Köpek Dişi (Kynodontas,2009)

Çocukluklarından bu yana dış dünyadan tecrit edilerek bahçeli bir evde yetiştirilmiş ‘insansıların’ öyküsüdür “Köpek Dişi”. İnsansılar tabiri bu çocukların anne ve babaları tarafından büyük bir şartlanmışlıkla yetiştirilmelerinden dolayı bilinçli bir şekilde kullandığım bir tabir. Korkuları, hazları, oyunları, öğrenecekleri ve yapacakları hep ebeveynleri tarafından şekillendirilmiştir. Hatta tüm kelimeler alt üst edilmiş, kavramları değiştirilmiş yepyeni bir dünyada yaşamaktadırlar. Dikkate değer olan, bu insansı çocukların “fıtrat” dediğimiz yaratılıştan içlerinde olan insan olabilme eğilimini keşfedip edemeyecekleridir.
Köpek Dişi
Çocuklardan birisinin evden ayrılabilmesinin şartı köpek dişinin düşmesidir. Özgürlüğe kavuşabilmenin anahtarı. Kilide uymayan yapay bir anahtar. Hiç düşmeyecek olan köpek dişinin düşmesinin beklenmesi. Ebeveynler “insanı” tanıdıkları için şartlanmışlıkları aşıladıkları çocuklarının özgürlüğe kavuşabilmesini de hiç gerçekleşmeyecek bir şarta bağlamıştır. İnsanın özgürlüğe meyli fıtridir çünkü. Bu özgürlük duygusunu da hissettirmeden, fark ettirmeden, alıştıra alıştıra kilit altına aldığınızda bir gün özgür olabilmek umuduyla yaşayan ayağı olmasa da zihni prangalı bir insan profili oluşturmuş olursunuz. Tıpkı bazı demokratik diktatörlüklerde ve kapitalizmin yöntemlerinde görüldüğü gibi. Bu anlamda filmdeki bahçeli ev ülkenize, ebeveynler başınızdaki küresel güce, çocuklar ise yönetilen millete benzetilebilir.
Kavramlarınızla oynanmışsa köle gibi yaşar, boyun eğersiniz. Kendi kavramlarınızı oluşturmak zorundasınızdır bu yüzden. Kavramlarınızı başkaları belirliyorsa onların çizdiği sınırlar içerisinde yaşar, bu sınırların dışına adım atmak istediğinizde engellenir ve hatta öyle korkutulursunuz ki kedi gibi evcil bir hayvanın vahşi bir canavar olduğuna inandırılırsınız. Kendi hayatınızı yaşamak ve özgür kılmak istiyorsanız kavramlarınızı yeniden inşa etmeniz gerekiyor bu nedenle. Kelimelerinizi doğru seçmek, zihninizi onarmak elzem oluyor.
Filmin dikkat çeken noktalarından bir tanesi evin erkek çocuğunun cinsel ihtiyaçlarını karşılamak üzere dışarıdan getirilen bir kadınla olan etkileşiminin evde zihinsel bir devrime neden olmasıdır. Dış dünyadan bir insanla temas kuran çocukların yeni kelimeler öğrenerek zihinlerinde yeni dünyalar yer açmasıyla, algıladıkları dünya olan ev, artık onlara dar gelmeye başlar. Bazı kavramların yanlışlığı kafalarını karıştırır. Bu nedenle ebeveynler tarafından cezalandırılan kadın eve bir daha getirilmez ve artık kadının vazifesini kız kardeşi üstlenmeye başlar. Evet kız kardeşi! Kapalı toplumların ilkelliğini gösteren çok önemli bir vurgudur ve gerek birey gerekse toplum için geçerlidir. Etkileşime az giren insanın kafasındaki dar fikirleri mutlak hakikat olarak algılaması nasılsa, diğer toplumlarla etkileşimi zayıf olan toplumların dünya medeniyet seviyesine ulaşamaması da öyledir.
Ve İnsanın Zaferi…
Bilindiği üzere “Evrim olmadan devrim olmaz”. Zihinsel olarak kafaları karışan, yeni dünyaların varlığını kavrayan ve insanın en temel duygularından biri olan merak duygusuyla sarmalanan çocuklardan biri insanın isyanını gerçekleştirir. Köpek dişini kendi elleriyle vura vura düşürür. Kanlar içinde kalır, yeni dünyaları keşfedebilmek, insanlık yolunda ilerleyebilmek için. O, köleliğe karşı ilk kendi kanını akıtır. İnsandır! Kanayan yüreğinden taşan allar şimdi dudaklarından süzülse de özgür bir ruh için atılan ilk adımdır bu. Özgürleşebilmek uğruna çekilen çiledir. Ve bu, insanın zaferidir…
**Filmin Künyesi
Yönetmen: Giorgos Lanthimos
Senaryo: Eftyhmis Filippou, Giorgos LAnthimos
Tür: Dram
Süre: 94dk
Yapım: 2009-Yunanistan
Oyuncular: Michelle Valley, Alexander Voulgaris, Aggeliki Pappoulia, Mary Tsoni
