Lucy

İki kez, hem de yedi yıl arayla, yaşayan en sexy kadın seçildi Scarlet Johanson. Filmde bu performansından hiçbir şey eksik değil. Filmi, bunun hatırına dahi seyredebilirsiniz, tabi filmin bu ve aksiyon kısmıyla çok ilgilenmeyip zaman ve bilgi mevzuna odaklanırsanız film, size bu alanda çok ciddi kapılar açabilir. Kafanızı yorabilir. Aslında bu konulara giriş yapmak herkes gibi beni de ürkütüyor.

Çünkü beyin kapasitesinin %100’nün kullanılması, bunun üzerine düşülmesi fikri dahi yok hiçbirimizde. Böyle bir durum ne getirir bilmiyoruz. Luc Besson bu anlamda çok cesur davranmış. Sınırları zorlamış ve şimdilik filmin bize sunduğuna inanmaktan başka çare yok elimizde. Sözüm ona tam kapasite çalışan bir insan beyni, tüm radyo aktif dalgalara, ruhla iletişime girdiği andan itibaren oluşan belleğin her anısına, tüm diğer belleklere, maddeye ve evrende zaman içerisinde üretilen her bilgiye hakimdir. Bu durumda aslında tanrılaştırılan insan tartışmaları hüküm sürüyor 2014 yapımı Lucy filmi ile ilgili. Bu konuya hiç girmek istemiyorum. Neden biliyor musunuz? Korku… Korkularımı burada sizinle paylaşmayacağım. Bir maske takıp cümlelerime, öyle devam edeceğim yazıma. Memnun olmadınız değil mi? Ben de değilim. Filmin çözülme noktaları çok çarpıcı, bir yandan sonsuz bilgelik işlenirken diğer yandan da buna, id dürtüleri sonucu, Lucy’ye tecavüz etmek isteyen bir karakterin önüne geçilemez cinsellik arzusu ve şiddetle ulaşılıyor.

Mafyanın illegal yolla taşınması için oraya yerleştirdiği Lucy’nin karnındaki torba patlıyor ve yüksek doz CPH4 vücuduna yayılıyor. Bu noktada film, sonuna kadar seyredilesi bir hal alıyor çünkü aralarda, maddenin etkisinin ortaya çıkması ve süreçte bu düzeyin giderek artması ile Lucy’nin kullandığı beyin kapasitesinin artışı, sayısal olarak gözümüze çarpıyor. İlk 25. dakikaya kadar filmi seyretmeyi bırakmadıysanız bir daha başından kalkamıyor, hatta nefessiz seyrediyorsunuz. Bir diğer çarpıcı yöntem, film boyunca bu konuda uzman kişi, bunun üniversitede profesör olması ve hatta seçimin Morgan Freeman’dan yana kullanılması, sizi film boyunca önemli hissettiriyor. Kendinizi kayda değer bir Amerikan Üniversitesinde eğitim gören parlak bir öğrenci gibi hissediyorsunuz.

Bilgiden bahsediyor profesör, görsellerle desteklenmiş sunum ve sahneler eşliğinde. Bilginin nesilden nesile aktarımından… Bunun gerçekleşmesi için elzem olan üreme ve dolayısıyla cinselliğin her tür için tek yol olduğundan bahsediyor. Ve aslında bu noktadan bakılınca hiçbir hayvan türünden farkımızın olmadığı duygusu çok fazla hakim olamıyor seyir esnasında çünkü yunuslardan sonra beyin kapasitesinin en çoğunu kullanan ve irade sahibi olan insanın bilgi aktarımı için kullanabileceği başka yöntemlerinin de olması, akıl yürütülmesi kolay bir nokta. CPH4 bir süre sonra Lucy karakterini ele geçiriyor ve tüm hücreleri tek tek ölümsüzlük yolunda, yoluna gitme çabasına giriyor. Buna dirense de tam kapasiteye ulaştığı an yani evren ve zamanla ilgili tüm veriye ulaştığı an, bir arada kalmaya gerek görmüyor insan hücreleri. Ve bir tek kişi her yerde oluyor. Bilgi transferi olduğunu söylemiştim yegane amacın. Tam kapasiteye ulaşan beden, edindiği tüm bu veriyi bir flash bellek aracılığı ile insanlığa bırakıyor. Genelde film yorumladığımda bu karda ayrıntıya girip izlenemez etmem filmi. Ancak bu kez gevezelik etmek istedim. Bende kapılar açtığı kesin bu filmin. Ama maalesef kapılar o kadar hızla geri kapanıyor ki… O kadar çok saldırı var ki aynı anda beyinlerimize. Sadece yirmisi çalışıyor bu beynin. O nedenle kapılar kapanmak zorunda ya da açık oldukları süre zarfında çılgınlık derecesinde yazmak gerekiyor. İnsan olduğumuzu unutur derecesinde…. Bu da aslında filmden bir kuple. Tamam anlatmayacağım sonunu. Eskiden haftada bir, bir film seyrederdik aynı odada bir sürü insanla. Buraya hiç girmeyeceğim…

Safiye Ersoy
(safiyersoy.blogspot.com)

Yorum Yaz