Sinemada Reklam Neden Fazla?

Çoğumuzun sosyal aktivite olarak yaptığı en sık şeylerin başında sinemaya gitmek gelir büyük ihtimalle.Fakat bir kaç saatliğine hayatın olağanlığından sıyrılmaya çalıştığımız sinemada bizleri en çok rahatsız eden şey kuşkusuz ki sinemada gösterilen aşırı fazla reklamlardır. İzlenilen filmi beğenip/beğenmemek seyircilerin takdirindedir ve her seyirci film hakkında farklı görüş belirtebilir. Ama salonda ki herkesin ortak noktada keşiştiği yeğane tek şey reklamların uzunluğu ve sıkıcı olmasıdır.

Bu yazımızda sizlere sinemada reklamların neden uzun olduğu ve sinema salon işletmecileri ile seyirciler arasında ortak yolun nasıl bulunabileceğini yazmaya çalışacağım.

2000’li yıllarda Türk sinema sektörünün gerçekleştirdiği atılımla birlikte (bkz. 2000’lerde Türk Sinemasının Yükseliş Nedenleri) sinema reklamcılığı büyük şirketlerin ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu ilginin temel kaynağı hem seyirci sayısının fazlalaşması hemde sinemada gösterilen reklamın direkt hedef kitleye ulaşmasıydı. Dünya genelinde yapılan araştırmalar göstermişdir ki sinema salonunda izlenilen bir reklam televizyonda izlenilen bir reklamdan daha fazla hatırlanmaktadır. 1990 yılında Jean Luc Godard’ın Seuguela adlı kitabında bahsettiği gibi “Televizyon’da gözlerinizi indirirsin, sinemada kaldırırsın.”

Sinema salonları kar amaçlı kuruluşlar olduğu bir gerçektir. Fakat insanların hem de yarım saat reklam izlemesi ne kadar doğru?

Şimdi bir sinema salonu maliyetlerine bakalım ve sinemanın işleyişi ile ilgili konulara bakalım.

En başta belirteyim ki sinemaya bir filmi izlemek için ödediğiniz ücretin tamamı sinema işletmecisine kalmıyor. Bir bilet ücretinin %50 si dağıtımcı firmaya, %10 -15 arası anlaşmaya göre avm yönetimine (AVM dışı bağımsız sinemalar bir bir kapandığından dolayı AVM sinemalarından örnek veriyorum) ve %35 lik kısımda sinema işletmecisine kalır. Yani 10 TL ödeyerek aldığınız bir biletin 5 TL film şirketine, 1,5 TL si AVM yönetimine ve 3,5 TL side sinema işletmesine gider. Gerçi o 3,5 TL ninde vergisi var ama neyse.

3,5 TL her ne kadar düşük bir ücret gibi görünse de gişe hasılatı yapan filmlerde devasa kazançlara dönüşebiliyor. Fakat yılda ülkemizde iş yapan film sayısı bir elin parmaklarını geçmediğinden dolayı bu kazanç yıla yayıldığında geyet düşük kalıyor. Çünkü ortalamaya vurulduğunda sinemalar %10 dolulukla oynuyor. Çalışanların gideri, elektrik masrafı vs gibi artı yüklerle sinema salonları ek kazanç elde etmek zorunda kalıyorlar.

Bir sinema salonunun maliyeti gözüktüğü kadar az para değildir. Ortalama bir sinema salonunun maliyeti 350,000 TL – 500,000 TL dir. Yani bir sinema açmak yüksek maliyet gerektirir. Ve bir sinema konforunu sürdürmek için 10 senede bir kendini yenilemek zorundadır.

Buda sinema işletmicelerini kazanç için yeni yollara sevk ediyor. (Bu kazancın başında sinema büfelerini zamlandırmak ve salonda reklam göstermek geliyor)

Şimdi az çok bazı şeyler hakkında fikir sahibi olduk. Bu kadar maliyet altında kar etmek tabi ki sinema salonu işletmecilerinin hakkı kabul ediyorum. Peki belli ücret ödediğimiz ve tek beklentimizin seyir zevki olduğu bir filmi berbat etmek onların ne kadar hakları?

Film başlamadan yayınlanacak 5-10 dakikalık reklam kuşağına hiçbir seyirci fazla ses çıkarmayacaktır. Tabi reklam sonrası sinemaya gelecek filmlerin fragmanını izlemek koşuluyla. Reklamların doldurduğu süre sayesinde fragmanlara da yer verilmez oldu. Bir çok sinema severin en fazla zevk aldığı şeylerden biridir filmin fragmanlarını izlemekken.

İlk yarım saatlik reklam bazı nedenlerden dolayı haklı diyelim. Peki ya seyirci filme odaklanmışken filmin ikinci yarısına reklamla başlamak ne demek. Eğer aranızda müşteri – işletmeci ilişkisi varsa müşterilerinize saygı göstermek zorunda olduklarını bilmeli salon işletmecileri.

Sinema seyircisinin uzun reklamlardan duyduğu rahatsızlık nedeniyle bazı sinema işletmecilerinin reklamları 10 dakika ile sınırladığını biliyorum. Bu kısa reklamlar hem reklamvereni anipatikleştirmeyecek hemde seyircilerin seyir keyfini mahvetmeyecektir.

Bugün sinemaya gitmek isteyen kişi hem sinema biletine yüksek bir meblağ veriyor, hem sinema büfesinde bir suya bile dünyanın parasını veriyor, hemde yarım saat reklam izlemek zorunda bırakılıyor. Salon işletmecileri de ondan sonra sinemaya neden kimse gelmiyor diyor. Böyle giderse her zaman dediğim gibi sinema sektörü kendi bindiği dalı kesecek 1990 larda yaşanılan çöküş gibi çöküş yaşayacaktır.

1 Yorum var

  1. Ahmet 17 Nisan 2015

Yorum Yaz