Bir Gün (One Day,2011)

Bir Gün (One Day,2011) : Bir anlık duraksama…
Scherfig ve Aşk
Lone Scherfig son filmi Bir Gün (One Day,2011) ile yine aşkı sorguluyor. Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca (Italian for Beginners,2000) , Wilbur Ölmek İstiyor (Wilbur wants to kill himself,2002) , Aşk Dersi (An Education,2009) gibi filmlerinde olduğu gibi karakterler sıradan gibi gözükse de, benlik problemleri yaşayan ve olağan yaşam standartlarını aşma çabasının yanı sıra kendi kabuğunu da kırmaya çalışan tiplerden seçilmiş. Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca (Italian for Beginners,2000)’nın iş ve aile hayatlarında başarısız tipleri, Wilbur Ölmek İstiyor (Wilbur wants to kill himself,2002)’un Wilbur ve Alice’si, Aşk Dersi (An Education,2009)’nin Jenny’si gibi Bir Gün (One Day,2011) ‘de de ‘serkeş’ Dexter ve adım adım ilerleme çabası içerisinde olan ‘Emma’ mevcut.
Aşk üzerine sorgulamalarını ve incelemelerini çeşitlendiren Scherfig, böylelikle filmleriyle oldukça doyurucu bir aşk külliyatına doğru emin adımlarla ilerliyor. Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca (Italian for Beginners,2000)’nın hayata öfke kusan Finn’i ve Wilbur Ölmek İstiyor (Wilbur wants to kill himself,2002)’un hayata küskün Wilbur’u, Bir Gün (One Day,2011) ‘ün Dexter’inde ‘hayat’la barışık ancak yine problemli bir bakışla vücut buluyor. Tatminsizlik duygusu içerisinde yön bulmaya çalışan bir adamı anlatıyor. Yıllar içerisinde ailesiyle yaşadığı problemler, mesleğindeki başarısızlığı ve geliştirdiği gündelik aşk ilişkileri bunu işaret ediyor. Aşk Dersi (An Education,2009)’nin aldanarak aldatmayı öğrenen Jenny’sinin aksine ise Emma, idealize edilmiş kadını temsil ediyor. Başarısızlığının gölgesinde kalan karakteri ve güzelliği, hep bir adım geride durarak takındığı ‘kadınsı gurur’ ve yılmaz çabasıyla karşımıza çıkıyor. Geçen zamana rağmen hayalinden vazgeçmemesi bize hayat karşısında ‘yılmaz’ bir savaşçı olduğunu gösteriyor. Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca (Italian for Beginners,2000)’da hayatlarının boğuculuğu, monotonluğu ve tatminsizliğinden bıkan karakterlere çözümü aşkla sunan, Wilbur Ölmek İstiyor (Wilbur wants to kill himself,2002)’da intihar bağımlısı Wilbur’u aşkla hayata döndüren, Aşk Dersi (An Education,2009)’nde de aşkın aldatıcılığını ele alan Scherfig, bu defa aşkı zaman cetvelinde yıllara yayıyor, sebepleri gösterip o sebeplerin sonuçlarına yol alarak, pişmanlıkları görmemizi adeta ikinci bir ‘aşk dersi’ vererek sağlıyor.
Bir gün ve Zaman
Worcester halkının inancına göre özel bir gün olan 15 Temmuz Aziz Swith günü’nde tanışan Emma ve Dexter birlikte olmak üzere eve giderler ancak bir an durup düşünmeye başladıklarında beraber uyumaya ve arkadaş olarak kalmaya karar verirler. Film bu bir anlık duraksamadan doğar, bunun sebep olduğu olaylar zincirini yirmi yıla yayarak anlatır ve bu bir anlık duraksamanın neden olduğu olayları her yıl bir günde duraksayarak verir. Aşk hesap yapmayı, düşünmeyi kaldırmaz. Bir anlık düşünce yıllara yayılınca nelere sebep olabilir, bu düşüncenin yıllara yayılmış hali nasıl olabilir ve duyguların önüne geçildiğinde zamanla gelişimi nasıl olur bunu çok güzel ifade ediyor. Filmin sonunu, filmin başına tekrar bağlamasıyla bu ilgiyi açıklıyor. Zaman zaman eğlenen, bunalan, dertleşen, küsen ama hiçbir zaman birbirinden kopamayan bir çiftin serüveni, araya giren üçüncü şahıslar, sevgililer, duygularını abartılı bir biçimde söylememe aptallığı gibi romantik filmlerin ‘klişelerini’ barındırsa da, anlatısı ile bu sıradanlıktan ve klişelerden sıyrılmayı başarıyor. Öncelikle yirmi yıla yayılmış bir ilişkiyi, bu yirmi yıl boyunca bir güne değerek ve o gündeki hallerine değinerek anlatan Scherfig, kalan üç yüz altmış dört gün hakkında zaman zaman seyirciyi bilgilendirse de, aslında bir yandan yaşanmışlıkların çoğunluğunu hayal gücünüze bırakıyor, diğer yandan verdiği ipuçlarıyla bir günü anlatarak kalan üç yüz altmış dört gündeki yaşanmışlıkları şekillendiriyor. Emma’nın kendisinde ve dünyada farklılık yaratmak iddiası ile taşındığı Londra’da, geçimini sağlamak için çeşitli işlerde çalışması, bu anlarda kendisini sadece yaptığı işle, mesleğiyle tanımlaması, anlamlandırması Emma için zamanın “tutunma çabası” içerisinde geçtiği konusunda bize bir fikir verirken, Dexter’in geçen zaman içerisinde hastalanan annesi ve babasıyla çatışmaları, düzensiz ve serkeş özel hayatı da Dexter için problemli yılların geçtiğinin habercisi oluyor.
Zaman algısı, hafızalarımızda belki de “Bir Gün” veya ‘bir an’ kadar yer tutuyor. Yirmi yılda hatırlanacak şeyler ancak bir kaç önemli olaya indirgenebiliyor, aradaki detaylar hafızada önemini yitiriyor, detayların bağlandığı yeri önemseyerek sonucu önemsiyor zihnimiz. Emma ve Dexter’de de, uzun ve yorucu yıllardan kalan hatıraları anlatıyor belki de Scherfig. Bunu da filmin sonlarına doğru giden yıllarda, zaman algısının genişlemesi ile anlıyoruz. Filmin başladığı Emma’nın bisikletini kullandığı zamana doğru yaklaştıkça yaşanmışlıklar daha iyi hatırlanıyor, dolayısıyla daha çok gösteriliyor. Bir de unutulmayan anlar, mesela Fransa tatili gibi geçirilen güzel zamanlar daha çok gösteriliyor, hafızada daha kalıcı yer ediyor. Tıpkı unutulmayan güzel “bir gün” gibi…
**Filmin Künyesi
Yönetmen: Lone Scherfig
Senaryo: David Nicholls
Tür: Dram, Romantik
Müzik: Rachel Portman
Görüntü Yönetmeni: Benoit Delhomme
Oyuncular: Anna Hathaway, Jim Sturgess, Tom Mison, Jodie Whittaker
