Yer Çekimi

Gravity

9,8 ivme ile bizi dünyaya bağlayan güce denir. Tıpkı yaşam gibi.

Son görevinde olan bir erkek astronot ile ilk görevinde olan tıp mühendisi kadın aynı uzay gemisinde kaderleriyle baş başa kaldıklarında ne olur? Yeryüzündekiyle aynı.

Her şeyin kontrolümüz altında olduğunu düşündüğümüzde işler çok daha kolay ilerler. İster sıradan bir hayat olsun isterse uzayda bir zaman dilimi, normal şartlarda bu kural değişmez. Normal şartlarda yerçekimi olmasa bile… kordonlar, itici tüpler, çeşitli araçlar emrimizdedir.

Öyle olasılıklar içinden çıkar bugünlere geliriz ki bazen kader bile şaşırır. Biz bunu “boşlukta savrulur dururuz” sanırız… Olur ya; bir kaza oluverir bu esnada da doktor hanım bir hata yapar işler işin içinden çıkılmaz bir hal alır. Boşlukta sürüklenmeye başlayan doktor hanımın imdadına ne yapıp edip yetişen son görevinde ki adam olur. Ne de olsa; acımasız ayaklar altında ezilen üzümden nasıl iyi bir şarap olursa; yaşanmışlıklarını biriktirmiş bu astronot da öyle adamdır. Son görevinden sonra adayacağı bir ömür kalanı olmadığını bilen adam, uzayda bile işleri karıştıran bu kadın için kendini feda eder.

Yer çekiminin olmadığı olmaz mı dersiniz yeryüzünde? Olur, ayaklarımızın yerden kesildiği anlardan tutun da yerle bir olduğumuz anlara kadar. Her ikisinde debir boşluk denizinde yüzerek kalmak; uzayda kaybolmaya benzer. Öylesine bağlantı kopmuştur ki; Huston bile ses vermez bazen. Tekrar yere düşebilmenin mümkün olmasını ümit ederek dalmaya başlarsınız diplere. Zamanı geldiğinde dibe vurup yeryüzüne ulaşabilmek için.

Şimdi bu kısa hatırlatma sizi üzmesin. Çünkü bu kadar mutlu yaşayamazdık bu kadar unutkan olmasak…

Murat Ziya Öztürk

Yorum Yaz