Gone Girl (Kayıp Kız)

Gone Girl ( Kayıp Kız), Senaryosu Gillian Flynn adlı kadın yazarın Amerika da Best Seller listelerinde tam sekiz hafta bir numara da kalmış kitabından, aynı isimle uyarlanmış bir film. Filmin yönetmeni herkesin çok iyi tanıdığı David Fincher (Zodiac, Fight Clup, Ejderha Dövmeli Kız, Panic Room ) gibi kült filmlerin yönetmeni. Zaten kendisi sinema dünyasında kendine has farklı tarzı olan beş yada on yönetmenden birisi. Fincher diğer yönetmenlere kıyasla daha farklı hikayeleri kullanıyor, birbirinden farklı shot teknikleriyle filmini çekiyor, izlemiş olduğumuz Gone Girl ( Kayıp Kız) bahsettiğim farklılıklardan nasibini almış gizem dolu bir gerilim filmi. Bahsettiğim tarzın içerisinde özenle seçilmiş müzikler, filmin rengi, kurgusal geçişler, etkileyici başlangıcı ve ucu açık finali gibi argümanlar var. Film tüm dünyada 400 milyon dolarlık hasılat elde etmiş. Yalnız bizim ülkemiz de değil, tüm dünyada David Fincher’ın filmleri çok seviliyor. Film aldığı eleştirilere ve şuana kadar aday olduğu ödüllerden de anlaşılacağı üzere bu yıl Oscar ödüllerinde bir çok kategoriyi zorlayacak gibi görünüyor.


Gone Girl ( Kayıp Kız) da başrol oyuncuları olarak Nick (Ben Affleck)  isimli bir kitap yazarı ile yine yazar olan Muhteşem Amy lakaplı eşi Amy (Rosamund Pike) karşımıza çıkıyor. Nick ile Amy fırtınalı bir şekilde tanışır, birbirlerine aşık olur ve evlenirler. Her şey harika gitmektedir, ancak zamanla rutinleşen dünyaları, birbirlerine olan sevgilerinin azalmasıyla, birbirlerini daha az görmeye başlarlar. Bir gün, Nick eve geldiğinde, garip bir manzarayla karşılaşır, karısı evde yoktur, evde olağan dışı şeyler olmuş, etrafta kan lekeleri, kırılmış cam parçaları görmüştür, hiç vakit kaybetmeden polisi arar ve eşinin kaçırılmış olabileceğini söyler, polisler incelemeye aldıkları evde birbirinden tuhaf detaylara ulaşır, mesela Nick ile Amy arasındaki evlilik çoktan uçuruma sürüklenmiştir, ve detaylar ortaya çıktıkça Amy’nin kaybolma paravanı aydınlanmaya başlamıştır. Nick oldukça rahat davranması ve umursamaz gibi durması sebebiyle bütün dikkatleri üzerine çeker. Üstüne eşinin hamile olduğundan bile haberinin olmaması, ve karısının arkasından çevirmiş olduğu gizli saklı işler, 20 yaşındaki öğrencisiyle aldatması, tüm şüpheleri Nick üzerinde toplar, polisler Nick’in karısını öldürdüğünü ancak kaçırılmış süsü vermeye çalıştığına inanmaya başlarlar. Özellikle Amy’nin çok sevilen bir yazar olması, sevenleri tarafından da  medya aracılığı sayesinde Nick aleyhinde yapılan propagandalar yüzden, Nick’i tüm şehir suçlu ilan etmiş, ve karısının ölümünden birinci derecede sorumlu olduğuna ve idam cezasıyla yargılanması gerektiğine inanmışlardır, ancak bunun için ellerinde yeterli deli yoktur, ta ki  polisler esrarengiz bir şekilde ulaştıkları Amy’nin kendi el yazısında yazan bu adam beni öldürecek yazısını görene kadar, polisler artık Nick’in bir katil olduğuna kesin karar verip, tutuklamışlardır, film sanki bitiyormuş gibi bir havaya girerek birinci kısmı biterken, Amy’nin aslında hiçte sanıldığı gibi birisi olmadığı, ciddi oranda şizotipal kişilik sorunları olan birisi olduğu ortaya çıkar, kocasının aldatmasıyla üstüne boşanmak istemesiyle, yaşadığı tüm kötü zamanlara karşılık, kusursuz bir senaryo hazırladığı yaşadıkları şehir olan Missouri de idam cezasının da yasal olması sebebiyle onu idam ettirecek senaryoyu kafasında kurduğu anlaşılır. Nitekim dehşet verici bu planın uygulama kısmı da kusursuzdur, ancak Amy beklemediği bir kaç olayla karşılaşır, kocası TV ye çıkar ve onu gerçekten sevdiğini, kaybolmasında herhangi bir suçunun olmadığını, onu öldürmek gibi asla bir düşüncesinin olmadığını söyleyince, Amy duygusal bir ikileme düşer, ve kocasına geri dönmeye karar verir, ancak geri dönmesi hiçte öyle kolay olmaz, çünkü çocukluğundan beri peşinde gezen takıntılı ‘How I met your Mother’ dizisinden tanıdığımız  Neil Patrcik Harris  Desi karakteriyle Amy’nin başına bela olur, ancak Amy kocasına tekrar dönmek için Desi’den kurtulması için yine kusursuz bir plan yapması gerekmektedir.

Filmi daha çok anlatmaya başlarsam tüm esrarengizlikleri ve gizemlerini ortaya çıkaracağım, bu sebeple burada kısa kesmeliyim, film özellikle ilk bölümün finalinde harika bir müzik eşliğinde birde yönetmen Fincher’ın ustaca geçişleriyle muhteşem bir yarı final yapıyor, çünkü o ana kadar Nick Gözümüzde karısına her türlü kötülüğü yapan canavar bir insan rolünde izliyoruz. Ancak ikinci kısım başladığı anda fikrimiz tamamen değişiyor, Bir kadının sinirlendiğinde ve kafasına koyduğunda neler yapabileceğini görünce şoka uğruyorsunuz,

Filmde Ben Affleck çok iyi bir oyuncu olduğunu bir kez daha bizlere gösteriyor, ancak Rosamund Pike bu yılın en unutulmaz performanslarından birisini sergileyerek bu yılın en iyi kadın oyuncusu kategorisinde Oscar Ödülleri’ne  göz kırpıyor.

Film Kadınlar ile alakalı keşfedilecek bir çok detayı bizlerle paylaşıyor, mesela bir kadının kocasının yaptığı onca kötülüklere ve aldatmalara rağmen, kafasında onu öldürmeyi bile planlasa affedebilecek bir kalbi olduğunu, ancak erkeğin böyle şeyleri affetmesi imkansız olduğunu, karar veren bir kadını kimsenin durduramayacağını, şeytanın bile aklına gelmeyecek planların yapabileceği mesajı veriyor, bu filmi izledikten sonra muhtemelen hayatınıza almayı düşündüğünüz kişinin böyle bir psikopat çıkma ihtimali hepinizin aklından geçmiştir…

Bir de şu açıdan bakmak gerektiğini düşünüyorum, bir insanı hayatınıza sırf kendi çıkarlarınız için kullanıp,  özelliklede uzun yıllar aşk yaşadığınız birisine karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeyip üstüne aldatıyorsanız, aslında bu durumla karşılaşan eşinizin canavara dönüşmesi çok abnormal bir durum değil. Şunu da bilmek gerekir, Aldatmayı karaktersizliği ve oyun oynamayı ahlak haline getirmiş insanların değişmelerinin zoru olduğu, sürekli duygusal an-lamda insanların duygularını hiçe sayarak aptalca oyunlarını oynamaya başlayınca,alışkanlık haline getirdiğiniz bu tarz, her zaman sizi kazanan bir insan haline sokmaz, bir gün gelir annenizden emdiğiniz süt burnunuzdan gelir, ve yaptığınız her hatanın bedelini tek tek size ödemek zorunda kalırsınız, bu mesajları bir filmden görmek aslında çok güzel, Eğer hayatınıza bir insan alıp onunla evlenmeyi düşünüyorsanız bu filmi izledikten  sonra bunu bir kez daha düşünebilirsiniz.

Film ilk bölümü inanılmaz bir gerilimle final yaptı, ancak 2. bölümde o kadar etkileyici bir finalle karşılaşmadım,bfilme puanım 8.1 Film izleyenler 2012 yapımı İspanyol El Cuerpo adlı filmi de izlesinler, muhtemelen bu filme de bayılacaklardır.

Eşimi düşündüğümde hep onun kafası gözümün önüne gelir. O güzel kafasını kırıp beynini ortaya dökerek ondan bir şeyler öğrenmeye çalıştığımı hayal ederim. Filmin açılış diyalogu olan bu uzun sözü, onca zaman beraber olup sevginin kıymetini bilmeyen zavallı sevgi fukaralarına armağan ediyorum, ve sizlere aldatmaların yaşanmadığı bir dünya diliyorum.

Cinerumla kalın…

M.Said Çakallı

Gone Girl (Kayıp Kız) Türkçe Film Fragmanı

Yorum Yaz