Quenn (Kraliçe) 2014

Queen Kraliçe 2014

Interbus’la elde edilmiş birbirinden harika 15 günlük bir Avrupa Gezisine adanmış bir incelemedir.

Hint filmleri denilince aklımıza Amir Khan ve Shahrukh Khan’ın filmleri geliyor, ülkemizde ciddi oranda sevilen, neredeyse hepimizin, ya yolculukta, yada arkadaş tavsiyesi üzerine izlemiş olduğumuz Three Idiots, My name is Khan, Fanaa, Ghajini gibi prestijli filmlere kıyasla “The Queen” genç, dinamik ve belirli bir gruba hitap eden, daha çok üniversite çağında ve hayatını gezmek üzerine kurmuş bir çok insanın ortak duygularına tercüman olacak, hayatlarının belirli noktalarında farklı baskılara maruz kalmış, kendi hayatımı mı yaşamalıyım, yoksa hayatımdaki insana göre mi yaşamalıyım dilemmasını yaşayan bir genç kızın hikayesini anlatıyor, muhtemelen bir çoğunuzun duygulanacağı  genelde keyif alıp kahkaha atacağınız bir yeniden doğuş (re-birth) filmi. Hatta millet olarak muhafazakar yetişmiş bizlerin aslında Hintlilerin aile yapısı ve akraba bağlarının, bizden çok daha farklı olmadığını göreceğiniz, kendini tekrar keşfeden herkesin, sevgilisinin yada nişanlısının baskılarına artık dayanamayıp bir Avrupa turu yapayım, kendime geleyim diyenler için harika bir kaçış planı da denebilecek bir film… Söz Avrupa dan açılmışken, Avrupa’yı gezebilmek ne kadar büyük bir mutluluk, çok değil daha 1 yıl önce hiç bir Avrupa şehri görmemiş ve nasıl bir yer olduğunu bilmiyorken, hayatıma giren bir topluluk sayesinde bugün Avrupa da 20’ye yakın şehir gezmiş birisi olarak bu yazımı sizinle paylaşıyorum, bu yüzden Avrupa Sanat topluluğu ve Interbus katılımcılarının ne kadar şanslı olduklarını tahmin edebilirsiniz, Interbus’ın ne olduğu hakkında fikriniz yoksa, size kısaca anlatıp filmin incelemesini yapmak istiyorum, Interbus; sizlerin Avrupa’ya  ulaşmasını sağlayan bir köprü, her yıl binlerce genç, Avrupa’nın birbirinden güzel şehirlerini gezerek, perspektiflerini genişletip Türkiye’ye döndükleri, Avrupa Sanat Topluluğuna bağlı bir resmi bir grup.

Queen Kraliçe Hindistan

Filme gelecek olursak, iki karakterimiz  var, Rani ve nişanlısı Vijay, bu çiftimiz evlenme arifesindedirler, düğün telaşı her bir yeri sarmıştır, aileleri ile beraber düğün gününü beklerken, Vijay evlenmek istemediğini söyler, biraz daha beklemek gerektiğini söyler, ancak Rani bunu duyunca yıkılır, nişanlısını kaybetmemek için, düğün arifesinde böyle bir şeyin olamayacağını, ailesine etrafındakilere bunu nasıl söyleyemeyeceğini ifade eder,  hatta  balayıları için  Paris’te yer bile ayırtmışlardır, ama Vijay kararını vermiştir ve evlenmekten vazgeçer,  Rani kocaman bir boşluğa düşer, balayı biletlerini de iptal edemediği için, yeni bir yer belki iyi gelir diyerek  Paris’e yalnız başına gitmeye karar verir, Paris’te hiç bilmediği bir ortam ve bir kaç kelime den başka bilmediği Fransızca ile  karsılaşınca pişman olur, hatta gittiği gün dönmeye çalışır, ama kaldığı otelde odacı bir kızla tanışır, odacı kız hayat dolu, gezip eğlenen birisidir, Rani ile tanışır ve arkadaş olurlar, Paris’i beraber keşfetmeye başlarlar, Odacı Kız, Rani’ye yeni kıyafetler, yeni arkadaşlar, yeni yerlerle tanıştırır, aynı zamanda beraber eğlencenin dibine vururken, sokaklar, kafeler, barlar, danslar, şanzelize derken Paris’in altını üstüne getirirler, ve Rani bu sayede ilk defa yalnız başına hayatın keyifli olduğunu, mutlu olmak için baskıcı tutucu sürekli hayatına müdahale eden bir adama ihtiyaç duymayacağını ve onun için değişmemesi gerektiğini, anlar. Rani’nin Paris’ten sonra yeni durağı Amsterdam ‘dır, odacı arkadaşı kendisine bir hostel ayarlamıştır, Rani daha önce hiç karşılaşmadığı bir durumla karşılaşır, hostel deki odasına girer ve bakar ki 3 tane erkek, birisi Japon, diğeri Fransız bir siyah, birde Rus. Erkekleri görünce o anda vazgeçer hemen kendine başka seçenekler bulmaya çalışır, ancak başka bir yerde bulamayınca korkarak çekinerek de  olsa 3 erkekle ayni odayı paylaşır, ancak zamanla korkulacak bir şey olmadığını 3 erkekle çok iyi arkadaş olabileceğini anlar, ve artık Amsterdam’ı üç arkadaşıyla beraber keşfetmeye başlar, Paris’te olduğu gibi caddeler, sokaklar eğlenceler, danslar, Red Light, birbirinden farklı insanlar, konserler derken, üstüne birde İtalyan bir aşçıyla ufak bir flört yaşayınca, Rani’nin hayatı hiç olmadığı kadar güzel mutlu heyecanlı bir hal alır, diğer yandan nişanlısı Vijay  bu ayrılığa daha fazla dayanmayarak, Rani’yi bulmak için  Avrupa ya gelir, önce Fransa’ya sonra Amsterdam’a gelir ancak bir türlü Rani’ye ulaşamaz fakat sonunda onu bulur, ancak Rani artik gerçeği görmüştür, nişanlısıyla artık olamayacağını, aslında ortak dünyasının olmadığını ve onun tamamen bencil, belirli kalıpların dışına çıkamayan, dar kafalı birisi olduğunu ve kendi fikirlerine değer vermeyen bir kişiliği olduğunu anlar, bununda  ötesinde artık onunla mutlu olamayacağını anlamıştır, buna rağmen nişanlısı  kendisini çok özlediğini hatasını anladığını söylese de, Rani için artık giden gitmiş, biten bitmiştir, ve şunu anlamıştır Avrupayı keşfetmekle artık ruhunu da keşfetmiştir, ve kolay kolay bu ruhu kaybetmek istemiyordur.

Queen Kraliçe bollywood

Bu filmde inanıyorum herkes  özellikle de Avrupa’yı gezen arkadaşlar çok şey bulacaklar. Paris’te bir birinden güzel caddelerin, restoranların, eğlence mekanlarının ve tabi ki Eiffel’in görüntülerini izlemek içinizde oluşan özlemi biraz olsun dinmesini sağlayacaktır, Amsterdam da ise  o bisikletli yolların ve Museumplein deki  I Am Amsterdam yazısını görmek elbette ki sizlere harika duygular yaşatacaktır, bu arada Red Light’cılarıda untumamak lazım!

Filme puanım 10 üzerinden 8.1, filmin benim için en çarpıcı repliği, sondaki teşekkür repliğidir, Bazen hayatlarımıza girenlere değil de, özgürlüğün ne olduğunu hissettiren gidişlere daha çok teşekkür ederiz, Peki Ya siz ? Var mısınız özgürlüğü daha derin hissetmeye, INTERBUS ile beraber bir Avrupa turuna çıkmaya ?

M.Said Çakallı

Queen (Kraliçe) Film Fragmanı

Yorum Yaz