Le Silence De Lorna ( Lorna’nın Sessizliği )
Yönetmen: Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne
Senaryo: Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne
Görüntü Yönetmeni: Alain Marcoen
Yapım : 2008 Almanya-Fransa-Belçika-İtalya
Süre: 1 saat 45 dakika
Tür: Dram, Romantik
Gösterim Tarihi: 28 Kasım 2008 (Türkiye)
Fransız sinemasının önemli yönetmenlerinden, geçtiğimiz günlerde sona eren Cannes Film Festivali’nde LE GAMIN AU VÉLO adlı filmleriyle ödül kazanan Dardenne kardeşlerin bu güzel filmi Lorna üzerinde kurulu olsa da tüm insanlık üzerine bir pay alabilir bu filmden. Lorna sevgilisi Sokol ile para biriktirip beraber bir kafe açma hayali ile yaşayan, bu sebeple vatandaşlık işlemleri için sahte evlilikler yapan birisidir. Bu vatandaşlık için sahte evlilikleri kendisine ayarlayan ise Sokol’un da arkadaşı olan ve bu işlerle uğraşan Fabio’dur.
Lorna Belçika vatandaşı olabilmek için Fabio’nun ayarladığı bir eroin bağımlısı olan Claudy ile evlenir. Claudy’nin seçilmesi ise boşanmayı kolaylaştırmak için özellikledir. Evlilik gerçekleştikten sonra Lorna, Fabio’nun da telkinleriyle kendisini Claudy’nin dövdüğü süsünü verebilmek için sahte çürükler oluşturmaya çalışarak boşanmayı kolaylaştırma planlarına alet olsa da çok sık kullanılan bu yöntem karşısında Belçika polisi’nin prim vermemesi Fabio’nun planlarını ve Lorna’nın hayallerini geciktirir. Bu süre içerisinde bir yandan Sokol’u bekleyen Lorna bir yandan da Claudy’i yakından tanıma fırsatı bulur. O’nu eroin bağımlılığından kurtarma çabasına dahi girişir.
Süreç uzadıkça Lorna’yı Belçika vatandaşlığına geçmek isteyen bir Rusla evlendiremek isteyen Fabio ise süreci hızlandırmak için çareler aramaktadır. En kesin ve çabuk çare ise Caludy’nin ölmesidir. Bu planından bahsetmesiyle Lorna’nın yaşadığı hayata ve Caludy’e dolayısıyla insana bakışı tamamen değişir.
Claudy’nin eroini bırakmasını o kadar çok ister ki Lorna, onu engelleyebilmek adına, eroini bırakmasına karşılık Sokol’u sevmesine rağmen bedenini Claudy’e sunar. Bu sahne aklıma Andrei Tarkovksy’nin son filmi olan Kurban’ı hatırlatır. Orada da insanlığın savaş gibi büyük bir felaketle karşı karşıya olduğunu öğrenen Alexander, bu büyük felakete son vermenin tek yolunun hizmetçisi olan ve gizli güçlere sahip olduğu iddia edilen Maria’ya kendini sunmak olduğunu öğrenir ve insanlık adına kendisini kurban eder. Lorna’nın yaptığının da bundan bir farkı yoktur aslında. Üstelik daha fedakarca diyebiliriz çünkü Alexander böyle bir şeyi tüm insanlık için yaparken Lorna bunu yine tüm insanlık adına fakat sadece bir insan için yapmıştır. Caludy’nin zehirden kurtulup yeniden hayata dönmesi için, kendini uyuşturan insana hayatı göstermiştir Lorna. İşe de yaramıştır fedakarlığı, artık Caludy hayata daha da umutla bakabilmektedir. Bir insanın hayatına kendisini yok edecek kadar önem veren ve insana karşı hassaslaşan Lorna, Fabio’nun öldürme planlarına hiç katılmasa da istemese de, cılız bir şekilde bu isteğini belirtse de Fabio’nun ihtirası karşısında fazla ses çıkaramaz.
Ve Claudy ölür. Hayattan ölüme dönüşen bir ruh ve bu dönüşümün Lorna’nın ruhunda meydana getirdiği dönüşümde Fabio’nun “ Claudy senin sessizliğin yüzünden öldü. ” cümlesinin etkisi büyüktür. Şahit olduğumuz bir kötülük karşısında susmamız bizi, vicdan sahibiysek derin sorgulamalara ve acılara sürükler. Şahsiyetimizden ödün verdiğimizi düşünür ve kendimizden nefret dahi ederiz. Bir de yanımızda planlanan bir kötülüğün yavaş yavaş adım adım göz göre göre gerçekleştiğini düşünün. Bu yaşanandaki hayal kırıklığı ve vicdan azabı ne kadar büyük ve yıkıcıdır.
Claudy’nin ölümünün ardından büyük acılar çeken Lorna, bu acıları sessizce yaşar ve içinde büyütür. Sokol’un gelmesi de bu acılara bir son vermez. Ancak daha öncesinde Claudy’den bir bebek sahibi olduğunu öğrenir ve bu bebeğe içten içe bir umut bağlar. Onu dünyaya getirmek ve avuçlarından kayıp giden, gözlerinin önünde gerçekleşen, engel olamadığı bir hayatın kaybını ancak bu yeni hayatla telafi edebileceğini düşünür. Tabi ki Fabio etkenini göz önüne almadan. Durumu öğrenen Fabio, sahte de olsa vatandaşlık evliliği ayarladığı rusun hamile bir kadınla evlenmek istemeyeceğini düşünerek Lorna’yı kürtaja zorlar. İstemeyerek de olsa bir hayata daha elveda diyen Lorna, bebeğini kaybetse de bunu kabullenemez bir türlü. Çünkü hatasını telafi edebilmek için son şanstır bu bebek, Claudy’den kalan son şey, insanlık adına son umut. Bu bebeğin öldüğünü kabullenmek demek insanlığın ölmesi demektir Lorna için. Ve sonunda tasavvurunda yaşattığı bebeğini yani umudunu büyütebilmek için herkesten kaçar…
