Önyargılarımızla Savaşmak: 12 Kızgın Adam

1957 ABD yapımlı 12 Kızgın Adam, Sidney Lumet’in ilk yönetmenlik denemesidir. Önyargılara karşı yapılan bu filmin, dar bir mekânda ve olayın başkahramanı olan çocuğun gözümüze sadece kısa bir mahkeme sahnesinde görünmesi nedeniyle seyircide önyargılar oluşturmaktadır. İşte bu noktada önyargılara karşı olan bu filmin seyircinin önyargılarını kırarak kendini izlettirmesi başyapıt olduğunu kanıtlar niteliktedir.
İnsan karşı olan önyargıları ve yine insan hayatına verilen değeri gözler önüne seren filmde, mahkemelerin jüri sistemine eleştiri sunmaktadır. Bunu en bariz olarak 12 jüri üyesinin kimisi reklamcı, kimisi mimar, kimisi pazarlamacı ve en önemlisi de kimisi de sıkı bir beyzbol hayranıdır. Ve bunların hepsi insan hayatını bir madde gibi var sayıp önemsemeyen ruh halinde olmalıdır. Jüri üyelerinden ikisinin tartışma esnasında masada sos oynamaları insan hayatına verilen değeri gözler önüne sermesi bakımından en güzel örnektir. Ve dahası beyzbol maçına yetişemeyen adamın feryatları… Filmde bunlara karşıt olarak Henry Fonda’nın canlandırdığı jüri karakteri en basit olayları dahi düşünmeye, mantıklı şüpheler üreterek diğer jüri üyelerinin de kararlarında iyice düşünmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Filmin başarısına başarı katan bir diğer husus ise jüri üyelerinin meslekleri haricinde ne isimleri ne de başka ayırt edici özellikleri dile getiriliyor. Bu sebepten ki seyirci, jüri üyelerinin her davranışı, giyimi üzerinden onların nasıl insanlar olduğunu anlamaya çalışması filme sürükleyici bir hava katmaktadır. Bu sürükleyici havayı destekleyen diğer unsur ise mantıklı şüpheler ortaya atarak her defasında bir jüri üyesinin kararının değişmesine sebep olan Henry Fonda’dır.
12 Kızgın Adam, mahkemelerdeki jüri sistemine belden aşağı vurmakla kalmaz, eksikliklerini birer birer gözler önüne serer. Ortaya atılan her mantıklı şüphe ve düşüncede ‘’yapma hadi’’ diye bastırmaya çalışan bir sistemin işlevini en çokta olaya tanık olan yaşlı adamın ifadesini çürütme sahnesinde rastlarız. Bunu diğer benzer bir sahne olan olayı karşı binadan gören kadının tasvir edildiği sahne izler. Jüri sistemin en büyük eksikliği olan gerçeklerle ilgilenmek yerine varsayımsal verilerle ilgilenme hususuna değinirken önyargılarla nasıl savaşılabileceğini gözler önüne sermesi ustacadır.
Sonuç olarak 12 Kızgın Adam, bir filmden daha fazlasıdır. İzledikten sonra insanı oturup düşünmeye sevk eden, var olan davranışlarını sınamaya zorlaması bakımından bir filmden fazlasıdır. İnsana sorgulayıcı bir zihniyet yerleştirmesi ve empati kurma özelliğini sunması bakımından başyapıt olan bu filmi izlemenizi tavsiye ederim.
GÖKHAN KULOĞLU
