Yönetmen: Fatih Akın
Oyuncular: Birol Ünel , Sibel Kekilli
Imdb notu: 8.0

54. Berlin Film Festivali’nde altın ayı “en iyi film” ödülünü kazanan, Fatih Akın’ın müthiş filmi aşk filmi olarak algılandığında bile zaten yeterince enteresanken hikayeyi, farklı bir kültürle uzlaşma çabaları sırasında ırkçılıkla karşılaşan ve hor görülen Almanya’daki Türk göçmenlerin öyküsü haline getirerek, işleri daha da karmaşıklaştırıyor.

Katı bir tanımla “sosyal gerçekçi” bir film değil bu. Sinir bozucu, huzursuz, bazen de kederli bu iki yabancının dramı, aslında güncel Avrupa sinemasının kışkırtıcı, post-punk yaratıcılık akımının hayati bir parçası oldu. Hollywood’un hepsi birbirini andıran ‘düzmece aşk’ filmlerini sinek gibi ezdi!

Sapkınca ve beceriksizce yaşanan aşk, iki baş oyuncu tarafından hiç aksamayan ve inandırıcı bir yoğunlukla capcanlı bir şekilde sunuluyor. Yan rollerde Güven Kıraç ve Meltem Cumbul’unda gerçekten oldukça başarılı olduğunu belirtelim.

Bir sahnesi vardır ki, Türk kültürüyle batı kültürü arasındaki farkı tokat gibi insanın yüzüne çarpar. Cahit, formalite icabı yaptığı evlilik gereği Sibel’in evine gider. Sibel’in ailesi tipik bir Almancı evidir. Erkekler okeye oturur ve genelev maceraları anlatılmaya başlanır. Cahit gayet saf bir şekilde masadakilere sorar: “Neden kendi karılarınızı becermiyorsunuz?” Tahmin edileceği üzere büyük tantana yaşanır ve ailenin erkekleri Cahit enişteyi sert bir dille uyarır: “O kelimeyi sakın bir daha bizim karılarımızla aynı cümlede kullanma!”. İşte bu Pascal Nouma’yı tombala çektiği için Türkiye’den kovan tipik Türk ikiyüzlülüğünün bir başka tezahürüdür.

Muhteşem birkaç sahnesini hatırlarsak;

#Cahit’in barda elleriyle vurarak kırdığı bardakların, kestiği bileklerinden kanlar akarken, dans ettiği sahne!

#Taksim ‘de Fırtınalar şarkısı çalarken yanar dönerli ışıklar altındaki ifadeler…

#Sibel’in biber dolması hazırlarken fonda “yine mi çiçek” şarkısının çaldığı bölüm..

#Cahit’in evi darma duman ettikten sonra usul usul elinde çöp torbası ortalığı toplayışı.

#Düğün sahnesindeki”bitte Cahit elini ayağını öpeyim bitte” repliği :)

Çok enteresan gelebilir ama film bana finalinde meşhur “Selvi boylum al yazmalım” ‘ın mesajini hatırlattı: “Sevgi nedir?.. Sevgi emektir…”

Güven Kıraç’ın canlandırdığı abi karakteri, Cahit’e aşkı anlatıyor:
“Aşk ne demek sen biliyor musun hee? Aşk, böyle lunaparktaki tahta ata benzer. Üzerinde hani bir ileri bir geri böyle gidiyormuş gibi bir his. Sanki bir yere gidiyorsun. Ayağın yerden kesiliyor. Bir coşku. Aslında bir si.ime gittiğin yok!”

HAKAN ÖZKAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir