çok satan çocuk kitabı yazarlarından olan Theodor “Dr. Seuss” Geisel 95 ülkede 17 farklı dilde basılan sevilen kitaplar yazmıştır. Dünya çapında başarıya ulaşan Amerikan ikonası tüm dünyada yarım milyondan fazla kitap satışına ulaşmıştır.
Yazarlık kariyerine çocuk kitapları yazarı olarak bilinen Dr. Seuss olarak başlamamıştır. Önce reklam sanatçısı ve siyasi karikatürist olarak görev yapmıştır. Dr. Seuss genç kitleler için yazmanın önemini anlatmıştır (1960’da yazdığı bir makalede). “Çocukların okuması ve düşünceleri bu ülkenin yükseleceği ya da yükselmeyeceği sağlam temeldir. Bugünlerdeki gerilim ve kargaşada yazarlar, çocuk kitaplarının iyilik ya da kötülük adına dünyada edebiyatın herhangi diğer biçiminde olduğundan daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu fark etmeye başlıyorlar.”
Audrey Geisel Eylül 1970’de kocasının yazarlık tıkanıklığını gidermek ve bu toplumda gördüğü aşırı tüketime karşı olan öfkesini yönlendirmek umuduyla Doğu Afrika’ya bir seyahat yapmalarını önermiş. Bu seyahatte Serengeti’deki Afrika dağlarını geçen bir fil sürüsünü gördükten sonra “Loraks”ı yazma ilhamını bulmuş. Seuss kitabın %90’ının o öğleden sonra elinde olan tek kağıt parçasına, bir çamaşır listesine yazmış.
Seuss’un yazıları karmaşık bir biçimde sanat eserlerine bağlanmış ve Serengeti ağaçları kitabın ipek püsküllü Truffula ağaçlarına ilham vermiş. Seus kitaplarında ilk kez “Loraks”daki renk paletini ana renklerden leylak, mor, eflatun ve hatta adaçayı yeşiline çevirmiştir.
Loraks 1971 sonbaharında ilk kez basıldığında zamanının ötesindeydi. 10 yıl sonra doğacı hareket patladığında “Loraks”ın popülerliği arttı. Genç, yaşlı okuyucular artık kendilerini ağaçlara ne olduğunu çözmeye çalışan bir çocuğun hikayesinde görmektedirler.
“Loraks” çocuklara kendi hayatlarında değişim yaratmayı öğreten ve yetki veren, hikaye zamanlarının başlıca kitabı olmuştur. “Loraks” özellikle “Eğitimcilerin Çocuk kitapları en iyi 20 listesi”ne girmiştir. Dr. Seuss 1991’de ölmeden önce yazdığı 40 eser içinde en çok Loraks’ı sevdiğini belirtmiştir.
YAPIM HAKKINDA
Kitaptan Ekrana: Loraks Dönüyor
“Yeni bir Truffula ek. İlgiyle davran. Ona temiz su ver.
Temiz havayla besle.
Bir orman yap. Onu kesen baltalardan koru.
Sonra Loraks ve bütün arkadaşları dönebilir.”
—Tek-Tek – “Loraks”dan
Meledandri’nin Dr. Seuss’un Horton Hears a Who!’da Audrey Geisel’le oluşturduğu ilişki Loraks’ı yapma kararına götürmüş. Meledandri biraz bilgi veriyor: “Horton Hears a Who!dan sonra Loraks’ı yapma kararının başlangıcı Audrey Geisel’den geldi. Birlikte başka bir film yapmayı konuşmuştuk. Bana geldi ve “Yapmak istediğim bu.” dedi. Ted Geisel’in favori kitabı olduğunu ve kendisine ithaf edildiğini söyledi. Kitaba olan sevgisinin altını çizmenin hikayenin konusuyla ilgisi olduğunu da düşünmüş.”
Film yapımcısı böyle önemli bir mirasa ve mesaja sahip olan bir kitabı uyarlamanın ciddiyetini ve ağırlığını çok düşünmüş. Şöyle anlatıyor; “Kitapla epey süre geçirdim. Illumintaion’daki ortaklarımla paylaştım. Seuss’un her eserinde, hikayeyi yarattığı eseri onurlandıracak şekilde anlatmanın bir yolunu bulmak zorunludur. Bunu başarılı bir şekilde yapıp yapmamaya karar vermemiz 6 ay kadar aldı.”
Loraks Meledandri’nin senarist ve sorumlu yapımcı Cinco Paul ve Ken Daurio’yla birlikte işlediği 4. filmdir. Senarist ikili kendisiyle Universal’in Despicable Me ve Hop filminde çalışmıştır. Ama birlikte ilk projeleri Fox’un Dr. Seuss’un Horton Hears a Who!”filmi olmuştur. Seuss’un dünyasına aşinadırlar ve anlayışa sahiptirler. Ayrıca beyaz perdeye başarılı bir şekilde nasıl çevireceklerini bilirler.
Böyle yetenekli bir sanatçıyı onurlandırma sorumluluğu ne kadar büyük olsa da renkli ve yaratıcı bir film dünyası yaratma fırsatı da büyüktü. Meledandri şöyle söylüyor; “Dr. Seuss, 20. yüzyılda yaşayan ve çalışan herkesten zengin bir hayal gücüne sahip. Dünyalarında gariplik ve oyunculuk duygusu vardır, karakterleri de hemen çekici gelir. Bu hoş hikayeleri yazmıştır ama içlerinde kesinlikle zamansız fikirler ve temalar vardır.”
Bir başka Illumination projesi için tekrar sahaya çıkan biri de Despicable Me’nin gişe rekortmeni yönetmeni, Oscar adayı Chris Renaud’dur. Dr. Seuss’un hayatı üzerindeki etkisini sorulduğunda şöyle yanıtlıyor; “Çocukluğumdan beri hayatımın bir parçası oldu. Hikayeleri ve özellikle de “Loraks” kendi çocuklarıma da aktardıklarım oldu. Bize bizden daha büyük bir dünyanın farkında olmamızı ve her bireyin fark yaratabileceğini öğretir. Bu size yapışan bir şeydir. Bu dersleri çocuklara kazandırırsak hayatları boyunca taşırlar.”
“Loraks” birçok genç okuyucu için bir mihenk talı görevi yapan sevilen ve yerleşik bir özelliğe sahiptir. Ekibin, izleyiciyi hikayeye daha çok çekecek bir film yapmak için kitabın karakterlerini detaylandırması ve tamamlayıcı bir dünya yaratması gerekiyordu. Hikayeyi yeniden yazmak yerine kitabın başlangıcından sonra ve bitiminden sonra olanları doldurmayı amaçladılar.
Bu boşlukları doldurmak hiç de kolay değildi. Yönetmen şöyle anlatıyor; “Malzemeye sadık kalmak ve onurlandırmak istiyorsunuz. Ama genişletmeniz ve bir çocuk kitabından çok farklı bir şey yaparak 90 dakikalık bir filmi dolduracak bir şekle getirmeniz gerekir.”
Bu ikonik görüntüleri ve dünyaları sadece alıp da bir filme nasıl dönüştüreceğinize değil kitabın dünyasını da nasıl genişleteceğinize karar vermeniz gerekir. Neyse ki Seuss onlara ideal bir başlangıç noktası vermişti.
“Loraks’ın ve Tek-Tek’ın geçmişteki hikayesine ek olarak Tek-Tek’ın tohumu Ted’e attığı anı genişlemek ve dünyanın hangi parçasında olduğunu çözmek için kusursuz bir yer gibi göründü.”
“Loraks” bu kadar sevildiği için, bu uyarlama için detaylandırmasına gösterilen ilgi de çok önemli olmuş. Renaud şöyle söylüyor; “Loraks’ın neye benzediğini biliyoruz. 3 boyutlu bir karaktere dönüştürmek için onu uyarlamamız gerekiyordu. Ama tamel yapısı vardı. Bunun üzerine genişlettik.” Yönetmen ek betimleme için Daurio ve Paul’un hayalindeki Thneedville dünyasını almış ve kitapta şehirle ilgili gösterilen en küçük detaylarda görsel ilhamı bulmuş. Şöyle söylüyor; “Kitabın ilk sayfasında bir köşede Ted’in kasabasının küçük bir çizimi var. Thneedvill için ondan ilham aldık.”
Truffula Vadisinden Thneedville’e:
Seuss’un dünyasında kim kimdir?
“Kısa sayılırdı. Yaşlıcaydı. Kahverengimsiydi. Yosunluydu.
Oldukça keskin ve buyurgan bir sesle konuşuyordu.”
—Tek-Tek – “Loraks”da
Truffula Vadisi ve Thneedville dünyasının insanları dev, tüylü fıstıklardan ve hırslı girişimcilerden gerçekçi 12 yaşındaki bir çocuk ve rüyalarının kızına kadar her türden insan ve yaratık barındırır. Aşağıda kimin kim, neyin ne olduğuna ait bir rehber bulunmaktadır.
Loraks ormanın koruyucusudur ve ağaçlar adına konuşur. Kısa boylu, gürültücü, buyurgan bir huysuz ihtiyardır (içinde şirin, tüylü bir yaratıktır). Loraks’ın koruyuculuk görevi Tek-Tek bir Truffula ağacını kesip büyük iş planını geliştirmekle tehdit ettiğinde test edilir. Loraks, Tek-Tek’ı Truffula Vadisineden çıkarmaya çalışır ve doğayı rahatsız ederse doğanın da yanıt vereceği konusunda Tek-Tek’ı uyarır.
Tek-Tek ile önce Thneedville’in dışında gıcırtılı, eski bir kulübede (Lerkim) yaşayan, yaşlı ve sinirli bir münzevidir. Genç Ted’e Loraks, gerçek ağaçlar ve başlarına gelenler hakkında bilgi verebilecek tek kişidir. Tek-Tek’ın eşeği Melvin’i alan ve servet yapma umuduyla Truffula Vadisine gittiği gençliğine dönüyoruz. Loraks’la beklenmedik bir karşılaşmadan sonra Tek-Tek başka ağaç kesmeyeceğine söz verir. Ama hırs ve başarı istekleri galip geldiğinde sözünü bozar ve sonunda bütün ağaçları keser. Yaşlı Tek-Tek, Ted’e Thneeds’i yapmak için kendisi yok edene kadar bir zamanlar orada her yerde gerçek ağaçlar olduğunu anlatır. (1 milyon kişinin kullandığı devrimci bir ürün)
Ted Wiggins rüyalarının kızı Audrey’nin sevgisini kazanmasını sağlayacak olan yaşayan bir ağaç arayan tutkulu bir çocuktur. Bir ağaç bulmak için bu dünyayı korumak için savaşan huysuz ama çekici bir yaratık olan Loraks’ın hikayesini keşfetmesi gerekir. Ted, Audrey’yi memnun etmenin ve Thneedville’in kaderinin bir ağaç bulmasına bağlı olduğunu fark eder.
Audrey, Ted’in gerçek bir ağaç görmeyi hayal eden komşusudur.Etrafındaki dünyaya derin bir tutkuyla bağlı olan, hiç görmediği Truffula ormanının muhteşem bir duvar resmini yapan özgür bir ruhtur. Ted oyuncaklarını “kazara” arka bahçesinde kaybettiğinde oyuna katılır ve kendisine açıkça aşık olduğu için onunla eğlenir.
Aloysius O’Hare (Rob Riggle) efsanevi ama sadece dize gelen komik bir kötü karakterdir. O’Hare, Thneedville halkına temiz hava satarak zengin olur. Fabrikaları havayı kirleterek işinin patlama yapmasına yardım eder. O’Hare imparatorluğunu Thneedville’in üzerinde süzülen ve büyük katilleri Mooney ve McGurk tarafından sürekli saldırıya uğrayan dev bir balondan yönetir. Şehre yeniden ağaçlar gelir ve yeniden temiz hava sağlanırsa her şeyini kaybedecektir.
Büyükanne Norma yaşına rağmen enerji doludur. Dünyanın ağaçlarla dolu olduğu zamanı hatırlar ve torunu Ted’in Thneedville’e yeniden denge getirme planına yardım eder. Ted’e Tek-Tek’ı bulmasını çünkü Loraks ile ağaçların hikayesini sadece onun anlatabileceği tavsiyesini veren Büyükanne Norma’dır.
Ted’n annesi ortalama bir Thneedville sakinidir. Eğlenceli ama yapay dünyasının tüm konforunu kucaklamıştır. Annesi Büyükanne Norma’nın ve oğlu Ted’in tuhaf davranışlarına şaşırmış ve ikisine de dikkat eder. Ama ailesi tehdit altındadır ve onları korumak için ne gerekiyorsa yapar.
Truffula ağaçlarının arasında yuvarlanan, oyunlar oynayan ve tatlı meyveler yiyen sevimli ayıya benzeyen Bar-ba-loot adlı yaratıklar Truffula Vadisinin en şirin yaratıklarıdır. Lou en büyüktür ve Pipsqueak ise ailenin sakar bebeğidir. Pipsqueak iki şeyi sever: şekerlemeleri uykusunda ağzını şapırdatmayı.
Truffula vadisi cennetinin üstünde uçan Swomee kazları narin boyunları ve asil göğüsleriyle tanınabilir. Lamba armatürlerinden masanızın üstündeki kaseye kadar her yerde yuva yaparlar. Şaşı Bill, sürünün en küçüğüdür. Şirin olduğu kadar komiktir de.
Vızıldayan balığın belirgin sesini kilometrelerce öteden duyabilirsiniz. Özellikle Finn ve Gil de Tek-Tek’ın içecek bardaklarını jakuzilere çevirmek kadar Truffula’nın meyveli kreplerini de severler. Ama havuzlarını yapışkan maddeyle doldurduklarında sinirli Loraks’la başa çıkmaları gerekir.
Kutlama ve İlham : Loraks’ın Görsel Başarısı
“Ama o ağaçlar! O ağaçlar! O Truffula Ağaçları!
Hayatım boyunca bunlar gibi ağaçları aradım.
Otlarının dokunuşu ipekten daha yumuşak.
Ve kelebek sütünün tatlı kokusuna sahiplerdi.”
—Tek-Tek – “Loraks”dan
Film yapımcıları, Meledandri, Paul ve Dauri’nun Dr. Seuss’ Horton Hears a Who!’nun yapımı sırasında Seuss’un mirasıyla kurdukları yakın ilişki nedeniyle sanatçının eserindeki farklılıkları anlıyordu. Loraks’ta bulunan yeni karakterler ve sahneler için Renaud ve ekip tek bir görüşte ısrar etmiş: kitabın ruhuna sadık kalın. Ek hikaye, karakter ve mekanların Geisel tarafından hayal edilen dünyayla tutarlı olan Seuss tarzı bir özelliği olması gerekiyordu.
Kitaptaki gerçek görsellere sadık kalmanın yanı sıra Geisel’in Dr. Seuss’un Loraks’ı için ilk kez kullandığı ince ama önemli öğeler vardı. Geleneksel renk paletinden uzaklaşmış ve ağaçsız bir dünyanın dengesizliğini vurgulayan renkler kullanmış. Meledandri şöyle söylüyor;” yeni hikayeye hayat verirken hayata da yeni tasarımlar getirdik. Tasarımcılarımız Ted’in tarzının her zaman farkındaydı. Bu yüzden kesin bir süreklilik vardır. Örneğin Ted renklerle kitapta bulunan bazı ilginç şeyleri yapıyordu. Önceki eserinde oldukça sade olan renk paletinden ayrılıyor ve editörleri şaşırtan yeni renkler kullanıyordu. Aslında Audrey, kendisine palette girdiler veriyordu. Bu en çok da gökyüzü tanımlamalarında dikkat çeker. Oldukça uğursuz bir gökyüzünü yaratmak için bir araya getirdiği koyu morlar ve yeni mavi tonları vardır.”
Despicable Me filmindeki karmaşık evreni yaratan yapım tasarımcı Yarrow Cheney Dr. Seuss’un Loraks’ı için dönmüş. Bu filmdeki renk paleti seçimini şöyle anlatıyor; “Saldırı planımız kitapla, renkleri, şekilleri ve karakterlerine aşina olmak ve Dr. Seuss’un yarattığı bu dünyada özel olanın ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.”
Thneedville
Ekip doğal olarak kitabı kaynak olarak aldığında hikayenin beyaz perdeye çok parlak ve renkli bir dünya olarak yansımasını istemişti. Ama aynı zamanda Tek-Tek’ın zarar veren etkilerinin tonlarını da sergilemeliydi. Kitap, muhteşem, ana renklere sahip genç Tek-Tek’ın bütün Truffula ağaçlarını kestikten sonra yarattığı eski, yıpranmış alanını araştırırken film eğlenceli ve modern bir dünya yaratarak Thneedville’i güçlendirir.
Thneedville, Ted, annesi, Audrey, Büyükanne Norma ve yaşayan diğer vatandaşlar için hiç kötü bir yer değildir. Renaud şöyle söylüyor; Thneedville’in biraz daha tanıdık bir yer olması fikriyle geldik. Vegas, Disneyland ya da Abu Dabi gibi. Kendimizi biraz içinde görürüz. Eğlencelidir. Şişen çalılar, mekanik çiçekler ve ağaçlar vardır ve hiç gerçek doğanın olmadığı bir yerdir. Herkes mutlu görünür. Dev arabalardan, robotlara ve diğer mekanik aygıtlara kadar istedikleri her şeye sahiplerdir. Ama sonra bir süreklilik sorunu olur. Bütün bunlar eğlenceli ve çok güzel olsa da geniş anlamda gezegenle dengede midir ve o dengeyi nasıl koruruz?”
Kitabın ilk sayfalarına şöyle bir göz attığınızda Thneedville film için daha büyük bir mekan olarak görülür. Yönetmen şöyle söylüyor; “Thneedvill’in dünyası filme en büyük katkılardan biriydi. Tasarım ağırlıklıydı. Çok renkli ve karmaşık olan yapay bir yerdi. Tasarımı hikayeyi ve bu dünyanın yaşaması gereken değişimi desteklemek için önemliydi.
Ted’in yolculuğu Thneedville’den dışarı adım attığı ve ötesinde uzanan fakir dünyayı keşfettiği anda başlar. Lerkim’e (Mutlu Loraks’ın sokağı) doğru asap bozan yolculuğu sırasında Büyükanne Norma’nın söylediklerinin doğru olduğunu fark eder. Kendi mükemmel şehrinin sınırları dışında başka bir dünya vardır. Cheney şöyle anlatıyor; “İzleyiciye duvarın arkasındaki dünyanın gerçek versiyonunu sunduğumuzda o dünyadaki bütün renkler çekilmişti. Soğuk maviler ve koyu morlar var. Daha derin ve daha karanlık. Ancak izleyici Truffula vadisini keşfettiğinde masmavi gökyüzü olan güzel, yeşil bir yerdir.”
Truffula Vadisi
“Loraks” tasarım ekibine Truffula vadisi için bol miktarda kaynak malzeme vermiş. Kitabın renklerinden, şekillerinden ve bütün hayvanlardan olduğu gibi Truffula ağaçları ve yeşil tepelerinden de yararlanmışlar. En büyük zorlukları 2 boyutlu olan görüntüleri alıp insanın içinde dolaşabileceğin, çiçeklerini koklayabileceği , Bar-ba-lootların, Swomee-kuğularının ve Vızvız balıkların arasında oynayabildikleri 3 boyutlu bir dünya yapmak olmuş.
Yapımcı Healy kitaptan ekrana uyarlama sürecini anlatıyor; “Truffula vadisinin farklı olmasını ama aynı zamanda doğal gibi görünmesini ve Dr. Seuss’un tarzını korumasını sağlarken çok fazla teknik zorluk vardı. Ama neyse ki konsept tasarımından, yürütmeye, modelleme ve yüzey ekiplerine kadar her düzeyde çok iyi sanatçılarımız var. Her adım çok şey kattı. Karakterlerin ağaçların yanında öne çıkmasını sağlamak için her çekimde seti giydirdik.”
Truffula vadisinin en dikkat çeken görüntülerinden biri de genç Tek-Tek’ın Thneed’lerini yapmak için kullandığı güzel Truffula ağaçlarıydı. Yapım tasarımı Truffula ağaçlarının yaratımını oldukça karmaşık bulmuş. Şöyle söylüyor; “Çözmemiz gereken tasarım sorunlarından biri de Truffula’nın püskülünü çözmekti. Çünkü çarkıfelek şeklindedir ama sadece bir açıdan doğru görünür. Yana çevirince size doğru gelen bir çarkıfelek kümesidir ve şeklini kaybeder.”
“Ağaçlarla çekimler yapmamız gerekti. Kitaptan bilinen çarkıfelek şeklinde püsküllü Truffula’yı yaratmak için püskülleri alıp onları hafifçe kameraya doğru çeviren sanatçılar vardı. 3 boyutlu alanda çalışmak için çok fazla geliştirme gerekti. Tek-Tek’ın ilk kez vadiye gelişindeki bazı çekimlerde o ağaçlardan binlerce vardı, rüzgarda uçuşuyorlardı ve havadan bile hafif gibilerdi. Teknik ve sanatsal açıdan dikkat çeken bir başarıdır.”
Truffula vadisi Tek-Tek ve ailesi tarafından yok edildiğinde vadide canlıların yaşaması imkansızlaşır. Cheney şöyle ekliyor; “Kitapta ağaçsız alanı göstermek üzere Truffula Vadisinin harap edildiğini gösteren illüstrasyonlar da vardır. Mor ve mavi bulutlarla kaplıdır. Bunlar vadinin ve Thneedville’in mahvolmuş versiyonu için kullandığımız görsel ipuçlarıydı. Gökyüzü gittiği için ağaçlar gitmişti, renkler gitmişti. Bunun etrafında bir dünya inşa ettik.”
Lerkim
Ted, Lerkim’de Tek-Tek’ı aramak üzere şehirden çıktığında filmde büyük bir andır. Kitapta ise en ikonik anlardan biridir. İzleyici Thneedville’in göründüğü gibi olmadığını ilk kez görür. Renaud şöyle anlatıyor;” Tam bir çöplüğe tanık olur. Şehrin etrafında dev bir duvar vardır ve kimse şehirden çıkmaz. Yine Las Vegas’ı – çöldeki şehirleri düşünüyorduk. Ted inanamıyor. Daha önce hiç görmemiş. Ağaç kütükleri ve pis derelerin arasında dolaşır.”
Yapım tasarımcı Chesney dikkatli izleyicilerin kitaptan hatırlayacakları bir gerçeği paylaşıyor; “Bazı fabrika sahnelerine yakından bakarsanız Lerkim’in aslında eski bir fabrikanın parçası olduğunu göreceksiniz. Tek-Tek’ın Thneed yapım günlerinden geriye kalandır. Dr Seuss’un kitaptaki tasarımlarından birini alıp çok boyutlu bir versiyonunu yaptığımız mükemmel bir örnektir.”
Maceranın İçinde: 3 boyutlu Dünyaya Dalmak
“Ve ağaçların altında kahverengi Bar-ba-lootları Bar-ba-loot kıyafetleri içinde gölgede oynayıp Truffula meyvelerini yerken gördüm. Havuzdan vızvız balıkların etrafa sıçrarken çıkardıkları rahatlatıcı sesleri geliyordu”.
—Tek-Tek – “Loraks”dan
Loraks için karakter animasyon ve bilgisayar grafikleri Despicable Me’de muhteşem bir iş çıkaran Illumination’ın son üssü, Paris merkezli animasyon tesisi Illumination Mac Guff tarafından ustaca işlenmiş. Film yapımcıları izleyicilere yeni ve benzersiz bir deneyim sağlarken kitabın bir anlamda otantikliğini koruyan klasik düz görüntülerini de alarak özenle uyarlamışlar.
Fransız ve Amerikan animatörler için planlamanın akıcı olması gerekiyordu. Healy’nin deyimiyle; “Korumak istediğinizi bildiğiniz bir dünya yaratacak iyi yağlanmış bir makine”. Yapımcı şöyle söylüyor; “Farklı zaman dilimlerinde çalışıyoruz. Ama Despicable Me’den sabit bir ekibimiz vardı. Doruk noktasında birkaç katta film üzerinde çalışan 350 kişi kadardık. İyi iletişim kuran ve muazzam teknik ve yapım liderliğine sahip olan farklı bölümlerdeydik.”
Klasik Görüntülerden Bilgisayar Animasyonuna
Renaud, Meledandri ve Healy bilgisayar animasyonunu denetleme konusunda oldukça tecrübeli olsalar da Dr. Seuss’un yarattıklarını alıp bu dünyada yeniden yorumlamak son projeleri kadar zor olmuş. Meledandri şöyle söylüyor; “Tıpkı Horton’daki gibi Ted’in çalışmasıyla başladık. Çok iyi bilinene ve sevilen bir eserde asıl fırsat orijinal çizimleri 3 boyutlu dünyaya aktarmaktır. Loraks’ın basit tasarımını 3 boyutlu bir karaktere aktarıncaya kadar gerçekten hak ettiği gibi yapabileceğimizi bilmiyorduk. Ted’in çizimindeki ruhun o boyutta ta yaşayıp nefes aldığını görebiliyorduk.”
Renaud, Dr. Seuss’un görsel tarzına çok dikkat etmiş. Dr. Seuss dalgalı çizgileri ve harap binalarıyla bilinir ve kendilerinin 3 boyutlu ortama aktarılmasına kolay kolay izin vermezler. Yönetmen şöyle söylüyor; “Seuss’un basit mürekkep ve kalemle yaptığı illüstrasyonları alıp 3 boyutlu nesneler ve karakterler yapmak zordu. Kitapta en çok etkilendiklerimizden biri de Lerkim’in şekline benzeyen şeylerdi. İllüstrasyonda ayakta bile duramayacak gibiydi.”
“3 boyutlu modelini yaratırken Lerkim’in görüntüsüne çok sadık kaldık. Ancak bazı karakterlerde 3 boyutlu dünyaya taşımak için küçük uyarlamalar yapmak zorunda kalmışlar. “Tek-Tek kitapta sadece sarı gözlü, yeşil elliydi.Bu nedenle ışıklandırma planımızda hile yaptık. Bilgisayar animasyonu genelde çok işe yarar ve gerçek hissi verdiğinde daha inandırıcı olur. Örneğin Tek-Tek’ın arkasında parlak, büyük bir ışık vardır. Ama bu arada gözlerini görürsünüz. Gerçekte o gözleri hiç görmezdiniz.Çünkü arkasında o kadar ışık varken yüzü karanlık olur.”
Teknik açıdan bilgisayar animasyonu bir macera yaratmak 2 boyutlu versiyonunu geliştirmekten çok daha zorlayıcıdır. Çünkü animatörlerin her kareyi iki kez oluşturması gerekir. Yönetmen şöyle anlatıyor; “İzleyici için deneyimi geliştirirken hep 3 boyutluyu düşündük. Sayısal/oluşturma açısından herhangi bir tüyü oluşturmak çok zordu. Çünkü bu filmde bütün ağaçların üstünde tüyler vardı. Bu filmi 3 boyutlu yapmak için Tek-Tekın nehre doğru gittiği ya da Swomee kuğularının ağaçların arasında uçtuğu sahnelerdeki gibi bir karakterin gözüyle görmek için geniş lensler kullanmaya kadar her şeyi düşündük.”
Düz hareketsiz görüntülerden boyutlu, yaşayan bir dünya yaratmak büyük teknik yetenek ve detaylara dikkat gerektirir. Cheney şöyle anlatıyor; “İllüstrasyonları alıp onlardan 3 boyutlu bir dünya yapmanın zorlukları vardır. Çizimde çok şey anlatabilirsiniz ama içinde hareket edebileceğin 3 boyutlu bir dünya yaptığında her şeyin tasarlanması gerekir. Bu da bir masadaki kalemtıraştan, bütün arabalara, karakterlere, binalara ve gökyüzü ile bulutlara kadar her şeyi kapsar. Büyük ve küçük bütün detayların sıfırdan ve her açıdan tasarlanması gerekir.”
Sadece tasarımlar değil, o tasarımların inşa edilmesi de her şeçim için aylarca süren çalışmayı gerektirmiş. Cheney şöyle söylüyor; “birinin nesnelere ve karakterlere renk ve ışık yapması gerekir. Animasyon filmleri yaparken tasarım çok önemli bir rol oynar. Çünkü gerçekte hiçbir şey yoktur.Karakterin üstündeki kıyafetlerin tasarlanması, gömleğin yapıldığı kumaşın türünün düşünülmesi gerekir.”
Ekip için bu filmdeki en büyük teknik zorluk mu? Çok fazla kıl ve tüy! Bilgisayar grafikleri süpervizörü BRUNO CHAUFFARD şöyle anlatıyor; “Truffula vadisinin dünyasının neredeyse tamamı tüyle yapıldı. Bütün ağaçlar tüyden, çimenler tüyden, Bar-ba-loot’lar tüylü. Ayrıca herkesin Truffula vadisine girdiği bir kalabalık sahnemiz var ki Çok sayıda poligon oluşturmak gerekti. Konsepti gördüğümde Chris Renaud ile birlikteydim. Bu dünyayı nasıl oluşturabileceğimizi sorguladık. Çünkü şu anda yazılımlarımız bu poligonları, kılı ve tüyü oluşturamıyordu.”
Çözüm farklı düşünmek ve daha önce olduğundan daha hırslı ve gayretli olmaktaymış. Chauffard şöyle söylüyor; “Oluşturabilmek için çok çalıştık.Bütün departmanlar müthiş bir iş çıkardı. Sonunda filmi yapmak için özel bir yazılım geliştirdik.”
Bu filme özel ikinci zorlk da kalabalık çekimlerin sayısıydı. Şarkı söyleyen kalabalıkların animasyonu ekip için tam bir test olmuş. Healy şöyle söylüyor; “Loraks’ta Despicable Me’den oldukça farklı olan başka bir zorluk ta kalabalıkların çokluğuydu. Birkaç müzikal grup bölümleri vardı. Bu yüzden içinde 100 ya da 200 karakterin olduğu çok sayıda sahne var. Bütün o karakterlerinin animasyonunu elde yapmak ve oynatmak ama ön plandaki karakterlerden rol çalmamayı başarmak bu filmin en zor yanlarından biriydi. Sonuçlardan çok memnun kaldım.”
Sinema İçi Deneyimi Şekillendirmek
Bilgisayar animasyonlu bir filmde ışık geleneksel canlı aksiyonda olduğu gibi önemlidir. Ekip izleyicinin gözünü ekrana gelecek karaktere yönlendirmek için her sahneyi tıpkı setteki oyunculara ışık tutuyormuş gibi işlemiş. Örneğin animatörler Loraks’ı asla turuncu Truffle ağacının önüne koymamayı, çünkü bunun onu tamamen sileceğini ve oluşturmayı imkansız kılacağını öğrenmiş.
Ekip, hareketi göstermek ve izleyiciye tümüyle 3 boyutlu bir deneyim sunmak için çaba göstermiş. Bilgisayar animasyon süpervizörü Chauffard şöyle söylüyor; “Çok araştırma yaptık. Çünkü şu ya da bu tüyün yumuşaklığını keşfetmemiz gerekiyordu. Truffula ağaçlarının taze ve hafif rüzgarlı duygusunu vermek için küçük hareketler yaptım.Filmde bütün ağaçlar sürekli hareket ediyor. Bunu hissediyorsunuz. Renkler, duygu ve hareketler çok önemliydi. Bazı ağaçlar ayrıca Tek-Tek’ın makineleri tarafından kesildiklerinde dinamik olarak hareket edecek ve düşecek şekilde tasarlandı.
Healy, izleyiciye bu deneyimi vermenin müthiş koordineli bir çaba olduğunu söylüyor; “Tüyler, Truffula ağaçları, otlar ve ortamı bilgisayarda yaratmak çok zordu.Çünkü çok fazla veri gerekiyordu. Hareket ettiklerinde daha da çok veri vardı. Etkileşime geçtiklerinde karışıyordu. Tüylü karakterlerin birbiriyle ve çevreyle etkileşimi başka bir ustalık gerektiriyordu. Bunu yapmak için çok fazla özel şifre ve teknisyen gerekiyordu. Sayfa üstünde konuştuklarımızla tasarladıklarımız arasında sıkı bir bağ vardı ve teknik çalışanları tam zamanında devreye soktuk.”
3 Boyutlu Macera
Thneedville’deki çılgın scooter gezisinden Tek-Tek’ın nehrin akıntılarında Pipsquek ile birlikte kaçışına kadar hikayedeki bütün öğeler izleyici filme çekmek ve gerçek bir 3 boyutlu macera yaşatmak amaçlıydı.
Stereograf JOHN R.A. BENSON’ın görevi 3 boyutlu öğelerden heyecanlı bir biçimde yararlanılmasını sağlamaktı.Şöyle söylüyor; “Karakterlerin tam önünüzdeymiş gibi olmasını ama garip olacak kadar da yakın olmamasını istedik. Sinemada perdenin önündeki alana ve ekranın içindeki alana bakmak ve hepsinin bütün olduğunu hissetmek istersiniz. Filmi Loraks’ın yanında durup sanki oturma odanızdaymış gibi ona katılmanızı ve en az karakterler kadar ortamın bir parçası olduğunuzu hissetmenizi sağlayacak şekilde tasarladık.”
Healy, izleyicilerin sinemada özümsemesi gereken çok fazla karakter olduğu için inşanın da çok dikkatli olduğunu söylüyor. “Sahnede çok fazla şey olduğunda arka plandaki bütün o renklerle ya da trafik ve kalabalığın olduğu karmaşık bir şehirde her şeyi ışığın ve değerlerin karakteri zeminden ayırabileceği şekilde tasarlayabilmelisiniz. Bu bizim ekranda öne çıması için doğru ışığın olmasını sağlamak için çok hassas bir şekilde her sahnede yaptığımız bir şeydi.”
3 boyut, başka bir boyutu işlemek anlamına geliyor. Yapımcı şöyle söylüyor; “Bunu stereo yaptığınızda işlemeniz gereken başka bir boyut olduğu anlamına gelir. Sadece gözünüzün baktığı yeri değil gözünüzün gördüğü derinlikleri de işlemeniz gerekir. Bizim izleyiciye kesintisiz görünmesi için bunun önemini anlayan ve birlikte çok iyi çalışan inanılmaz bir ekibimiz var.”
Let It Grow:
Filmin Müziği
“Eskiden otların hala yeşil, havuzun hala ıslak, bulutların hala temiz ve Swomee kuğularının ortada dolaştığı günlerde bir sabah bu muhteşem yere geldim.
—Tek-Tek – “Loraks”dan
Film yapımcıları Loraks’ı müzikal kategorisine sokmasa da animasyon macera anlatımı daha da zenginleştirmek için müziği yoğun biçimde kullanır. Ted Giesel, Grinch’in Noel’i nasıl çaldığını bestesiyle anlatmıştır. Meledandri şöyle söylüyor; “Film ekranda Thneedville halkının hayatlarını ne kadar sevdiklerini anlatan şarkısıyla başlıyor. Hikayede dikkat çeken 5 ya da 6 şarkı var.”
Meledandri, Healy ve Renaud, Loraks filminin müziklerini yapması için çok yetenekli besteci John Powell’a başvurmuş. How to Train Your Dragon, Kung Fu Panda and Shrek gibi hit animasyonlarla Hancock, The Bourne Ultimatum ve Mr. & Mrs. Smith gibi canlı aksiyon filmlerdeki besteleriyle bilinen Powell ve müzikal çalışmaları bu gişe rekortmenleriyle oldukça bağlantılıdır. Yazar /Sorumlu yapımcı Cinco Paul, filmin müziklerinde yer alan 7 şarkının sözünü yazmıştır. Meledandri şöyle söylüyor; “John Powell, Robots, Ice Age: The Meltdown and Horton Hears a Who! filmlerinde çalışma ayrıcalığına sahip olduğum bir bestecidir. Melodiler yazmak konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahiptir ve filmdeki bütün besteleri o yapmıştır.”
Ekip sonuçta her yaştan çocuğa ilham kaynağı olan bir fabl yaptıklarını biliyordu. Kaynak malzemenin ana fikrini korurken bir yandan da eğlendirmeye çalışmak hassas bir dengeydi. Renaud müzikal rakamları harmanlama konusunda şöyle söylüyor; “Şarkılarda hikayeye bir ironi, eğlence duygusu verebileceğiniz şeyler yapabilirsiniz. Bu kasvetli, karanlık hikayeye yardımı olur. Müziğin her şeye daha hafif bir hava verme yeteneği vardır. Bu da animasyon filmi için önemlidir. Dünyayı oluşturan “Thneedville”le başlıyoruz ve yeniden doğuş şarkısı olan “Let it Grow”la bitiriyoruz. Film kutlamayla başlayıp telkinle bitiyor. Bu yüzden bu 2 şarkı bizim temelimiz oldu.”
Tek-Tek gitar çalıyor ve eline alıp söylediği birkaç solo şarkısı vardır. Şarkı söylemek karakterinin büyük bir parçası. Neyse ki Ed Helms usta bir müzisyen. John Powell’ın bestelediği “These Trees” ve “Everybody Needs a Thneed” ile John Powell ve Cinco Paul, ve Powell, Paul ve Kool Kojak’ın yazdığı “How Bad Can I Be” de dahil olmak üzere Tek-Tek’ın bütün şarkılarının kaydını yapmıştır. Renaud şöyle söylüyor; “Ed geldi ve 3 şarkıyı kolaylıkla söyledi. Müthiş bir bluegrass müzisyeni ve piyano çalabiliyor. Hepsini üstüste söyledi.”
Şarkıya girme mantığı hikayenin içinde dikkatle düzenlenmelidir. Böylece hikayenin doğal bir uzantısı duygusunu veriri. Powell şöyle anlatıyor; “Anlatılanın bir hikaye olduğu fikrini vurgulamak için neredeyse zevksizleştiğimiz anlar vardır. Açılış perde önündedir ve anlatıcı Loraks’ın sahneye gelmesiyle başlarız. Müziği bestelerken buradan yola çıktım. Önemli olan müziği hikaye anlatım tarzıyla uyumlu yapmaktır. Hikayenin kendisinde oldukça tuhaf özellikler var ve dördüncü duvara çarptığımız birkaç an var.”
Thneedville halkı son Truffula tohumunun ekimini kutlarken yıllar sonra ilk kez topraktan hayat çıktığını görüyoruz ” ve Let it Grow”un ardından Christopher “Tricky” Stewart, Ester Dean, Cinco Paul, John Powell ve Aaron Pearce’ın yaptığı ve kapanış künyesiyle birlikte çalan Let It Grow (Celebrate the World)”u dinliyoruz.
Meledandri, yaratıcı ve hayal gücü kuvvetli şarkı sözleriyle bilinen Tricky Stewart’ı getirmiş. Stewart daha önce Beyoncé, Rihanna, Justin Bieber, Christina Aguilera ve Katy Perry ile birlikte çalışmış ve unutulmaz sözler yazma konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip. Renaud, Stewart’la çalışmak hakkında şöyle söylüyor; “‘Single Ladies’i dinlediğimi ve inanılmaz olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. Çok farklıydı ve olağanüstü bir başarıya ulaştı. Tricky her tür müzikte çok verimli bir yapımcı ve çok seçici bir zevklere sahip.”
Stewart şarkıyı yazmayı şöyle anlatıyor; “Ester Dean’le birlikte ‘Let It Grow’ şarkısını aldık, uyarladık ve şu anki kaydını yaptık. O büyük mesajı aldık ve milyonlarca defa dinlemek izleyeceğiniz şekilde ticarileştirdik.Mesaj çok güzel. Ama şarkı nutuk çekmeden etki ediyor.”
Stewart şöyle devam ediyor; “Filme karşı oyuncular için şarkılar yapmak farklıdır. Çünkü müzik yapımcısı olarak insanların pop kültür hakkında anlamadığı konularda en iyi kararları verebilmem için egomun son derece dahil olması gerekir. Film dünyasına adım attığınızda farklı bir durum vardır. Çünkü plaklardan farklı olarak müthiş bir filmi yapmak için 15-20 dehanın bulunması gerekir. Bu yüzden egonuzun arka koltuğa geçmesi gerekir. Fikirlerle evlenemezsiniz. Değiştiğini göremediğiniz bir şeye o kadar aşık olamazsınız. Çünkü sürekli gelişir ve sürekli değişir.”
