Melih küçük günahlarla yaşayan, işsiz ve hatta evsiz bir şekilde arkadaşlarının yanında hoşgörü ve idareten hayatını devam ettirmektedir. Hayatın o döneminde tatlı şımarıklık gibi görülen bu çıkarcı ve kaypak tutum, ancak küçükken küçük olan günahlarken Melih’in büyüdüğünü kabul etmeden sanki ortaya çıkmayacaktı…

Arkamızı döndüğümüz gerçeklerin, olmayan şeyler olmadığını öğrenmek, büyümeyi gerektiriyor. Aklen büyümeyi reddetmek ise küçülmeyi… İşte Melih miskinliğine teslim ettiği ve arkadaşlarının evine sığındığı hayatı yaşarken dışarıdaki bir hayatı da yaşamak zorunda.

Bu küçük günahlar arasında kitapçıdan yine bir gün bir kitap çalarken aynı şeyi yapan bir genç kıza aşık oluverir. Kızı takip etmeye başlayan genç adam, onun farklı ve ilginç dünyasına şahit olacaktır.

Hep tanımak istediğimiz, merak ettiğimiz, aşık olduğumuzun dünyasıdır bizi en çok heyecanlandıran. Önce tanımak sonra kabul etmek isteriz. İsteriz de dilimize gelip de yutkunduğumuz öyle çok olur ki. Niyetle faaliyet arasında defalarca, yorulana kadar gider geliriz…

Fakat insan kapının önünde durduğunda o kapıyı tıklatmalıdır. Yoksa gücendirir içerdekileri…
Oysa kapının açılmaması değil midir o en korkulan?

Ya içerdeki? Belki kulağı seste, açmak için her ne kadar pencereye çıkmasa da.
Yine de parmaklarımızın sırtı seğirir kapıya dokunana kadar…

Yine de aşk hiçbir zaman tek taraflı olmamalıdır. Parmaklar tıklattığında kapıyı her ne şekilde olursa olsun açılmalı, o yüreğin içinde bulunduğu fırtınadaki ürpertiyi dinmelidir…
Yoksa; kalbin hayallerine, aklın ise vicdanına yenik düştüğünde inzivaya çekilirsin. Ne yapacağını bilmeden ve hiçbir şey yapmadan.

 

Yaşarken ölmek gibidir nekahati yoksa inzivanın. Yaralar çoğu zaman yalnızken sarılır, küllerden varolunur o inzivalarda.
Yediğin içtiğin hayatta tutsa da, tad vermeyerek intikam alır senden. Kendine yapmak istemediğini başkalarına da yapmamak için vicdan sahibi olmak gerek ve eğer vicdanın varsa… Ancak sevdiklerini yaşarken öldürmezsin.

Yoksa hayatın hakkı kalır üzerinde, sonra sual olduğunda verecek cevap bulamaz, insan olduğunu tekrar hatırlarsın.

Murat Ziya Öztürk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir