Liseli Polisler 2 Yapım Bilgileri

Liseli Polisler 2

Liseyi (iki kez) bitiren polis memurları Schmidt (Jonah Hill) ve Jenko’yu (Channing Tatum) büyük değişiklikler beklemektedir: İkili bu kez yerel bir üniversitede gizli görev üstlenirler. Ancak, Jenko spor takımında kendine bir kanka bulup, Schmidt de bohem sanat bölümüne sızınca, ortaklıklarını sorgulamaya başlarlar. Artık sadece davayı çözmekle kalmayıp, olgun bir ilişki yürütüp yürütemeyeceklerine karar vermeleri de gerekmektedir. Bu iki aşırı büyümüş ergen, öğrencilikten gerçek erkekliğe geçebilirlerse, üniversite başlarına gelmiş en güzel şey olabilir.

Columbia Pictures ve Metro-Goldwyn-Mayer, LStar Capital ve MRC işbirliğiyle, bir Original Film/Cannell Studios ve Storyville/75 Year Plan Productions ortak yapımı olan “22 Jump Street/Liseli Polisler 2”yi sunar. Başrollerini Jonah Hill, Channing Tatum, Peter Stormare ve Ice Cube’un paylaştığı filmi Phil Lord ve Christopher Miller yönetti. Yapımcılığını Neal H. Moritz, Jonah Hill ve Channing Tatum’un; yönetici yapımcılığını ise Stephen J. Cannell, Phil Lord, Christopher Miller, Tania Landau, Brian Bell, Reid Carolin ve Ben Waisbren üstlendiği, senaryosunu Michael Bacall, Oren Uziel ve Rodney Rothman’ın kaleme aldığı “22 Jump Street/Liseli Polisler 2”nin hikayesi Michael Bacall ve Jonah Hill’e ait olup, Patrick Hasburgh ile Stephen J. Cannell’in yarattığı “21 Jump Street” adlı televizyon dizisine dayanmaktadır. Görüntü yönetimi Barry Peterson, yapım tasarımı Steve Saklad, kurgusu A.C.E.’den David Rennie, kostüm tasarımı Leesa Evans, müziği ise Mark Mothersbaugh tarafından gerçekleştirilen filmin müzik amiri ise Kier Lehman’dır.

Liseli Polisler 2

ARTIK LİSELİ DEĞİLLER

2012 yılında, tüm dünyadaki sinemaseverler hit film “21 Jump Street/Liseli Polisler” ile yılın en komik filmlerinden birini izlediler. Phil Lord ve Christopher Miller’ın yönettiği, yıldız oyuncular Jonah Hill ve Channing Tatum’un aralarındaki müthiş kimyayı sergileyen “21 Jump Street/Liseli Polisler” aynı adlı klasik televizyon dizisinin konusunu işliyordu: Genç görünümlü polisler liseye gizli göreve gidiyor ve orada tüm lise deneyimini baştan yaşıyorlardı. Dizi samimi bir polisiyeydi; oysa film aksiyon komedi tarzındaydı ve spotları ana karakterler arasındaki ilişkiye çevirdi.

“Schmidt ve Jenko tuhaf bir ikililer” diyor Hill ve ekliyor: “Bir araya gelmelerinin nedeni ortak olmaları ama birlikte gerçekten iyi çalışabilmelerinin nedeni ortaya farklı şeyler koymaları.”

Bu düzenleme komediye –ve Tatum’un beklenmedik ve kayda değer bir komedi performansı sergilemesine– uygun olduğunu kanıtladı. Aktör bu konuda şunları söylüyor: “Daha önce hiç komedi filminde oynamamıştım. Sürece güvenmeyi öğrendim –demek istediğim şu ki Jonah çok başarılı; bir repliği art arda 4-5 farklı şekilde söyleyebiliyor. Hem ona hem de Chris ile Phil’e güveniyorum –dostlar arasındayım. Onlar gülüyorsa, komik olduğunu biliyorsunuz.”

Bunun sonucu olarak, Schmidt ve Jenko unutulmaz bir beyaz perde ikilisi oldular. Christopher Miller’la birlikte bir kez daha yönetmen koltuğuna oturan Phil Lord, “Onlar Bogart ve Bacall gibiler. Aralarında müthiş doğal bir kimya vardı. Çok farklılar ama birbirlerine gerçekten saygı ve hayranlık duyuyorlar. Harika bir yin-yang ikilisi oluşturdular.”

Yapımcılar, şimdi, “22 Jump Street/Liseli Polisler 2”de ilişkiyi bir üst seviyeye taşıyorlar. İlk film ilişkinin oluşumu üzerine kurulmuşken, yeni film bir ilişkinin sürmesi için ne gerektiğini konu alıyor.

Bunun bir devam filmi olması, söz konusu konsept açısından uygunluk taşıyor. Yapımcılar “22 Jump Street/Liseli Polisler 2”de büyüyü yeniden yaratmaya çalışmak –önceden geleni yeniden işlemek– yerine filmin taze soluklu olmasını hedeflediler… ki bu, elbette, hepimizin ilişkilerimizde yapmamız gereken bir şey. “Bize devam filmleriyle ilgili en çarpıcı gelen şey, bir bakıma, ilişkinin ikinci bölümü gibi olmaları” diyor Lord ve ekliyor: “Bir ilişkide geçmişi yeniden yaratmaya çalışabilirsiniz ama asla aynı olmaz; yeni ve farklı deneyimler yaratmalısınız ve bunlar harika olmalı.”

Yapımcı Neal H. Moritz ise şunları söylüyor: “‘Yedinci yıl kaşıntısı’nı kullanma fikrini bulduk. İlk filmde, birbirlerinden hoşlanmıyorlardı ama sonradan çok iyi birer dost ve ortak oldular; şimdi, ilişkileri monotonlaştı –tıpkı evlilik gibi. Bu, hikayemizin belkemiğini oluşturdu.”

Miller bunu şöyle açıklıyor: “Dolayısıyla, filme bu şekilde yaklaştık. Komedi unsuru ilk filmle aynı –fakat aynı şeyi yapmaya çalışmak işe yaramadığı için Schmidt ve Jenko’nun yeni bir şey bulması gerekiyor.”

Bu düşünce doğrultusunda, “22 Jump Street/Liseli Polisler 2”nin üniversitede geçmesi mantıklı göründü. “Jenko ile Schmidt’in birbirlerinin ‘üniversite için geride bıraktıkları sevgilileri’ olduğu fikrinden ilham aldık –ama artık üniversitedeler ve önlerine yepyeni bir dünya açılıyor” diyen Lord, şöyle devam ediyor: “Yeni şeyler deneyimliyor ve doğru kişiyle olup olmadıklarını sorgulamaya başlıyorlar. Aramızda üniversiteye gidip bunu yaşamış arkadaşları olanlara, hikaye samimi ve hakiki geldi.”

Moritz ve Tatum’la birlikte filmin yapımcılığını üstlenen Hill, “Üniversite insanın kim olduğunu bulmasıyla ilgilidir. Örneğin, Schmidt kendini hakikaten Jenko’yla ortaklığıyla tanımlayageldi. Üniversitede ise kendisinin kim olduğunu anlamakta zorlanıyor” diyor.

Bu arada Jenko da kendisiyle biraz daha fazla ortak noktası olan birini bulmuştur. İki polisin soruşturmaları onları futbol takımına yönlendirince, Jenko takımın oyun kurucusu Zook’la (Wyatt Russell) kanka olur. Çok geçmeden, Jenko ile Schmidt’in dört dörtlük gibi görünen dostluğunda sorunlar yaşanmaya başlar. Tatum’a göre, “Zook, Jenko’nun erkek aşkı gibi. Hemen kıskançlıktan kaynaklanan sorunlar baş gösteriyor –ve bu sorunlar Schmidt ile Jenko’nun üzerinde çalışması gereken davaya engel oluyor. En sonunda, soruşturmayı ayrı ayrı yürütmeye karar veriyorlar.”

Filmi yine Phil Lord ve Christopher Miller yönetti. Tatum, “İlk film her şeyiyle onlarındı; belirgin bir şekilde Chris ve Phil tarzıydı” diyor ve ekliyor: “Benim için en önemli şey, filmde tonun bambaşka olmasıydı –daha önce hiçbir filmde görmediğim, ferahlatıcı bir havaya sahipti. O yüzden, devam filmi için geri gelmeyi kabul etmelerine çok sevindim. Filmi özel yapacaklarını biliyordum.”

Lord ve Miller bu film ile gösterime girer girmez dünya çapında hit olan “The Lego Movie”yi eş zamanlı olarak yönettiler. “21 Jump Street/Liseli Polisler” ve ilk filmleri “Cloudy with a Chance of Meatballs”daki başarıları, Lord ile Miller’ı günümüz komedi türünde en önemli yönetmenler arasında soktu.

“22 Jump Street/Liseli Polisler 2”yi ilk film kadar taze soluklu ve orijinal kılmanın bir meydan okuma olacağı daha başından belliydi ama bu, onlara cazip gelen türde bir meydan okumaydı. Gerçekten de unutmamak gerekir ki “21 Jump Street/Liseli Polisler”in çantada keklik bir film değildi ama Lord ve Miller yapımın altından başarıyla kalktılar. “Hakikaten zor ve onu yapmanın tek bir yolu varmış gibi görünen bir proje; işte bu, bizim yapmak istediğimiz türde bir proje” diyor Lord.

Moritz ise şunları söylüyor: “Phil ve Chris son derece kibar, yumuşak ve çalışkan insanlar. Filmlerine yürek katmayı gerçekten biliyorlar. Tamamen durgun bir komedi sahnesinde bile, ona duygu katmayı, ilişkileri filmin başından sonuna takip etmeyi ve bunun hikayenin merkezi olmasını sağlamayı başarıyorlar.”

Lord ve Miller’ın heyecan duyduğu konu ise hem ilişkinin temalarını irdeleme, hem de bir aksiyon-komedi devam filmi yapma düşüncesiyle oynama fırsatıydı. “Bu tür bir film yapmanın eğlenceli yanı türü ters yüz edebilme olanağıdır” diyen Lord, şöyle devam ediyor: “Bir Neal Moritz filmi izlerken, havalı bir arabalı kovalamaca sahnesi olacağını bilirsiniz – ama bizde direksiyonda Schmidt var ve araba kullanmayı bilmiyor.”

Miller ise şunları ekliyor: “Başka filmler çılgın aksiyon sahnelerini bizden daha iyi yapabilirler. Bizim ona eşlik edecek sağlam komedi unsurlarımızın olması lazım. Bir yandan komik bir fikir barındıran, bir yandan da olabildiğince sıkı görünen bir şeyler yapmalıyız.”

Örneğin, Bahar Tatili’nin çılgınlığı içinde muazzam bir kovalamaca sahnesi. “Bir sürü sarhoş, çılgın üniversite öğrencisinin şişenin dibine vurduğu, dağıttığı bir ortamda bir kovalamaca sahnelemek bize gerçekten komik göründü” diyor Lord.

Liseli Polisler 2

TUHAF İKİLİ – SCHMIDT VE JENKO

Schmidt ve Jenko “21 Jump Street/Liseli Polisler”de başarılı bir ortaklık kurmuş olsa da, pek çok açıdan değişmediler. Schmidt hâlâ nevrotik ve yapışkan; Jenko ise hâlâ davayı çözecek kadar zeki olmadığına dair şüpheler yaşıyor.

Karakterler hayal ürünü olsa da, Schmidt ile Jenko arasındaki ilişkinin özü kamera arkasındaki iki gerçek ilişkiye dayanıyor: Biri Lord ile Miller; diğeri ise Hill ile Tatum arasındaki ilişki.

“Bizim sağladığımız en büyük katkı, cinsellik içermeyen uzun dönemli bir ilişki içinde olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamamızdan kaynaklanıyor” diyor Lord.

Gerçekten de, Lord ile Miller’ın dostluğu kendi üniversite günlerine dayanıyordu; ve Jenko ve Schmidt gibi, ortak bazı çevreleri olsa da ilgi alanları farklıydı. “22 Jump Street/Liseli Polisler 2”de, Jenko öğrenci birliğine giriyor, Schmidt ise sanat bölümünden arkadaşlar ediniyor. Gerçek hayatta, “Ben bir öğrenci birliğindeydim; Phil ise daha çok sosyal gelişim meraklısı bir çevreye sahipti” diyor Miller.

Lafı dolandırmayalım. “Tek kelimeyle hippilikti” diyen Lord, ekliyor: “Ve tahmin edin bu kurumlardan hangisi hâlâ ayakta! Eğlenceli olanı.”

Yine de, Lord ve Miller üniversitede oldukları dönemden bu yana nelerin değiştiğini araştırmak için UCLA öğrenci birliğini ziyaret ettiler. Meğer, araştırmaya gerek yokmuş. “Her şey bizim üniversitede olduğumuz dönemle aynı. Çılgın partiler yapıp eğleniyor ve kendilerine çok kötü bakıyorlar” diyor Miller.

Öte yandan, ilk film çekilirken Hill ve Tatum çok yakın arkadaş oldular ve aralarında güçlü bir dostluk kuruldu. Hill şunu vurguluyor: “Mizah ve duyguların büyük çoğunluğu, Channing’le gerçek hayatta harika bir dostluğumuz olmasından kaynaklanıyor. Benimleyken kendini hiç sınırlamıyor; ben de aynı şekilde hissediyorum – onun görüşlerine güveniyorum.”

Lord, “Jonah ve Channing birbirlerini seviyorlar. Çok farklılar ama birbirleriyle rekabet etme içgüdüsüne sahip değiller –her ikisi de diğerinin kattığı şeylere hayranlık duyuyor. Sanırım aralarındaki yakınlığı bu sıcaklık sağlıyor” diyor.

Tatum ise şunu ifade ediyor: “‘48 Hours’ ya da ‘Bad Boys’ gibi bir aksiyon komedi izlediğimde, o adamların filmden sonra da beraber takıldıklarına, bir bara gidip kafa dağıttıklarına inanmak istiyorum. Jonah ve ben çoğu zaman böyleyiz.”

İlk filmi izlemiş herkesin de katılacağı üzere, Hill ve Tatum arasında beyaz perdeye yansıyan bir sıcaklık ve doğal bir kimya var. “Filmi çekmemizden önce, çok zeki bazı insanlar bize kimse onların arkadaş olduğuna inanmayacaktır dedi –çok farklılar ve birlikte çok tuhaf  duruyorlar. Bu yüzden, arkadaşlıklarını açıklayacak bir sürü sahne planladık ama sonra bunları filmden çıkardık çünkü onlara ihtiyacımız olmadı; aralarındaki kimya daha başından çok güçlüydü” diyor Lord.

“Channing fiziksel yeteneğe sahip bir Adonis –dublörlerimiz onun yapabildiği şeylere inanamadılar. Oysa eminim ki Jonah oturarak komedi yapmayı tercih ederdi” diyen yönetici yapımcı Tania Landau ise, şöyle devam ediyor: “Daha farklı olamazlardı, ama birbirlerini seviyorlar. Senaryoda buna parmak basmaya çalıştık –daha repliklerini bile söylemeden o sevginin orada olduğunu hissediyorsunuz.”

Lord, Hill’in beyaz perdedeki kimliğine rağmen, kamera arkasında Tatum’la aynı güveni paylaştığını söylüyor: “Jonah eziği oynamayı çok seviyor ama o bir sinema yıldızı. Kendine son derece güveniyor.”

“22 Jump Street/Liseli Polisler 2”de, Schmidt hâlâ yeni ilişkiler kurmakta zorlanıyor, bu yüzden de mevcut arkadaşlarına sıkı sıkıya yapışıyor. “O kadar yapışkan ki insanları kendinden uzaklaştırıyor” diyor Miller ve ekliyor: “Rahat bırakmayı bilmeyen biri, etrafındaki insanları boğuyor. Jenko’yu doğrudan Zook’un kollarına itiyor.”

Öte yandan, “Jenko büyük bir tutuklama gerçekleştirdiklerini ve artık daha büyük bir şey için hazır olduklarını hissediyor. Oysa Schmidt ortak kalabildikleri sürece mutlu. Birlikte devam etmeleri için ne yapmaları gerekiyorsa onu yapıyor” diye açıklıyor Tatum.

Birinci filmde, karakterler liseye geri döndüklerinde beklentileri tersine dönmüştü –inek Schmidt artık popülerler arasındaydı; Jenko ise dışlanmışların arasında. Landau, ikili artık üniversiteye gittiği için, “Bunu değiştirmek istedik” diyor ve ekliyor: “Lisedeyken uyum sağlayamayan pek çok kişi gibi, Schmidt de üniversitede her şeyin farklı olmasını bekliyor. Jenko ise yetersiz olduğu kaygısı taşıyor. Fakat beklentileri bir kez daha tersine dönüyor.”

Belki de bu beklentiler yanlış yönlendirilmiştir –ne de olsa, Jenko gibi bir futbol ilahı üniversitede neden kendine yer edinmesin ki? Tatum’un gerçek bir spor geçmişi de var: Oyuncu olmadan önce, üniversitede kısa bir dönem futbol oynadığını aktarıyor: “Güneydoğu Federasyonu’nda bana tam burs vermeye hazır, gerçekten iyi bir okul buldum ama sonra transkriptimi gördüler. Antrenörüm bana geldi ve, ‘Senin bu işin altından kalkamayacağını düşünüyorlar’ dedi. Bunun üzerine Batı Virginia’da küçük bir okula gittim ve bir yıl futbol oynadım ama yapmak istediğim şey bu değildi. Bunun üzerine eve dönüp, futbolu bıraktım.”

Yine de bu uzun zaman önceydi ve Tatum artık 19 yaşında değildi. “14 yıldır futbol oynamıyorum. “Say ayağımda yırtık bir bağ dokusu vardı ve kronikleşti. Futbol sahnelerinde iki hafta boyunca ayak bileğim sarılı oynadım. Yine de çok hoşuma gitti –tekrar sahaya çıkıp kafa tokuşturmak benim için nostaljikti. Hayatımın o dönemini yeniden yaşamak ilginç ve tuhaf ama aynı zamanda eğlenceli oldu –o zamanlar o okula gitseydim, çok güzel şeyler olabilirdi; örneğin, ailem beni futbol oynarken izleyebilirdi. Ama bugün oyunculuk yapar mıydım kim bilir?” diyor aktör.

Tatum’un, ilk filmden bu yana, Hill’le karşılıklı bir komedide performans gösterebileceğine olan güveni arttı. Hill, Tatum’un komedi becerilerine her zaman inandığını, ama onun bu kez kendi performansını bile yükselttiğini söylüyor. “Channing’in bu tür bir filmde komik ve müthiş olabileceğini başından beri biliyorduk; fakat kendisinin de komediye yakışacağına dair özgüvene sahip olması harikaydı. Sete geldi ve sahnelerde eskisinden bile daha iyi iş çıkardı” diyor.

AA! YÜZBAŞI, YÜZBAŞIM – DICKSON

Yüzbaşı Dickson rolünü bir kez daha Ice Cube üstlendi. “O benim çocukluğumun kahramanıydı” diyen Hill, şöyle devam ediyor: “Birinci filmde çalışırken, ilk yazdığımız şey polis yüzbaşısını –‘F— Tha Police’ şarkısını yazmış olan– Ice Cube’un oynaması gerektiğiydi. Onunla zaman geçirebilmek gerçekten de çocukluk hayalimdi.”

Cube da rolden keyif aldığını söylüyor: “Gelmiş geçmiş en acımasız, en sert yüzbaşıyım. Dickinson herkesten eşit ölçüde nefret ediyor. Haşin ‘Öfkeli Siyah Yüzbaşılar’ gördünüz –ben en üstte yer almak istiyorum.”

İzleyiciler “21 Jump Street/Liseli Polisler”de Dickson’ın yalnızca bir yönünü gördüler; “22 Jump Street/Liseli Polisler 2”de ise daha kapsamlı bir karakterle karşı karşıya olacaklar (bir bakıma). “Onu çok farklı ışıklarda görüyoruz” diyor Cube ve ekliyor: “Herkese karşı biraz farklı ama hâlâ acımasız, sert ve öfkeli. Hatta karısı bile acımasız ve sert.”

Lord ise şunları söylüyor: “Bizim için, komedi büyük ölçüde Schmidt ile Dickson arasındaki etkileşimden kaynaklanıyor. Schmidt, Dickson’a oranla daha alt konumda biri gibi görünmesine rağmen, kendini onun dengi kabul ediyor. Bu bize gerçekten komik geliyor.”

“Schmidt her gün buzları eriteceğini düşünen şu sinir bozucu lise öğrencileri vardır ya, işte onlardan biri. Ama Dickson’la buzları eritmek diye bir şey söz konusu değil” diyor Cube.

Elbette, rolü canlandıran kişi Ice Cube’ken, hayranlık ve çekinmenin bir kısmı gerçek hayattan kaynaklanıyor. Lord bu konuda şunları söylüyor: “Hepimiz Ice Cube hakkında böyle hissediyoruz. O bir ikon. Müthiş bir yönetmen, yazar, yapımcı, rapçi ve oyuncu; hepimiz ona hayranız. Bizim havalı olduğumuz düşünmesi için yanıp tutuşuyoruz. Hepimiz Schmidt karakteriyle özdeşleşiyoruz.”

YERLEŞKE ÇEVRESİNDE

Yapımcılar, yardımcı roller için, yıldızı parlamakta olan çeşitli oyuncular seçtiler.

Yerleşkenin cafesinde bir şiir dinletisinde yakınlaştıktan sonra Schmidt’e ilgi duymaya başlayan Maya rolünü Amber Stevens üstlendi. Aktris, “Maya, Schmidt’e çekim duyuyor –onun küstahlığı merakını uyandırıyor” dedikten sonra, şöyle devam ediyor: “Schmidt’in şair atışması feci derecede kötü; o, kalkıp her şeyi yapabilecek tipte biri ve bu özelliği bir genç kız için çok seksi. Maya yakışıklı erkeklerin peşine düşecek türde bir kız değil –sunabilecek bir şeyleri olan birini istiyor.”

Stevens, Ice Cube’la yakın bir şekilde çalışma fırsatı da bulduğunu ama sert adam karakterine rağmen, onda farklı bir yön gördüğünü söylüyor: “Bunu söylediğim için benden nefret edecek ama o bir oyuncak ayı. Korkutucu biri olacağını sanıyordum, oysa hiç öyle değil. Sakin, arkadaş canlısı ve odadaki herkese karşı zarif; sete çok hazırlıklı geliyor; başkalarının zamanına saygılı. Onu seviyorum.”

Jenko’yla hemen kaynaşan, okulun futbol takımının oyun kurucusu Zook rolünü Wyatt Russell üstlendi. “İlk görüşte aşk” diyor Russell ve ekliyor: “Jenko ile Schmidt’in arasındakinden çok farklı bir yakınlık kuruyorlar. Bu, futbolla, spor meraklısı olmakla ilgili bir şey. Sadece kendi düşünce yapılarındaki insanların yaşayabileceği türde bir yakınlık kuruluyor aralarında.”

Russell filmdeki mizahın, büyük ölçüde, –çok saçma durumlarda bile– tamamen samimi davranan karakterlerden kaynaklandığını söylüyor. “Benim favori sahnem, Jenko ve Zook’un futbol becerilerini büyük okullara göstermek için hazırladıkları video” diyen Russell, şöyle devam ediyor: “Çılgın şeyler yapmamız ve tuhaf olmamız gerekiyordu, ama aynı zamanda içten olmak zorundaydık –o anın içinde olmalıydık. O sahneyi çekerken birlikte çok eğlendik.”

Zook’un öğrenci derneğindeki kankası Rooster (Horoz) rolünü Jimmy Tatro canlandırdı. Aktör, “Rooster ismi belli ki yukarı dikilmiş parlak kırmızı saç modelinden geliyor. Pislik herifin teki; kimseden hoşlanmıyor ve bunu göstermekten korkmuyor. Her üniversite partisinde karşılaşacağınız, öğrenci derneği üyesi futbolcu tiplerin canlı bir örneği. Birliğe yeni katılmış öğrencilere ya da misafirlere asla kucak açmıyor. Kankası Zook yeni biriyle takılmaya başladığında hassas yönü ortaya çıkıyor ve kankasıyla ilişkisinde kendini birden bire dışarıda kalmış buluyor.”

Tatro seriye ilk filmin bir hayranı olarak geldiğini belirtiyor: “‘21 Jump Street/Liseli Polisler’in büyük bir hayranıydım. İki arkadaşımla birlikte sinemadan çıkarken hâlâ gülüyor olduğumuzu hatırlıyorum. Film boyunca yerlere yatmıştık ve şöyle demiştim: ‘‘Superbad’den beri böyle gülmemiştim’. Üç yıl sonra, ‘22 Jump Street/Liseli Polisler 2’nin okuma masasından ayrılırken, ‘Eğer bunu doğru yaparsak, ilk filmden bile komik olabilir’ diye düşündüm.”

Comedy Central dizisi “Workaholics”in yükselen yıldızı Jillian Bell, Maya’nın oda arkadaşı Mercedes rolünü üstlendi. “Mercedes tam bir ukala. Schmidt’ten hiç hoşlanmıyor ve ne zaman karşılaşsalar ona ne kadar yaşlı olduğunu hatırlatıyor” diyor Bell.

Mercedes, Schmidt’le kıran kırana (ve çok rahatsız edici) bir yumruk dövüşüne giriştiğinde, bu aleni hoşlanmama durumu tavan yapar. “Jonah bir komedi manyağı” diyor aktris ve ekliyor: “Çok eğlenceli bir gündü. Birbirimizin kafasında şişe kırıyor, yuvarlanıyor, birbirimizi yumrukluyorduk.”

Landau ise şunları söylüyor: “Aslında Jillian’la farklı bir rol için buluştuk, ama onu o kadar sevdik ki bu rolü onun için geliştirdik. Çok komik bir oyuncu; filme hiç beklemediğimiz bir yön kattı ki bu mükemmeldi.”

Rob Riggle ve Dave Franco da sahne kapan rolleri Bay Walters ve Eric’i yeniden canlandırdılar. İkili, ilk filmde, uyuşturucu tedarikçisi ve satıcısı olarak oldukça talihsiz bir son yaşamışlardı. Şimdi suçları için hapiste olan Walters ve Eric, yeni soruşturmalarında çıkmaza giren Schmidt ve Jenko’ya, doğru yönü işaret ederler.

AKSİYON

“21 Jump Street/Liseli Polisler”in belirleyici öğelerinden biri aksiyondu; ve aksiyonun tamamı hikayeye, karakterlere ve komediye dayanıyordu. Devam filmini planlarken, yapımcılar aynı yaklaşımı benimsediler ve çıtayı daha da yükseltmeyi hedeflediler.

“Devam filmlerinin daha büyük ve daha çılgın olması şaka gibi gelirdi ama çekimlere başladığımızda bunun doğru olduğunu anladık” diyor Lord. Yine de, daha büyük ve daha çılgın aksiyonun karakterlerden ve ilişkilerinden kaynaklanması gerekiyordu. “Aksiyonun içindeki anın müthiş bir komedi parçası olmasına çalıştık. Aksiyon, espri olmadığı zaman, bu filmde işe yaramazdı.”

Aksiyon filmleriyle çok iyi tanınan Neal H. Moritz, ilk filmin aksiyon ile komedi arasında hassas bir denge gerektirdiğini, ama bu kez –bir devam filmi olduğu için– biraz daha özgür olabildiklerini söylüyor: “Ben bunu bir aksiyon-komedi olarak değil, aksiyonu olan bir komedi olarak görüyorum. Ama bu kez, karakterler zaten oturmuş olduğu için, filme biraz daha çabuk girebilirdik ki biz de bunu yaptık.”

Aslında, film Schmidt ve Jenko’nun bir tırın üzerinde (Hill ve Tatum kendi dublörlüklerini yaptılar) olduğu bir kovalamaca sahnesiyle açılıyor. Landau bunun yapımcıların aksiyonu komediyle bütünleştirmesine mükemmel bir örnek olarak gösteriyor: “Channing kamyonun üzerine atlayarak kötü adamların peşinden gitmeyi başarıyor; Jonah ise tırın yanından baş aşağı sarkar vaziyette asılı kalıyor. Aksiyon sekansı içinde daima bir hikaye anlatmaya çalışmalısınız –burada esas olan hız ve gerilim değil.”

Bir başka kovalamaca sahnesi ise daha da komikti: Tatum ve Hill yerleşkede futbol kaskı biçiminde bir araba sürerken, peşlerinde bir Hummer içinde son sürat ilerleyen kötü adamlar vardı.

“Kask araba komik, ama sahneyi gerçekten o sahne yapan şey Jonah’nın yüz ifadeleri” diyor Tatum.

TASARIM

Yapım tasarımcısı Steve Saklad, Lord ile Miller’ın, talimatlarında çok net olduklarını söylüyor: Schmidt ve Jenko’nun çılgınlığını içine yerleştirebilecekleri gerçekçi bir tasarım istiyorlardı. “Üniversite dünyasını yansıtırken uçuk kaçık bir komedi değil, dürüst olmamız gerektiği hissi hakimdi” diyor Saklad ve ekliyor: “Eğer karakterlerimiz gerçek hayattakine uygun üniversite öğrencileriyle çevrili, gerçekçi bir dünyada olurlarsa, komedinin çok daha başarılı olacağı düşünülüyordu.”

Saklad, bu doğrultuda, üniversite ortamını yaratırken kuruma tarihsellik katmak için sepya tonlamalı görüntüler kullandı –ve diğer öğeleri de bunun üzerine kurdu. Yerleşke binalarını adlandırırken hayal ürünü punto isimlerinden yararlandı: Helvetica bilgisayar merkezi, Bookman Anıt Kütüphanesi, Garamond Avlusu ve Clarendon Salonu gibi (Yine de, bir kovalamacaya sahne olan Sinema Çalışmaları Benjamin Hill Merkezi adındaki bir diğer bina bu kuralın dışında kaldı).

Filmin “devam filmleri ilk filmden daha büyük ve daha pahalı olmalıdır” esprisine uygun olarak, Liseli Polisler ekibinin büyük ve göz alıcı bir yeni kumanda merkezi vardı. Daha net bir şekilde söylemek gerekirse, gizli görev polisleri Jump Street 21 numaradaki Koreli İsa Kilisesi’nden çıkmış; yüksek teknolojili, ultra modern yeni kumanda merkezleri için yolun karşısındaki Vietnamlı İsa Kilisesi’ne taşınmışlardı.

Saklad ve sanat departmanı Liseli Polisler biriminin kumanda merkezi için Katrina Kasırgası’ndan bu yana metruk olan, neoklasik tarzda bir New Orleans kilisesini kullandılar. Binayı güçlendirip temizledikten sonra, burayı bir Vietnam kilisesine dönüştürdüler.

Kumanda merkezinin tam ortasında, Yüzbaşı Dickson’ın ofisi olarak kullanılan (Ice Cube’un soyadına gönderme olarak) küp şeklinde bir oda bulunuyordu. Saklad, “Dickson’ın ofisinin etrafı ışıltılı, şık camlar ve perfore metalle çevrili. Merkezde bir dizi küçük bölme, bülten panoları ve görev çizelgeleri bulunuyor. Her yer skaladaki tüm renkleri verebilen zarif, LED şeritlerle aydınlatılıyor. Filmin geri kalanı üniversite öğrenci evleri, pis tavan araları ve arka sokaklarda geçtiği için, kumanda merkezinin ‘Vay canına etkisi’ yaratmasını istedik” diyor.

En büyük set parçası ise filmin doruğa ulaştığı sahnelerin çekildiği, Meksika’nın hayali Puerto kasabasıydı.

Devam filmi Puerto Rico’da çekildi. Filmdeki kumsal partisi dünyaca ünlü DJ Diplo’nun müziği eşliğinde, kumlar üzerinde dans eden yüzlerce figüranla gerçekleştirildi.
“Yüzlerce yarı çıplak öğrencinin çığlıklar attığı, kırmızı plastik içki bardaklarının ve başka yasak zevklerin tüm kumsala yayıldığı bir sahne ve grafik enstalasyonumuz vardı. Oldukça ilginç bir görüntüydü” diyor Saklad.

KOSTÜMLER

“22 Jump Street/Liseli Polisler 2”deki karakterlerin çeşitliliği –futbol takımı üyeleri, sanat öğrencileri, bahar tatilinde kumsal partisi yapan yüzlerce öğrenci– Leesa Evans ve kostüm departmanının pek çok farklı tarzda kostüm tasarlamasını gerektirdi.

“Kostümler inandırıcı ve eğlenceli olmak zorundaydı” diyor Evans ve ekliyor: “Her şeyin güneşin altında olması gerekiyordu ama buna rağmen etkililiğimizi ve yaratıcılığımızı korumamız ve iyi vakit geçirmeyi başarmamız şarttı.”

Evans esas yardımcı oyuncuların her birine kişisel bir görünüm kazandırmayı hedefledi. Zook rolündeki Wyatt Russell için bir Kaliforniya sörfçüsünün serbest tarzı ile bir futbol oyuncusunun tarzı birleştirildi. Rooster rolündeki Jimmy Tatro komando pantolonu (ve hatta komando şort mayosuyla) bir savaşçı görünümündeydi.
Mercedes rolündeki Jillian Bell çiçekli elbiseleri ve bluzlarıyla tatlı ve tikiydi; Keith Lucas ve Kenny Lucas’ın canlandırdıkları Yang ikizleri ise popüler kültür modasını temsil ettiler.
MC Eyalet Üniversitesi futbol üniformaları, Evans’ın tasarımlarına dayanılarak, Under Armour tarafından üretildi.

Evans öğrencilerin giymesi için MC Eyalet Üniversitesi sweatshirt’leri, tişörtleri, şapkaları, kepleri ve atkıları tasarladı. Evans insanların ne giydiğini görmek ve otantik bir fon yaratmak için üniversite yerleşkelerine gidip fotoğraflar çekerek filmde gerçekçiliği sağladı.

Liseli Polisler 2 Türkçe film Fragmanı

Yorum Yaz