Koca Çınar ” Yeşilçam’dan” Günümüze…

Kimilerinin siyah beyaz ekranlarda tanıştığı kimilerinin ise vizyona gözlerini yumarken tanıma fırsatı yakaladığı koskocaman çınar.Bugün halen yankılarını hissettiğimiz soluyan cereyan.Siyah beyaz dönemin arkasına saklanan masum yüzlerin, duyguların, yaşanmışlıkların dinmeyen olgusu.Kimden bahsettiğimi halen hatırlayamadıysanız ufak bir ipucu daha vereyim siz değerli okurlarıma.”Selvi Boylum Al Yazmalım”, ”Çiçek Abbas”, ”Hababam Sınıfı”, ”Kibar Feyzo”, ”Turist Ömer Serileri” desem anımsaya bilecek misiniz ? Evet sizinde anımsadığınız gibi Türk sinemasının koca çınarı  ”Yeşilçam”…Bazen yılların elinden birer birer fertlerini çaldığı, bazense bizim sırt döndüğümüz tarihimiz ve değerimiz.Kimilerinin dilinde alay konusu oldu, kimileri hep eksik yanları ararken dolu dolu mesajlarını imalarını çözemediği ”Yeşilçam’dan” bahsediyorum.Kimi zaman kaderine terk edilmiş şekilde gördüğümüz Beyoğlu’nun o lokomotif sokağı ”Yeşilçam’ın” fertleri kimi zaman da sokağın kendisi bu talihsiz kadere mahkum olmaktan kurtulamadı.Birer birer düştü kalelerde sancaklar…Hep acısıyla mı hatırlayacağız diyorsanız  sizde haklısınız.Güzel şeylerde olmadı mı oldu tabikide…Yılmaz Güney’le hatırladığımız ”Yol’ filmi ,yine Metin Erksan ile hatırladığımız ”Susuz Yaz” filmi ile başlayan serüven ”Sürü”, ”Umut”,” Muhsin Bey”, ”Gelin” , ”Selvi Boylum Al Yazmalım”, ”Masumiyet” gibi başyapıtlar ile iz bırakmayı da başardı gönüllerde…Kimi zaman güldürdü , kimi zaman ise hüzün bir sahne ile gözyaşlarına boğdu.Ama sonuçta hep içimizden biri oldu Türk sinemasının koca çınarı.Gelin birlikte birkaç anıyı tazeleyelim.Birkaç replik birkaç diyalog ile anılarımızı yeşertelim.

Tatar Ramazan

Ramazan – “Siz beni resimlerde gördüğünüz mahkumlarla karıştırıyorsunuz müdür bey benim adım tatar ramazan ben bu oyunu bozarım!”

Selvi Boylum, Al Yazmalım

Asya : “Sahi neydi sevgi?.. ” Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti..”

Asya : “Elini tuttum sıcacıktı.. Sanki yuregi elimdeymis gibi?

İlyas : “Elimi versem gelir mi”

Asya : “Ne duruyosun götür beni ”

Eşkiya

“Benim oglum yaşasaydı senin yaşında olacadı”

“Benim babam da yaşasaydı senin yaşında olacaktı eşkıya”

“Ben sevdiğim kadın için en iyi dostumu sattım, ya sen ne yaptın?”

“Çok korkuyorum eşkıya beni bırakma çok korkuyorum çok..”

“Korkma! sadece topraga gıdeceksin sonra toprak olacaksın sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin oradan özüne ulaşacaksın,çiçeğin özüne bir arı konacak belki belki o arı ben olacam”

Kibar Feyzo

Feyzo: “eee onlara üçyüz bana niye yüz?”

Eleman:”Çünkü onlar sendikalı!”

Feyzo: “Ben de Harranlıyam!”

Bu birkaç ufak anı ile zihinlerimizde belki o anları yaşattık yeniden , belki de anımsayamadık.Ama ben olumlu yanından bakıyorum bugüne kadar yapılan hatalı şeyleri tekrarlamamak üzere.Elimizin tersiyle iteceğimize kol kanat gerseydik bugün daha çok şey hatırlayacak olurduk.Avrupa hayaline değil kendi hayalimize kapılırdık.Koca çınarları yıkıp yerine ufak ufak mantarlar türetmezdik. Aslına bakarsanız söz sözü açıyor ama önemli olan sözü nereye getirmek istediğimiz.Biz bir hayalin ortasında yaşadığımız sürece çölü vaha, kayalıkları orman zannederek yaşamaya mahkum oluruz.Anıları tazeleyerek koca çınar ”Yeşilçam’ı” tekrardan anıyorum…

Gökhan Kuloğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir