Wilbur Wants to Kill Himself (2002)

Lone Scherfig’e ait olan eser, ilk bakışta anlaşılamayan karakterleriyle dikkat çekiyor. Filmdeki tipleri anlamak, yorumlamak gerekiyor. Wilbur karakteri üzerinden yaşamı ve hayatı sorguluyor gibi düşündürse de, film yalnızca bununla kalmıyor. Filmin adında bile kendisine yer edinememiş olmakla beraber görünmeyen filmin asıl kahramanı var bir de. Kim mi? Wilbur’un ağabeyi Harbour…

Wilbur ve Harbour

Wilbur, çocukluğundan kalma bir travmanın gölgesinde yaşayan, bulduğu her fırsatta kendisini öldürmeyi deneyen birisi. Yaşamdan nefreti, kendi yaşamından nefretinin arkasında gizleniyor. Wilbur bu nedenle her ne yaparsa yapsın görünmek istiyor. Görünmediği zaman kendisini öldürmeyi deniyor ve böylece intihar ederek görünmek, ilgi çekmek istiyor. Filmde Wilbur karakterinin bu özelliği direk göze değecek şekilde belirtilmese de, filmin anlatısı geliştikçe Wilbur daha da iyi tanınıyor, tipleme zihinlerde oturuyor. Ancak filmin sonunda Wilbur için hüküm verilebiliyor bu nedenle. Görünmek için yaşayan, görünmüyorsa görünmek için ölümü seçebilen bir adam Wilbur.

Harbour ise kardeşinin tersine mantıklı ve hayatla barışık bir yapıya sahip. Görünme derdi olmayan daha çok görmeye odaklanmış bir kişilik. Alice’yi de bu nedenle kardeşinden önce o fark eder. Wilbur’dan önce sever Alice’yi, evlenir onunla. Wilbur ise ancak Alice onu intihardan kurtardığında fark eder, yani Alice onu fark ettiğinde yani Wilbur göründüğünde ancak görebilmiştir Alice’yi. Harbour Alice’ye bir olay anlatırken babasının elini şefkatle tuttuğunda kendisini Wilbur zannetmesinden bahseder. Alice bunun üzerinde durarak sorar:”Wilbur mu sandı?” Bunu vurgulaması Alice’nin Harbour’u Wilbur sanmasıyla ilişkilendirilebilir. Yani sevdiğini sandığı Harbour aslında sevmek istediği kişi değildir. Bunu da Alice’yi tanırken daha iyi açıklayacağız. İki kardeşin arasında kalan kadın Alice’yi tanıyalım şimdi de.

Alice

Alice, bir hastanede temizlikçi olarak çalışan, düşük geliriyle kızına bakmaya çalışan, hayat mücadelesinde çırpınan bir kadın. Hastanede bulduğu kitapları Harbour’un kitapçısına getirip satar ara ara. Harbour ile burada tanışır, işten kovulduğu bir sırada Harbour’un evlenme teklifini kabul eder ve evlenirler.  İşsiz, bakmak zorunda olduğu bir kızı olan, mantıklı, düzgün ve iyi bir adamdan başka tanıdığı olmayan bir kadın, eğer tek tanıdığı olan bu kişiden evlenme teklifi alsaydı sizce ne cevap verirdi? Alice de öyle yaptı. Film boyunca Harbour’u sevdiğini söylese de çaresizlik onu buna yapmaya itmiştir aslında. Maslow’un ihityaçlar hiyerarşisini hatırlarsak Alice’yi daha iyi anlayabiliriz. Harbour ile tanıştığında önceliği fizyolojik ihtiyaçları ile güvenlik endişesiydi. İşsizdi kendisine ve kızına nasıl bakacağını bilemiyor, geleceğe de güvensiz bakıyordu. Bu şartlarda insan sahip olduğu duyguların gerçekliğinden emin olamaz. Harbour’a karşı belki de beslediği minnet duygunu ‘aşk’ zannetmesi bu nedenle belki doğal karşılanmalı. Bu ihtiyaçlar giderildiği zaman ise bir üçüncü ihtiyaç devreye girer. Sevgi ihtiyacı. Bunu da gerçek anlamda Wilbur ile tatmin eder.

Ölmek İsteyen Kim? Ah Harbour Ah!

Wilbur gibi dursa da ölmek isteyen, daha yaşarken hayatını hep Wilbur’un dertleriyle geçiren, annesinden ve babasından sürekli Wilbur’u dinleyen Harbour’dur. Yaşarken ölmüştür, kendisini başkalarının dertleriyle öldürmüş ve başkaları için yaşar hale gelmiştir. Ölen kişi görünmez, hissedilmez. Harbour da göze değememiş, hissedilememiş ve anlaşılamamıştır. Bu nedenle Wilbur’u bencil bulurken, bu filmde insanlık değeri olarak Harbour’u gördüğümü belirtmek istiyorum. Ölürken dahi sesi çıkmayan adamın, sessiz yürüyüp, sessiz giden adamın mezar taşı dahi yoktur öldüğünde çünkü istememiştir. Yaşarken bilinmediği, fark edilmediği gibi, öldükten sonra da fark edilmek istemez. Bu yazıyı, Harbour gibi tüm görünmez kahramanlara bir saygı duruşu olarak, onlara ithaf ediyorum.

**Filmin Künyesi

Yönetmen: Lone Scherfig
Senaryo: Lone Scherfig, Anders Thomas Jensen
Tür: Komedi, Dram, Romantik
Müzik: Joachim Holbek
Görüntü Yönetmeni: Jorgen Johansson
Oyuncular: Jamie Sives, Adrian Rawlins, Shirley Henderson, Lisa McKinlay

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir