Transilvanya

Sen nasıl bir duygusun aşk. Nasıl da bestelerime, filmlerime, yaşamıma ilham oldun. Canımı çok yakıyorsun, yerlere yığdın beni ağırlığınla… Öznen kim senin? Ben miyim?’’ Bu adam ne yaşamış olabilir bunları üretecek? Besteci ve yönetmen Tony Gatlif’in ‘Transilvanya’ filmindeki aşk betimlemesine, benim kelime dağarcığım yetmiyor. Ama… Önce bir hayal seyrediyoruz bilmeden hayal olduğunu. İçine düşüyoruz özlemin ve aşkın…
Yaşadık mı ki biz, özlem sonrası, böyle bir kavuşma. Hayal işte… Sonradan o sahnenin gerçek olmadığının farkına varınca, kırılıyor ürettiğimiz hayallerimiz de kızınki gibi. Aşkını kilometreler sonra buluyor, aynı hayal ettiği gibi yaklaşıyor yanına. Koklayacak sanıyor saçlarını, kemikleri acıyacak sanıyor sarılmaktan. Öyle olmuyor işte, kolundan tuttuğu gibi savuruyor sokağa aşkı onu. Sonrası hüsran, odağı bilinmez ağrılar yayılıyor her hücresine. Ölse iyi, bir süreliğine. Bir pagan festivalinin içinde kaybettiği kendini, ormanda buluyor. Şarkıların notalarını bahane ediyor toplamak için parçaları… Toplanmıyor… İyice dağılıyor… Sonra her zamankinden şeyler oluyor…
Safiye Ersoy
