Senaryoda Karakterlerin Sosyolojik Özellikleri
Romanda, öyküde, tiyatro da karakter oldukça önemli bir unsurdur. Oluşturduğunuz her karakterin kendine has özellikleri sizin eserinizin değer kazandıracak nitelikte olmalıdır. Ne kadar çok, oluşturduğunuz karakterde tiplemelere önem verip, halkın sosyal ve yaşam tarzını ön plana çıkarırsanız ve topluma aykırı sosyolojik özellikleri öne çıkarmazsanız o kadar çok ses getirecek ve okuyucunun da benimseyeceği bir eser olarak akıllarda kalacaktır. Bu özelliği eserlerin benimsenmesi açısından nasıl çarpıcı sonuçlar doğuracağına beraber bakmak ister misiniz? Farklı dönemlerde eserlerde ki karakterleri ele alış şekilleri o dönemin sosyolojik özelliklerini de beraber taşımak zorundadır. Yoksa yazarların veya şairlerin karakterlerindeki sosyolojik özellikler, toplumun kültürel yapısıyla uyum sağlamadığında sonlarının hiciv ustası Nef’i gibi olma olasılığı artar. Tabi ki 21.yy da böyle bir şey yok demeyin.
Örneğin Filistinli karikatürist Naci El Ali oluşturduğu Hanzala karakteriyle belli kesimlerin sosyolojik özelliklerini ve hırslarını ortaya koyamadığı için kurşuna dizildi. Yani hala dünyanın bir yerlerinde yazarların bu sosyolojik çizgiyi yakalayamaması veya bu çizginin çokça aşılması bu durumun illa ki tüm toplumun kabul görmeyen bir olgusu haline gelecektir. Bu durumu çok iyi analiz eden Orhan Pamuk, Orhan Kemal ve Yaşar kemal’in eserlerindeki karakterleri incelediğimizde o özellikleri çok net göreceksiniz. Bunu anlamak bir okur olarak zor olmasa gerek. Buradan çıkan sonuçla eserlerde karakterlerin sosyolojik özelliklerini resmederken eser sahiplerinin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar vardır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.
Bir yazar eserini oluştururken toplumun sosyal verilerini, kahramanlarının öngörülerini kendince yorumlar ve muteber bir süzgeçten geçirerek edebî eserinde ortaya koyar. Yazarlar bu karakterlerdeki sosyolojik özellikleri, süzgeçten geçen durum ve olayları belli tipleme örnekleri ile kendi zihnindeki sosyolojik araştırmaları da işin içine katarak, karşılaştırarak, tüm bilgileri eşleştirerek veya farklı bir bakış açısından, çeşitli metotlarla okuyucuya sunar. Belli sübjektif ilmî neticeleri okuyucuya hissettirir. Bu kapsamda edebiyatın ve sosyoloji biliminin önemli ölçüde ilişkisi ortaya çıkar. Karakterler oluşturulurken mutlaka sosyoloji biliminden yararlanılmalıdır.
Karakterlerin sosyolojik özellikleri oluşturulurkenbir sonraki adımda ve ilişki yumağında kullanılan, üsluptur. Oluşturduğunuz bu karakterlerde topluma aykırı bir dil ve üslup kullanamazsınız. Kösem sultana örneğin kalkıp ta 21. yy özelliklerini yazarsanız, okuyucu bu kişi bizimle dalga mı geçiyor diyerek sizi pek umursayan tavır takınmayacaktır. Tarihi bir metin oluşturulurken asla gerçekleri göz ardı edemezsini. Toplumun alıştığı ve kabul ettiği düzene kafa tutup kösem sultanın ağırlığındaki bir sultana hoppa ergen muhabbetlerini diyaloglarınızı oluştururken kullanamazsınız.
Diyaloglar karakterinizin sosyolojik özelliklerini çok çabuk ele verecektir. Sizlere örnek bir çalışma olarak muhteşem yüzyıl setini de örnek gösterebiliriz. Sinema da aynı kurallar geçerlidir çünkü. Hatta en net örneğini orada görmek mümkündür. Hürrem sultan, sultan Süleyman ve şehzadelerin oradaki konuşmaları el ve kol hareketleri, selamlama şekillerine bakıldığında o dönemde ki insanların sosyal yönlerini ortaya koyarlar. Eğlence anlayışları, dinlediği müzikler, çalınan enstrümanlar, söylenen türküler, kocalarına seslenme şekilleri, masallar, destanlardaki özellikleri bile döneme göre değişiklik gösterebilir. Gelin edebiyat dönemlerimizde bu sosyolojik özellikler nasıl yansıtılmış bir bakalım. Dönemlerin kabul gören ve ses getiren eserlerinden hareketle anlatabiliriz.
Burada bir eserin oluşturulurken hangi dönemde olursa olsun yapacağı iş o toplumun sosyal açıdan gözlemlemesidir. İncelemeler, araştırmalar ve tahliller karakterin oluşturulması açısından önemli bir yer tutar.
Sözlü Edebiyat Dönemi: Örneğin dede korkut hikayelerinde kahramanların üzerine bir sosyal kimlik yüklenmiştir. Nedir bu kimlik? O dönemde yiğitlik, kahramanlık, savaşmak ve insanlara değer vermek en önde gelen değerlerdendi toplumda. O halde eserde anlatılan kahramanlarda illa ki olağanüstü bir durum yaşayacak ve karakterlerde bu özelliklere bürünecektir. O dönemde büyüklere duyulan geniş saygı dedem korkut ismindeki bir karakterde anlatılmış ve bu karakteri, diğer ana karakterlerle bağlantılı bir duruma getirmiştir. Türklerde ki isim verme geleneği en büyük ve saygı duyulan bu dedem korkuta verilmiştir.
Divan Edebiyatında yazarlar sosyolojik özellikleri kadın üzerinden verirler. İlahi aşkın yoğun olarak yaşandığı ve İslami etki altında gelişen yazılarda beşeri aşkın gelip geçici olduğunu vurgulayan ve sevgili motifiyle birçok şey anlatan şairler yine o dönemin üslubuna göre hareket etmiştir. Kullanılan dil Osmanlıca olmuştur.
Halk Edebiyatı: Burada kahramanların karakteristik özelliklerini Türkçenin sadeleşme hareketi yansıtılmıştır. Tanzimat Edebiyatı: toplumda çarpık ilişkilerin, düzenbazlığın arttığı dönemlerde toplumu bilgilendirmek amacıyla kaleme alınan eserlerin karakterlerin sosyal yönü ağırlıklı olarak vurgulanmıştır. Araba sevdası, taaşşuku Talat ve Fitnat, Ahmet bey ve rakım efendi gibi eserler en çarpıcı örneklerini sizlere sunmaktadır.
Servet-i Fünun Edebiyatı: Aşkı Memnu kitabında Halit ziya’nın yaşadığı hayat ve o dönemin ahlak, yaşam ve bakış tarzlarını tam anlamıyla yansıtmaktadır. Eğlence hayatına düşkünlük ve israf olayı kahramanların üzerine başarıyla sindirilmiş ve betimlenmiştir.
Fecr-i Âti Edebiyatı: karamsarlık ve benzeri konuları gündeme getirmişler ama karakterlerinde bir önceki dönemin ilerisine götürememişlerdir. Hemen hemen aynı olan karakterlerin sosyolojik özelliklerinin en değişik ve radikal örneklerini: Milli Edebiyat, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında ve 1940 Sonrası Türk Edebiyatında ki eserlerde hissedeceksiniz.
