Nightcrawler (Gece Vurgunu) Film İncelemesi

Gece vurgunu

Lady Diana’yı hepimiz biliriz, ölümü tüm dünyayı yasa boğmuş, hakkında 100’lerce program, belgesel, film yapılmıştı, ölüm nedeni ise son yıllarda hep tartışılan, Medyanın özel hayat dinlemeden, tek bir görüntü alabilmek uğruna mahremiyet olgusunu ortadan kaldırıp birçok insanın hayatına burnunu sokması, ve elde edilen görüntünün, kanallara satılarak büyük paralar kazanma hırsıydı, işte incelemesini okuyacağınız Night Crawler ( Gece Vurgunu) filmi bu konuyu işlemiş, çarpıcı örneklerle izleyici derinden etkiliyor. Yönetmen Dan Gilroy, 55 yaşında olmasına rağmen ilk defa uzun metrajlı bir film çekmiş. Filmin başrollerinde son yıllarda yıldızı iyice parlayan Source Code ve Zodiac filminden tanıdığımız, Brokeback Mountain’in Cow Boy’u Jake Gyllenhaal, Louis Bloom karakteriyle harika bir performans sergiliyor, diğer yan rollerde ise   Rene Russo (Nina Romina), Riz Ahmed (Rick) oynuyor.

Nightcrawler (Gece Vurgunu) gerilim ve dram severlere göre, ancak filmde dram daha bir ağırlıkta, Jake Gyllenhaal ( Louis Bloom) saçları jöleli, her zamanki görüntüsünden 10 kilo kadar zayıflamış, düzgün aksanlı, kültürlü, şatafatlı konuşmayı seven, sürekli etrafa gülücükler saçan, zararsız bir adam görüntüsünde, ancak Louis’de birçok insanda olmayan, dahiyane fırsatçılık zekası, kurnazlık ve cesaret var. Louis normal işlerde çalışmak yerine hayatını hırsızlık yaparak, bir yerlerden çalıp, birilerine satarak geçiniyor, hayatta kalabilmesi için hem çalması hem de çaldığı birbirinden farklı şeyleri, abartılı yalanlar söyleyerek pazarlaması gerekiyor. Yine bir gün çaldığı malları bir işportacıya sattıktan sonra arabasıyla giderken bir trafik kazası görüyor, ve gördüğü manzara hayatını değiştiriyor, bir muhabirin kamerasıyla çekim yaptığını görüyor,  muhabirden kameraya çektiklerini haber kanallarına satılabileceğini, ve iyi para kazanabileceğini öğreniyor, nitekim Louis kendisine bir el kamerası alıyor, birde polislerin sinyallerini dinlemek için telsiz alıyor, böylelikle Louis amatörde olsa bir kameramanlık işine giriyor, ve para kazanmanın yollarını bulmaya çalışıp, haberlere görüntü satmaya karar veriyor, ancak ilk çektiği görüntüyü kanalın haber patronu Nina Romina tarafından fazla beğenilmeyip, eğer iyi para kazanmak istiyorsan, ne kadar kanlı haberler olursa, ne kadar arka mahallede işlenmiş suç olursa, onların görüntülerinin iyi para edebileceğini söyleyince, Louis ölümlü kazalardan, yada cinayetlerden görüntü alabilmek için her türlü ahlak kuralını çiğniyor, zekasını da işin içerisine katarak, diğer kameramanlara kısa sürede fark attıracak stratejiler geliştiriyor, kazalara herkesten önce yetişebilmek için yanına navigasyonu takip edecek bir stajyer tutuyor, ardı arkası gelmeyen kaza ve cinayet haberlerine, kan revan içindeki  kazalara, en hızlı bir şekilde ulaşarak, cinayet alanlarına girip en ince detaylarına kadar kurbanların resimlerini videolarını çekerek, illegal olmasına aldırış etmeden, delil sayılabilecek kanıtlara müdahale ederek, sırf daha iyi görüntü yakalayabilmek ve farklı açılardan kayıt yapabilmek adına, akla hayale gelmeyen stratejileriyle hiç bir ahlaki değere, kişilik özgürlüklerine aldırış etmeden videolarını çekiyor, ve  son zamanlarında baya reyting sırlamasında son sıralara kendine yer bulan bir Nina Romina’nın kanalına pazarlıyor, ilk başlarda 200 dolara sattığı videoları yeni taktikler sayesinde binlerce dolara satıyor, hatta kendi video prodüksiyonu kurarak, daha ünlü birisi olmak için kendine yeni pazarlar buluyor.

Filmde, reyting uğruna bir TV Kanalı’nın neleri göze alabileceğini, daha çok para kazanmak için nasıl çarpıtma haber yaptığını, insanlara haber ulaştırmak yerine onların duygularını sömürmeyi ön plana nasıl çıkardığını göstererek, günümüz medyacılara, kariyeri için her türlü ahlaksızlığa aldırış etmeyen kişilere sert göndermeler bulunduruyor. TV’lerde boy gösteren birçok magazin programın ve Realite Showlar’ın sırf insanların zaafı olan para ve beğenilme iç güdüsünü sömürüp, TV dünyasında en acı olayların aslında duygudan öte reyting şovuna dönüştüğünü anlıyoruz. Bu tip konuları ele alan piyasada başyapıt denilebilecek yapımlardan Requim For a Dream, yada the Little Miss Sunshine, filmlerini de izlemenizi tavsiye ederim.

Özetle; Yozlaşmış, insanlığını kaybetmiş, sadece reyting ve para odaklı çalışarak bir sürü ocaklar söndürmüş para hırsının, aynı zamanda arkadaş kazanmayı bile sadece dünya çıkarına dönüştürmüş, arkadaşlığı “alınan bir hediye” gibi görüp, sadece karşıdakinin sırtına binmeyi hedeflemiş, bu hedef doğrultusunda karşısına çıkan herkesi kullanan bir sosyopatın hikayesini yansıtıyor Gece Vurgunu….


Başrol oyuncusu Jake Gyllenhaal, oynadığı karakter itibari bizlere kötü karakteri harika yansıtmış, o kadar rahatsız edici bir karaktere harika bir oyunculuk performansı katarak, hepimizin sinirlerini oynatmayı başarıyor, ve aslında gülünce çok sempatik olabilse de o gülüşün altında inanılmaz dürtüler, oyunlar dönüyor. Bu yıl Oscar Ödülleri’nin En iyi erkek oyuncu kategorisine kesinlikle aday olacağına inanıyorum, hatta Oscar heykelciğini Benedict Cumberbatch’in elinden alabilecek mi hep beraber göreceğiz, bu arada henüz The Imitation Game adlı filmi izlemedim, ülkemizde gösterime girer girmez izlemeye çalışacağım, bakalım gerçekten Oscar’a kim daha çok yakın.

Filme puanım, 10 üzerinden 7,3.

Mustafa Said Çakallı

Yorum Yaz