Dünya Sorunlarına Büyük Atıflar İçeren Film.. “Hunger”

Açlık duygusu günümüz tüketim çılgınlığında çoğumuzun için Afrika’da yaşanan dramdan ibarettir.Çoğumuz açlığın vücudumuzda ne gibi değişmelere sebep olduğu ve açlık duygusunun hissettirdikleri üzerine düşünmeyiz bile.

Steve McQueen açlık sorununu ötelememizin farkına varmış olacak ki Hunger filminde bambaşka bir açıdan yaklaşıyor bu hisse.Filmimiz ana konu olarak Kuzey İrlanda’da İngiltere hükumetine karşı yaşanan Cumhuriyetçi devrim hareketinde tutuklanan Bobby Sands’in, milislerin elinden alınan politik hakların tekrar hükumet tarafından geri verilmesi için başlattığı ölüm orucunu ve bu safhada açlığın insan psikolojisi ve anatomisi üzerindeki etkisini anlatıyor.Film asıl anlatmak istediğinin yanında mahkumlara yapılan işkenceler ve mahkum psikolojisi gibi yan konuları işliyor.Hunger’da yan karakterlere de önem verilmiş ve yan karakterler üzerinden bu konular ele alınmış.

Hunger başlangıçtan itibaren yavaş bir tempoda devam ediyor. Steve McQueen filmde aksiyon yaratmak yerine izleyicinin hapishane ortamını ve mahkumiyet duygusunu anlaması için daha çok psikolojiye yer vermiş.Yönetmen hapishanede yaşanan olayları   gardiyan,mahkum ve asker gibi 3 farklı bakış açısından ele alıyor.Yavaş giden film temposu şiddet sahneleri ile arttırılmaya çalışılmış. Bir buçuk saatlik filmde ilk kırk beş dakika pek bir diyalog bulunmuyor.Daha sonra ki yirmi beş dakika boyunca ise sanki bunun acısı çıkarılmak istenirmişçesine Bobby Sands ve papazın,içinde İngiltere hükumetine,papazlara,din sistemine ve yönetim sistemine çakmalarını barındıran ikili diyalog sahnesi geliyor.İçinde önemli eleştirilerin yapıldığı bir sahne olmasına rağmen bu kadar uzun süre ikili bir diyaloğu izlemekten ziyade dinlemek seyirciyi sıkıyor ve filmden kopartıyor..

Filmde kurgu olarak boşluklar mevcut,ele alınan konuları bir bütün için de değilde ayrı ayrı ele alan Steve McQueen bunları ortak bir noktada buluşturmuyor ve  bu da filmde ayrı ayrı konular anlatılıyormuş hissine kaptırıyor seyirciyi.Ana konumuz olan açlık konusuna neredeyse filmin sonunda yer veriliyor.Ayrıca bazı sahneler var ki sonunu biliyorsunuz ama o kadar uzun anlatılmış ki bir an önce sonunun gelmesini bekliyorsunuz.

Nihayet ana konumuz olan açlığa gelindiğinde Steve McQueen filmi işte burada konuşturuyor.Düşünceleri uğruna ölüme giden yolda Bobby Sands’in açlıkla imtihanı ve açlığın vücudumuzdaki etkilerini tek tek anlatıyor,bunları görüntülerle müthiş bir şekilde destekleyip açlık üzerine düşünmenizi sağlıyor.

Film anlattığı konu bakımından tüm dünyaya temelde Afrika’da yaşanan açlık sorununa farklı bir açıdan bakış imkanı sağlamakla beraber içerdiği yan temalar ile de fikirlere sahiplilik hissinin önemini vurguluyor,düzene ve sisteme eleştiriler getiriyor.

Fikirlerinden vazgeçmeyip ölümü göze alan insanların ve Sokrates’in filmi Hunger,anlatım tarzı olarak sizi alıp götürmeyen bir film olsa da anlatmak istediklerinin büyüklüğü ile filmi kurtarıyor Steve McQueen.

TOLGA ARSLAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir