The Interview Film İncelemesi

the interview

Amerikada 24 Aralık tarihinde vizyone girmiş filmimizin yönetmen koltugunda Hollywood’un yaramaz çocugu Seth Rogen bulunuyor, şöyle arşivime bakıyorum da, Seth Rogen denilince aklıma benim, 3 farklı karakter geliyor. ilki Paul (2011) filminde umursamaz küfürbaz ve komik ses tonuyla, ikincisi Kung Fu Panda da Çekirge karakterindeki donuk karakter, üçüncü olarak da 50/50 (Şansa Bak) filminde Joseph Gordon-Levitt ile işe yaramaz, odun görüntüsünden sadece cinselliği düşünen bir tiplemesi aklıma geliyor, The interview da ise  yeni şeyler görmek, pek mümkün değil, oyuncumuz eski alışkanlıklarından vazgeçmemişe benziyor. Başrol oyuncusu olarak film de kendisinden başka James Franco eşlik ediyor. Filmde Aaron karakteriyle Seth Gordon’ı, Dave karakteriyle de Franco’yu  görüyoruz.

Aaron, bir talk show programı yapımcısı, Dave ile beraber Hollywood’un ünlü isimlerini konuk edip, onlara aykırı sorular sorarak gündem oluşturmaya çalışıyorlar, tüm Amerika tarafından izlenilen hatta çok sevilen ve yüksek reytingli bir talk show programı olmasına rağmen, Aaron ve Dave aslında TV dünyasında pek ciddiye alınmıyor, Aaron ise magazin haberleri yerine artık ülkeler arası sıcak gündemle alakalı haberler yapmak isteyip, tüm TV dünyasından kendisine saygı duyacağı bir çalışma yapmak istiyor ve bir gün hayatının fırsatını yakalıyor, çok ünlü bir devlet adamıyla röportaj yapmak için görüşmeler yapıyor ve bu devlet adamı, hepimizin yakından tanıdığı şuanda tüm dünyayı Nükleer projeleriyle, halkına yaşattığı diktatör rejimi ile tanınan Kuzey Kore’nin ünlü devlet başkanı Kim olunca, tüm dünya bu röportajı konuşuyor, ancak başta Amerika ve diğer ülkeler, Kim’den nefret edip, ondan kurtulmanın planını yapmalarından dolayı Aaron ve Dave’in yapacağı röportaj Amerikan Hükümeti’nin Kim’den kurtulabilmesi için harika bir fırsat oluşturuyor ve hemen suikast planı yapılıyor, ve bu iki kafadar programcıya Kim’e nasıl suikast yapılacağı anlatılıyor. Böylece iki programcı hem röportaj yapmaya ve hem de Kim’e suikast düzenlemek için Kuzey Kore’nin yolunu tutuyorlar.

the interview

Film açıkçası, Amerika da hiç sevilmemiş olacak ki, inanılmaz kötü bir Box Office  hasılatı elde etmiş, filmi tüm Amerika’da ilk haftasında sadece 2 milyon dolarlık bir hasılat elde etmiş, bunun en büyük nedenlerinden birisi de filmin şirketi ile Kore arasında çıkan anlaşmazlık, hatta filmi başarısız olacağı tahmin edilmiş ki, Sony şirketi bu filmi 100.000 dolara satın almak istemiş, ve farklı bir proje için kullanılması gündeme gelmiş, ancak bu konuda anlaşma sağlanamadan filmin korsan hali tüm dünyaya dağıtılmış. Film ülkemiz de henüz gösterime girmemesine rağmen, piyasada her yerde bu filmi görebilirsiniz. Filmin Türkiye de gösterim tarihi olarak 15 nisan planlanmış.

Film oyunculuk ve senaryo açısından tam bir klişeleri içerisinde barındırıyor, Seth Gorden her zamanki performansını gösterse de, Oscar’a aday olmuş bir James Franco bir hayli rolüne ısınmamış gibi. Muhtemelen senaryo gereği olabilir ancak şuana kadar hep ciddi filmlerde gördüğümüz bir aktörün çok fazla argo içeren bir filme ısınmayışını pek yadırgamıyorum, aslında bu filmde başrol olarak The Dictator ve Borat filmden tanıdığımız Sacha Baron Cohen oynasaymış rolünün hakkını sonuna kadar verebilirmiş. Aynı zamanda The Interview, geçen yılın absürt komedi filmi Ted ile çok benzer bir jargon kullanmış, sürekli belden aşağı espriler, sürekli pornografik ifadeler, belirli yerden sonra insanı bıktırma noktasına gelen ergen espriler, kesinlikle 18 yaş ve üzeri kişiler için izlenebilecek film haline getirmiş. Film belki de bu kadar fazla uç noktalarda gezmese, komik bile sayılacak diyalogları var.

the interview

Filmin özellikle Amerika ve Kuzey Kore ile alakalı göndermeleri cidden çok sert! Nitekim filmin çok cesur olması, bu zamana kadar hakkında bir filmin yapılmasına cesaret edilmemiş birisi hakkında film yapılması, sinemaya uygulanan manipülasyonların, ve sansürüzmin yok olması adına güzel karşılanabilir, Filmde aynı zamanda Hollywood oyuncularının gizli dünyalarının deşifre edilmesi, bir kaç tane konuk oyuncunun komik diyalogları ve hepimizin çok sevdiği efsane Scorpion’un “Wind of Change” ile Katy Perry’nin “Firework” şarkı dışında çok fazla olumlu bir şey görmek mümkün değil.

Filme puanım 10 üzerinden 6.1

Cinerium Ailesinin bir üyesi olarak, herkesin yeni yılını kutluyor, bu yeni yılda, sinema için birbirinden kaliteli yapımların sergilendiği, sevgi ve barışın hâkim olduğu, savaşların sadece filmlerde görüldüğü, bir dünya diliyorum.

Size efsane Scorpion’nun The Interwiev filmi soundtrack’i olan “Wind of Change” şarkısı ile veda ediyorum.

M. Said Çakallı

Yorum Yaz