Entourage Film İncelemesi

entourage

Ödüllü HBO dizisinin sabırsızlıkla beklenen beyaz perde uyarlaması “Entourage”, hit dizinin Kevin Connolly’nin başını çektiği orijinal oyuncu kadrosunu yeniden bir araya getiriyor: Adrian Grenier, Kevin Dillon, Jerry Ferrara ve Jeremy Piven.

Sinema yıldızı Vincent Chase (Grenier), ekürileri Eric (Connolly), Turtle (Ferrara) ve Johnny’yle (Dillon) birlikte geri dönüyor…ve süper menajerlikten stüdyo yöneticiliğine geçmiş olan Ari Gold’la (Piven) yeniden birlikte çalışmaya başlıyorlar. Kahramanlarımızın tutkularından bir kısmı değişmiş olsa da, Hollywood’un kaprisli ve çoğunlukla çetin dünyasında gezinirken aralarındaki bağ güçlü olmaya devam ediyor.

Filmin oyuncu kadrosunda, baba oğul Larsen ve Travis McCredle’ı canlandıran Billy Bob Thornton ve Haley Joel Osment da rol alıyor. Diziden filme geri dönüş yapan diğer oyuncular ve rolleri ise şöyle: Ari Gold’un eşi “Bayan Ari” rolünde Perrey Reeves; Eric’in bir darılıp bir barıştığı sevgilisi Sloan rolünde Emmanuelle Chriqui; Vince’in halkla ilişkiler sorumlusu Shauna rolünde Debi Mazar; her daim sadık Lloyd rolünde Rex Lee; ve Ari’nin meslektaşı Dana Gordon rolünde Constance Zimmer. Emily Ratajkowski ve şampiyon UFC dövüşçüsü Ronda Rousey ise filmde kendilerini oynuyorlar.

“Entourage”ın yaratıcısı Doug Ellin, filmi, kendi senaryosuna ve karakterlerine, Ellin ve Rob Weiss’ın hikayesine dayanarak yönetti. Filmin yapımcılığını Mark Wahlberg, Stephen Levinson ve Ellin, yönetici yapımcılığını ise Wayne Carmona üstlendi.

Kamera arkası yaratıcı ekibi orijinal dizide çalışmış bazı kilit isimleri bir araya getiriyor: Görüntü yönetiminde Steven Fierberg, kurguda Jeff Groth, yapım tasarımında Chase Harlan ve kostüm tasarımında Olivia Miles.

Warner Bros. Pictures, Home Box Office ve RatPac-Dune Entertainment işbirliğiyle, bir Closest to the Hole ve Leverage Entertainment yapımı olan Doug Ellin filmi “Entourage”ı sunar. Filmin dünya çapındaki dağıtımını bir Warner Bros. Entertainment kuruluşu olan Warner Bros. Pictures gerçekleştirecek.

YAPIM HAKKINDA

“Bir sonraki seviye geliyor!”
—Ari Gold

Hiç Sunset Bulvarı’nda büyük bir limuzinle gezip, ardından yıldızların kaynaştığı bir film galasına katılmak için kırmızı halıda yürüdünüz mü? Güneşin daima parşadığı, kokteyllerin su gibi aktığı Malibu’da spontane bir kumsal partisine uğradınız mı? Şehrin e popüler restoranında, rezervasyon bile yaptırmadan en iyi masaya oturdunuz mu? Ve tüm bunlar olurken, nefes kesici yıldız adayları yanınızdan geçerken size el salladı mı?
Hollywood rüyasını yaşamak herkesin hayalidir, fakat Vince, Eric, Drama, Turtle ve Ari Gold bunu gerçekten yaşıyor ve çok kolaymış gibi gösteriyorlar. Söylesenize, “Entourage”ın erkekleri işlerini biliyor ve hakkını veriyorlar: Büyük düşünüp, daha da büyük yaşıyorlar.

Filmin dayandığı hit HBO dizisinin yaratıcısı yazar-yönetmen-yapımcı Doug Ellin bu erkeklerin yaşam tarzını görkemli bir şekilde beyaz perdeye yansıtmak için “Entourage”ın film versiyonunun hadar da büyük olması gerektiğini biliyordu: Daha önce yer verdikleri şeyleri düşününce, küçük şeyler yetmezdi. “Dizi çok sayıda mekanıyla büyük bir yapım idiyse de, filmde bunu bir başka düzeye taşımak istedim. Dolayısıyla bu, ihtişamlı yatları, uçaklar, evler be herkes için risklerin daha büyük olduğu, dopingli bir ‘Entourage’.”

Dizinin 2004’te yayınlanan ilk bölümünün açılış saniyelerinde, izleyiciler şoförlük ve ayak işlerini yapan Turtle’ı büyük sarı Hummer’ıyla Hollywood afetlerinin içinden dalgın dalgın geçerek popüler bir Melrose Avenue restoranına girerken ve burada New York-Queens’den mahalle arkadaşlarıyla buluşurken gördüler. Bu arkadaşlar dörtlünün gerçek lideri ve yıldızı yükselmekte olan sinema yıldızı Vincent Chase; eski pizza dağıtıcısı, yeni yetenek avcısı Eric Murphy; ve Vince’in yarı üvey kardeşi, işsiz 3. sınıf aktör Johnny “Drama” Chase’ti. Turtle’ın anlık görevi şudur: Yerel muhbirlerini mutlu tutmak için Vince’e ilk büyük filminin afişini imzalatmak.
2015’e gelindiğinde, “Entourage” yukarıda masmavi gökyüzü ve parlak bir güneş eşliğinde, tanıdık üçlüyle başlar: Menajer-film yapımcısı Eric, şoför-tekila imparatoru Turtle ve hâlâ ara sıra çalışan aktör Drama. Ancak bu kez açık denizde bir sürat teknesiyle gezmektedirler. Güzergahları İbiza kıyılarındaki dev bir lüks yattır. Burada yıldızı yükselen yıldızdan mega starlığa geçmiş olan Vince, beş günük evliliğinin bitmiş olmasından dolayı duyduğu “kederi” dağıtacaktır. Çevresinde yakın arkadaşlarından 200 kişilik falan bir grup bulunmaktadır… bu grubun çoğunluğu pek az giyinmiş kadınlardır. Ama bizimkiler olmadan parti olmaz; ve belli ki partiler yeniden başlamıştır.
Televizyon dizisinin popülaritesine ve 26 Primetime Emmy Ödülü adaylığına rağmen —oyuncu, yönetmen, yazar ve öne çıkan komedi dizisi dallarından bu ödüllerden altısını almıştır—, Ellin diziyi daha yukarı taşımanın yanı sıra, dizinin hayranı olmayan sinemaseverlere de ulaşması gerektiğini biliyordu. “Filmi dizinin bir saniyesini bile izlemiş olmanıza gerek olmayacak şekilde kurguladık” diyor Ellin ve ekliyor: “Anında bir sinema yıldızının dünyasına giriyor ve hem onunla hem de en yakın arkadaşlarıyla takılıyor, eğleniyor, rüyayı yaşıyorsunuz.”
Hikayeyi Ellin’la birlikte yazan Rob Weiss adamlarımızı ve onların hayallerini sinemaseverlere ulaştırmada payı olduğu için duyduğu mutluluğu şöyle dile getiriyor: “Başka eski dostları yeniden hayata döndürmek için eski dostlarla çalışmak her zaman çok güzeldir.”
Filmi yapmanın kilit noktası dizideki başrol oyuncularını bir araya getirmek ve bir “Entourage” klasiği olarak mümkün olduğunca çok sayıda konuk yıldıza ve oyuncuya yer vermekti.
Vince’i canlandıran Adrian Grenier açık yüreklilikle, “Eğer herhangi birimiz projede yer almak istemeseydi, film olmazdı” diyor ve ekliyor: “Ama tabi ki hepimiz evet dedik. Güzel vakit geçireceğimizi bildiğimiz için heyecanlandık. Ayrıca, dizinin eski ve yeni hayranlarına daha fazlasını vermek istedik: Daha çok ünlü, daha çok oyuncak ve daha çok seksi kız. Temelinde, tüm ihtişamıyla ‘Entourage’ Hollywood yaşam tarzını uzun süredir arkadaş olan bu karakterlerin gözünden sunmayı hedefledik.”
Filmin yapımı sırasında Los Angeles caddelerini dolduran meraklılar, konuk rol fırsatı için yarışan gerçek yıldızlar ve sporcular sayesinde, filmi yapma işi filmdeki karakterlerin keyfini çıkardığı yaşam tarzını yansıtmaya ve setteki her günü sürprizlerle doldurmaya yardımcı oldu.
Eric’i (nam-ı diğer “E”) canlandıran Kevin Connolly şunları söylüyor: “Birlikte çalışırken hep çok eğlendik; buna iş demek adeta yanlış geliyor. Dolayısıyla, herkesle yeniden havaya girmek hiç zor olmadı; neredeyse anında, kaldığımız yerden devam ettik. Aradan birkaç yıl geçmiş olmasına rağmen, sanki gün içinde uzun bir mola vermişiz gibi hissettik gerçekten. Ayrıca, yönetmen koltuğunda Doug varken, kahramanlarımızın kimliğine yniden bürünmek kolaydı.”
Kevin Dillon da benzer bir görüş bildiriyor: “Doug’la çalışmak harika ve gerçek bir işbirliği.” Drama’yı canlandıran Dillon şöyle devam ediyor: “Uzun zamandır bu işin içindeyim. Bu filmde olup da Hollywood’da da gerçekten olmayan hiçbir şey yok. Doug malzemesini gerçek dünyanın bağlarından topluyor. Üstelik, hikayeyi bir üst düzeye taşıdığını ve bununla birlikte, her şeyi birbirini hakikaten önemseyen ve ne olursa olsun omuz omuza duran bu dört arkadaşın gözünden göstermeyi başarmasını görmek harikaydı.”
Turtle’ı canlandıran Jerry Ferrara da, “Doug dahi bir yazar” dedikten sonra, şöyle devam ediyor: “Ama bence en çok yazarlık ve yönetmenliği birlikte yaptığında parlıyor çünkü sadece kendisinin yapabileceği anında düzeltmeleri yapabiliyor. Bir sahneyi çekerken her iki kimliğiyle izliyor ve ufacık bir replik değişimiyle ya da küçük bir yönetim müdahalesiyle, sahneyi hiç tahmin bile edemediğim bambaşka bir yöne sokuyor. En iyi antrenörlerin yaptığı gibi, kenardan izliyor ama aynı zamanda maçı sizinle birlikte yaşıyor.”
Bu yakın aile ve arkadaş grubunun beşinci üyesi olan eski menajer yeni stüdyo yöneticisi Ari Gold rolündeki Jeremy Piven’ın yorumu ise şöyle: “Tıpkı dizide olduğu gibi, filmde de her şeyin dört dörtlük olduğuna gerçekten inanıyorum çünkü Doug’ın yazdığı her şey bu karakterlerin en özlü motivasyonundan geliyor. Doug izleyicinin ne görmek istediğini tam olarak biliyor; denizi çok güzel çalkalıyor ama köpekbalığını hiç serbest bırakmıyor.”
Yapımcılar akıllarında izleyicilerin arzularını bulundurarak ortaklaşa bir çaba gösterdikleri için, beyz perdeye geçiş sanki nihai fantezinin hayata geçirilmesi hayalinin gerçekleşmesi gibiydi.
Dizilerin yönetici yapımcılığını üstlenmiş ve orijinal “Entourage”ın kısmen de olsa hayatına dayandırıldığı yapımcı Mark Wahlberg, “Dizi yayındayken, seyirciler doyamıyordu; bana her zaman diziyle ilgili sorular sorarladı. Uzun metrajlı bir film yapmayı her zaman düşünmüştük ve bunu yapabilmemiz için filmin bütün karakterleri kapsaması gerektiğini biliyorduk. Doug bunu yapmanın bir yolunu buldu. Bizimkiler her zamanki halleriyle ve tüm o muhteşem ‘Entourage’-tarzı anlarıyla geri dönüyorlar, üstelik her açıdan daha gösterişli bir şekilde” diyor.

ARI
Stüdyo yöneticisi olarak ilk filmim ve—bom!— Filmde senin rol almanı istiyorum.

VINCE
Bir dahaki sefere ne yaparsam yapayım, yönetmek de istiyorum.
Ari? Ari??

“Entourage” dizinin bıraktığı yerden devam ediyor. Tam olarak söylemek gerekirse, altı gün sonrasından. Hayallerinin kadınıyla evlenmek için Los Angeles’tan Paris’e uçmuş olan Vince şimdi balayındadır, yalnıza başına. Tamam, pek de yalnız başına değildir. Akdeniz’de dev bir yatta birkaç yüz bikinili kızla, müstakbel eski karısı olmadan turlamaktadır.
Eric, Turtle ve Drama dostlarına bu zor zamanda destek olmak için (ve su gibi akan şampanya ve diğer mevcut günahlardan yararlanmak için) hemen yanına koşarlar. “Konu sadakat, dostluk ve kardeşlik” diyor Ellin ve ekliyor: “Bu adamlar birbirlerine sahip çıkıyorlar; en önemli olanı bu. Filmde bolca gördüğümüz tüm o havalı arabalar ve güzel kadınlar ikinci planda yer alıyorlar.”

FİLM YILDIZI

“Vince bir film yıldızı ama her şeyden önce sadık bir arkadaş” diyen Adrian Grenier, şöyle devam ediyor: “Yükselen yıldızı sayesinde yaşadığı güzel hayatı tattırmak için dostlarını Hollywood’a getirdi ve o günden beri sahip olduklarını onlarla paylaştı.”
Ellin, Vince’i şöyle tanımlıyor: “Her şey parmağının ucunda olan genç bir adam: Yetenek, yakışıklılık ve herkesin sevgisi. Herkes o olmak istiyor, ya da onunla olmak. Vince dostlarını daima yanında götürmüş ve onlara kendi hayat tarzından olabildiğince sunmuş.”
Vince takviye güçlerinin açık denizlere varışından kısa süre sonra Ari’den bir telefon alır. Artık ne kendisinin ne de başkasının menajerliğini yapan Ari eski yıldız müşterisine haberler verir ve yeni bir fırsat sunar: Ari büyük bir film stüdyosunun başına geçmiştir ve ilk iş olarak, yeşil ışık yakacağı ilk filmin başrolünü teklif etmektedir.
Ama Vince’in içinden hayatında farklı bir şey, daha önce yapmadığı bir şey yapmak geçmektedir: Yönetmek. “Kariyerinin zirvesinde ve bir sonraki adımı atmak için heyecanlanıyor” diyor Grenier ve ekliyor: “Sanırım bu, Doug’ın dünyayı Vince’in istiridye kabuğu yapma ve Vince için, dolayısıyla arkadaşları için, her şeyin mümkün olduğunu gösterme şekliydi.”
Altı ay sonrasında, Vince “Hyde”da yönetmen ve oyuncu olarak görev yapmıştır. Ama ilk kez yönetmenlik yapan çoğu kişi gibi, o da çalışmasını göstermekte tereddütlüdür… en azındanfilmi bitirmek için biraz daha para alana dek; oysa Ari’ye bütçeyi aşmayacağına söz vermiştir.
Grenier bunu şöyle açıklıyor: “En iyi ürünü sunmak her yönetmenin doğal bir dürtüsüdür. Vince filmini hazır olmadan kimseye göstermek istemiyor çünkü eseri cilalanmadan önce yargılanmak istemiyor. Özellikle de, stüdyo yöneticisi olarak Ari’nin mutlu olmasını istiyor. Ama en önemlisi, Vince bir sanatçı; ve bir sanatçı olarak, her şeyin doğru olmasını hedefliyor.”
Kevin Connolly’ye göre ise, “Bu, bir odaya çırılçıplak dalmak gibi. Bir şeyin kesitini gösteriken, yönetmen olarak, en savunmasız durumunuzdasınızdır. Bu, Vince’in rahat etmediği bir durum.”

MENAJER

Vince’in en iyi arkadaşı, menajeri ve şimdi de ilk yönetmenlik denemesinde yapımcısı olan Eric karakteri için, Connolly şunları söylüyor: “Grucun ahlaki pusulası. Aklı başında davranmaya çalışıyor ki genelde de bunu başarıyor, ancak kızalara kendini kolayca kaptırıyor.”
Ellin ise, “E sıradan bir adam; dünyayı onun gözlerinden görüyoruz” diyor ve ekliyor: “Çoğumuzun istediği bir yoldan gidiyor: Zenginlik, eğlence, fantezi; Bir pizzacıda çalışan alelade biriyken, şimdi çevresinde yıldızlar ve güzel mankenler var. Fakat E, arkadaşlarının aksine, çevresine dikkat ediyor ve tüm bu şeyler hiç bitmeyecekmiş gibi keyfine bakmıyor.”
Eric’in yolculuğu iki kat zordur. Yapımcı olarak, Vince’e karşı sorumluluğu daha da artmıştır. “Sonuç olarak, konu yönetmenin her zaman daha fazla para istemesi; dolayısıyla, Ari’den parayı istemek yapımcı olarak onun görevi, ki bu hiç de göründüğü kadar kolay değil” diyor Connolly gülerek.
E’nin bir diğer önemli meselesi de bir dargın bir barışık olduğu kız arkadaşı Sloan’la olan çalkantılı ilişkisidir. Çok yakında buna babalık da eklenecektir. Çift hali hazırda bir çift değildir ve Eric yeni kız arkadaşına olan duyguları ile eskisine karşı olan duygulaını karşılaştırmaktadır. Yeni kız arkadaş bu durumdan hiç memnun değildir.
Connoly, “Eric ile Sloan’ın ilişkisinde halledilmesi gereken şeyler var. Filmde bunun açıımını görüyorsunuz” dedikten sonra, şöyle devam ediyor: “Birlikte olmama ama çocuğu beraberce büyütme konusunda anlaşıyorlar. Bu zor bir şey. Birlikte iyi kötü pek çok şey yaşamışlar. Son altı ayda yaşanan hasarı onarıp onaramayacaklarını görmeye çalışıyorlar.”

İMPARATOR

E’nin daha ağır sorunlarının aksine, artık incelmiş olan Turtle milyarder işadamı Mark Cuban’le tekila ortaklığının başarısı sayesinde büyümeye devam etmektedir. Fakat Vince’e ve dostlarına karşı her zamanki kadar samimi ve sadıktır.
“Tüm karakterler Vince için sadece dost olmanın yanında bir görev üstlendiler” diyen Jerry Ferrara, şöyle devam ediyor: “Drama onun kardeşi ama aynı zamanda şefi ve eğitmeni; E en iyi sotu ama aynı zqamanda menajeri; Turtle ise, aslında, onun düşük seviyeli asistanı ve şoförü. Güzel olan şu ki, Turtle başarılı ve diğer kahramanlarımızdan muhtemelen daha zengin olmasına rağmen, bizim dünyamızda hâlâ Vince’in şoförlüğünü yapıyor. Milyoner olmasına karşın, dostunu arabayla oraya buraya götürüyor.”
Dostlar arasında değişmeyen bir diğer şey de birbirlerine arkadaşça sataşmaları. Bununla birlikte, kimseye haddinden fazla yüklenilmediği söylenebilir. Ve her ne kadar Turtle arkadaşlarının esprilerinin hedefi olsa da, belki artık eskisi kadar büyük bir hedef değildir.
Ellin bunun bariz nedenini şöyle aktarıyor: “Kameradan uzak kaldığı dönemde, Jerry vücudunu tamamen değiştirmiş. Dolayısıyla bunu da filme kattık. İlginçti çünkü hem Jerry hem de canlandırdığı karakter gerçekten diziyle birlikte büyümüş ve olgunlaşmıştı. Dışarıdan bakıldığında —hem fiziksel hem de kariyer anlamında— Turtle muhtemelen geçmişten bugüne en çok değişen karakter. Elbette, özünde yine aynı harika insan, tıpkı Jerry gibi.”
Her zamanki gibi, Turtle’ın aklında antrenman ve işten çok daha fazlası vardır.  Ferrara gülerek şunları şöyle diyor: “Her zaman biraz kafası sayesinde kızlarla çıktı —bir bakıma, kilosunu böyle geri planda bıraktı. Vince’e yakınlığından dolayı, çok güzel ve zeki kadınlarla bilrlikte oldu. Yani, ya gerçekten komik bir adam ya da yatakta çok iyi.”
Fakat film için Turtle’ın aşk hayatının bile biraz güçlendirilmesi gerekiyordu. “Doug’ın aklında aynı çizgi vardı: Turtle’ın muhtemelen elde edilemez bir kızın peşinden gitmesi. Bu çılgınca çünkü Los Angeles standartlarında, Turtle artık bu kadar başarılı olduğu için çok daha çekici. Ama Doug, Ronda Rousey’yle iğneyi en derine kadar soktu. O dünya çapında bir dövüşçü. Turtle’a gerçek fiziksel zarar veremeyeceği tek bir yarışma yok. Böyle bir mücadele saniyeler içinde biter. Dolayısıyla, onu tabi ki kızdırmak istemezsiniz. Ve Turtle tabi ki kızdırıyor” diyor Ferrara.
Aktör “Entourage”ın bir parçası olmanın en güzel yanının, dünyanın en güçlü kadınlarından biriyle ringe çıkmanın yanı sıra, “her gün en iyi arkadaşlarıyla bir araya gelmek” olduğunu söylüyor ve şunu ekliyor: “Bu gizli bir dileğin gerçek olması gibi. Bu, hızlı arabaların, paranın ve kızların yanı sıra, hayatlarının mükemmel bir fırtına olmasını sağlayan şey.”
Kevin Dillon’ın grup hakkında sevdiği şey de bu.
Aktöre göre, “Arkadaşlıklar hâlâ çok gerçek. Hepsi birbirleriyle şakalaşıyorlar. Drama ile Turtle muhtemelen sözlü sataşmalarda en çok birbirlerini hedef alıyorlar ama tüm o serserice, New York tarzı laf sokma şeylerini seviyorum.”
“Drama ve Turtle yıllar içinde bir ikili oldular” diyen Ferrara ise şöyle devam ediyor: “Vince ve E her zaman berabece toplantılara gidiyorlardı ve biz de sadece Kevin Dillon’ın üstesinden gelebileceği çılgınlıkları beraberce yapıyorduk. Kendisi gerçekten çok komik. Johnny Drama karakteriyle, baldır implantlarından seçmeler sırasında çözülüp kalmaya kadar, yaptığı tüm o şeyler… Daha kötüsünün olabileceğini düşünmezsiniz ama oluyor.”

Kaçırılan Fırsatların EFENDİSİ

“Johnny Drama muhtemelen bu dört arkadaş arasında en az gelişim göstereni. O, bir türlü istediği çıkışı yapamayan zavallı bir adam” diyor Ellin ve ekliyor: “Herkes onu seviyor çünkü öyle veya böyle herkes onunla özdeşleşebilir. O çok sevimli bir ezik.”
Ellin, Drama’nın sevimli olmasının kısmen nedenini şöyle açıklıyor: “Kevin Dillon ne zaman bir repliğini söylese tahmin ettiğimizden komik oluyor. O bir dahi. Yüzü o kadar çok ifadeye sahip, seçimleri o kadar net ki, Drama ne söylerse söylesin onun kazanmasını istiyorsunuz.”
Dillon’ın yorumu ise şöyle: “Drama biraz çılgın ama çok eğlenceli. Dostlarına büyük sevgi duyuyor ve onlar için her şeyi yapmaya hazır. Parayı Vince kazansa da, o hâlâ Johnny’nin kardeşi. Bu yüzden, diğer herkesten öncelikli olduğunu ve Vince’in kendisine saygı duyduğunu hissediyor. Johnny Drama’nın istediği tek şey daha büyük bir yıldız olmak; ve bunun neden hiç olmadığından gerçekten emin değil.”
Deneyimli aktör budala karakteri canlandırmaktan keyif aldığını söylüyor: “Onunla çok güzel zaman geçirdim çünkü son derece kusurlu bir karakter ve pek çok sorunu var. Ne yapacağını asla bilemiyorsunuz; çok asabi ve her an parlayabiliyor.”
Drama başını —Los Angeles televizyon kanallarında gösterilen türde bir— belaya soktuğunda bu kestirilemezlik bir kez daha kendini gösteriyor. “Yaptığı şey kariyerini riske sokabilir” diyor Dillon ve ekliyor: “Ama Hollywood’da, bu kolayca fayda da sağlayabilir. Asla bilemezsiniz.”
Drama için o küçük fırsat Vince’in filmi “Hyde”daki ufak rolle bir kez daha ortaya çıkabilir. Drama bu yardımcı rolün kendisini bir üst seviyeye taşıyabileceğini hissediyor. Muhtemelen bunu birçok kez hissetti” diyen Dillon, şöyle devam ediyor: “Ama yine de bunun o fırsat olabileceğini düşünüyor. Vince’le ilgili bir konu da, Drama’yı her zaman yanında sürüklemesi ve yaptığı her işten onun da nasiplenmesini sağlaması. Ama bu rol muhtemelen Drama’nın o güne dek elde ettiği en büyük nasip ve sadece dört sahnesi var.” Yine de, Drama için, “Bunlar dört kilit sahne” diyor Dillon.

ADAM

Sinema yıldızı Vincent Chase’in 100 milyon dolarlık bir stüdyo filminde ilk yönetmenlik denemesi yapmasının tek yolu süper menajer Ari Gold’un bunu sağlamasıdır. Ne var ki, ciddi öfke yönetimi zorlukların sayesinde, her an patlamaya hazır sihirbaz Ari dizinin bitişiyle birlikte ajansından ayrılmış, ailesiyle zaman geçirmek için “emekliye ayrılmıştır.”
Yine de, filmin başlangıcında, Hollywood’a “çav” dedikten ve “her şeyden uzaklaşmak için” Positano-İtalya’ya taşınma palavralarından sadece altı gün sonra, Ari Gold büyük bir film stüdyosunun yöneticisi olarak yeni bir işe başlar… hem de Hollywood’da.
Bu renkli karakteri canlandıran Jeremy Piven’a göre, Ari’nin stüdyonun yöneticiliğine getirilmesi bir terfi gibi görünse de, “Ari’nin gözünde bu bir düşüş çünkü kendisine daha fazlası vaat edilmiş. Doug burada çok ustaca bir şey yapmış çünkü Ari’yi çok öfkelendiriyor ve hâlâ patronu olan John Ellis’le arasında harika bir sürtüşme yaratıyor. Elbette gerçek şu ki her ne kadar zirveye çıktığınızı düşünürseniz düşünün, her zaman üzerinizde biri vardır.
“İster menajer olsun ister stüdyo yöneticisi, Ari yıpratıcı bir insan, akla gelmeyen şeyler söylüyor ve bazen çok kırcı olabiliyor” diyen Piven, şöyle devam ediyor: “Öte yandan, yıllarca Vince’i temsil etmiş ve ona inanılmaz sadık. Vince’e ilk gerçek oyunculuk işini ve şimdi de ilk yönetmenlik işini veriyor. Üstelik 100 milyon dolar bütçeli bir film. Hollywood dtandartlarında bile bu çok büyük bir para.”
Bu sadakati ödüllendirmek için, Vince ile Eric’in yaptığı ilk şey —tipik “Entourage” tarzı— daha çok para istemek. Piven  bu konuda şunları söylüyor: “Ari’ye bütçeyi aşmayacaklarını söylüyorlar ve kesinlikle aşıyorlar. Dolayısıyla, bu durum Ari’yi çıldırtıyor çünkü bu adamlar için şimdiden boynunu giyotine yatırmış durumda. Ve Vince’in filminin iyi olması Ari için çok şey ifade ediyor çünkü tüm gelecekleri bu filme bağlı. Eğer başaramazlarsa, mahvolacaklar. Risk bundan daha yüksek olamazdı. Bu, Ari’nin stres düzeyi için pek de iyi sayılmaz.”
Ellin, Piven’ın Ari’yle her şeyi deneyebilme becerisine uzun zamandır hayranlık duyduğunu söylüyor: “Jeremy’yi durdurmak mümkün değil. Pislik birini oynamayı başarıyor. Üstelik bu pisliği o kadar sevimli kılıyor ki o olamk istiyorsunuz.”

PARA

Daha fazla nakit için zamansız taleplerine rağmen, Vince ve çevresi şu sıralar Ari’nin en büyük başağrısı değildir. Bu onur filmin ortak finansörü olarak çekleri yazan Teksaslı petrol baronu Larsen McCredle’a aittir.
“Zavallı Ari. Film bütçesini aştı. Vince kardeşi Eric’i filmin yapımcısı yaptı ve üstüne üstlük Ari’nin şimdi Teksas’a uçup para için yalvarması gerekiyor” diyor Ellin ve ekliyor: “Hollywood’un kralı oluşu burada bitiyor.”
Milyarder sanayici McCredle’ı hem yapımcı hem oyuncu olarak deneyim sahibi Billy Bob Thornton canlandırdı. Aktöre göre, “‘Entourage’ bir hiciv ama gerçeğe o kadar yakın ve Hollywood’un o kadar içinde ki doğrusu buradaki çizgi çok ince. Bence böylesine cazip oluşunun nedeni bu.”
Thornton sette doğal bir hava olduğunu belirtiyor: “Bir sahneyi çekerken, ortam o kadar geçek ki kayıtta olduğunuzu unutup, sadece birbirinizle konuşuyorsunuz … bu iyiye işarettir.”
McCredle, Ari için eline batmış bir diken olabilir ama McCredle’ın oğlu Travis çok daha büyük bir baş belasıdır. Kendine her şeyi hak gören bu Güneyli zengin çocuğu canlandıran Haley Joel Osment şunları söylüyor: “Larsen McCredle’ın bulunduğu noktaya gelmek için çok çalışması gerektiğine eminim ama Travis zenginliğin içine doğmuş. Babasının çalışkanlığı ve sağduyusuna sahip değil; para sadece para. Egosu için bir araç. Dolayısıyla, Hollywood’a gidip Vince’in dilediğince at koşturduğu o fantezi dünyasına daldığında, kıskançlıktan çatlıyor çünkü daha önce her zaman üstün taraf olmuş. Bu düşmanca havayı her duruma yansıtıp, Ari ve Vince’e dünyayı dar ediyor.”
“Haley kameralar çalışmazken çok iyi biri ama onun sahnelerini izlerken gerçekten de kameraya uzanıp Travis’i yakalamak ve öldürmek istiyorum” diyor Ellin gülerek.
“Bu karakterleri Billy Bob ve Haley’den daha iyi canlandıracak kimseyi düşünemiyorum” diyor Piven ve ekliyor: “Her ikisi de rollerinde muhteşemlerdi ve onlarla karşılıklı oynamak çok eğlenceliydi.”
Travis için Los Angeles’a gelip Vince’le tanışmanın ve onu iş üzerinde görmenin avantajlı yanlarından biri —hepsinin üzerinde tahakküm kurmaya çalışmanın yanı sıra— Vince’in yaşam tarzının getirdiği çok sayıda güzel manken ve aktrisin etrafında olma şansı.

Entourage Orjinal Film Fragmanı

Yorum Yaz