Aynı Yıldızın Altında (The Fault In Our Stars)

Var olan sevgilerin bitmediği, Aşkların hiç dinmediği, birbirini kandırmadan, aldatmaların hiç yaşanmadığı bir dünya için sende gökyüzüne bak ve aynı yıldızın altında bekle.

Hazel Grace 16 yaşında, ancak o bir kanser hastası, hayatına daha başlamadan kanserin pençesine düşmüş, gittiği her yere oksijen tüpünü götürmek zorunda, ne yazık ki  ölüm her an kendisini yakalayabilir, Annesine ve babasına hissettirmemeye çalışsa da, yaşadığı bu elim durumdan yeterince üzgün ve artık hayattan bir beklentisi yok yaşama sevinci adına, çünkü  kendi tabiri ile günleri sayılı. Anne ve babası sevimli insanlar, kızlarının bu durumuna üzülseler de, onu hayatta tutmak ve sayılı günlerin artması için  Hazel’in moralini yüksek tutmaya çalışıyorlar, ancak Hazel hiç bir şey umurunda değil, sadece anne babası mutlu olsunlar diye yapıyor ne yapıyorsa, ta ki Agustus ile tanışana kadar. Agustos 18 yaşında, kansere yakalanmadan önce başarılı bir basketbolcu, ancak onunda kaderi de Hazel’dan farklı değil. Hazel’e kıyasla Agustos hayatı çok daha keyifli yaşayan bir çocuk, Hazel’in biraz olsun karanlık ve mutsuz dünyasına aldırış etmeden, onu hayata bağlamak için elinden gelen her şeyi yapıyor, hatta bazen abartıp inanılmaz şeyler, fedakarlıklar yapıyor. Mesela aralarında geçen bir kitap mevzusu sayesinde, özellikle Hazel’in kitabın sonunu merak etmesinden dolayı, sırf onun mutluluğu adına kitabın yazarı Peter Van Houten ile görüşüyor ve yaşadığı yer olan Amsterdam’ı ziyaret edip kendisine kitabın sonuyla alakalı sorulara cevap almayı planlıyorlar, ancak 8 saatlik bir uçak yoluculunda kanser olan iki kişinin hastalık sürecinin negatif olarak etki etmemesi için, ailelerimi ve doktorlarını zorlu bir ikna şeridinden geçiriyorlar, ancak sonunda çok zor geçen süreçte Amsterdam’a gidiyorlar.  Amsterdam’ın tarih kokan bisikletli yollarında dolaşıp, ünlü köprüleri gezerek hatta benim önünde fotoğrafın olduğu Van Gogh müzesinde harika zaman geçiriyorlar, ancak kitabın yazarı tam bir dangaloz çıkması sebebiyle istediklerini alamadan geri dönüyorlar. Döndüklerinde hayatları kaldığı yerden devam ediyor, iki kanser hastası ve bir de görme yeteneğini kaybeden arkadaşı Isaac, komik ama duygu dolu kalan sayılı zamanlarını beraber geçiriyorlar, ve beklenen gün geliyor, Augustos vücudunun her yerini saran tümörler yüzünden ölüyor.

Filmin bize Yeşilçamvari aşırı klasik gibi görünebilir ancak, her karakterin oyunculuğu sahte değil, özellikle hastalık sürecinden yalnızlaşan insanların, tutunacak aileleri sevdikleri olmazsa nasıl perişan olacaklarına, ama bir anne için kanser olan bir çocuğuyla ilgilenmesinin piskososyal zorluklarının  üstesinden gelinemez olmadığını, hatta onun yaşam kalitesi için en uygun desteği vermeleri gerektiğini özellikle Hazel’in ailesinde bire bir şahit oluyoruz.
Bu filmi birde şu açıdan seyretmenizi öneririm, eğer hayatınızda birisi var ise, ve işler yolunda gitmiyorsa, bu film sizlere harika bir akıl hocalığı yaparak, bir çoğunuzun ilişkisini kurtaracak düzeyde geri dönüşler sağlayacak, eğer terapistlerde gezinip nasıl ilişkimi kurtarırım diye uğraşıyorsanız, bu film tam sizler için, kesinlikle hayatında ki aşkının kıymetini bilmeyen tarafı kendine getirecek, sevdiğinize daha çok bağlanacaksınız, bu filmden sonra daha çok kıymet bileceksiniz, hatalarınızdan daha çok ders çıkaracaksınız, ve onu kaybetmemek için her şeyinizi feda edeceksiniz. Bu filmi izlerken tavsiyem eşinizle beraber, ona sarılarak ve size bu harika zamanı sağlıklıyken bahşeden Yüce Allah’a şükür ederek izleyin.

Iscaac : Nasıl bir eziksem hala verdiği kolyeyi taşıyorum, Ameliyattan önce benden ayrılmayı istedi, çünkü kaldırmazmış, Nerdeyse kör olmak üzereyim ancak kaldıramayan o oluyor, sürekli sonsuza dek diyip durdum…
Hazel : senden hoşlanıyorum, ancak ben bir el bombasıyım ve bir gün patlayacağım seni ve etrafımdaki herkesi inciteceğim
Agustos: Hazel, Benim için sorun değil, kalbimin senin tarafından kırılması benim için ayrıcalıktır,
Hazel : Sinirliyim çünkü özel olduğunu düşünüyorum. Yeterli değil mi bu? Sen sanıyorsun ki dolu bir hayat yaşamak için, herkesin seni hatırlıyor, seni seviyor olması gerekiyor. Ama biliyor musun Gus, senin hayatın bu, tamam mı ? Tüm elindekiler bunlar ben varım, ailen var, bu dünya var, hepsi bu buda sana yetmiyorsa…üzgünüm. Ama sahip oldukların hiçe sayılacak gibi değil. Çünkü ben seni seviyorum. Ve seni hep hatırlayacağım.
Hazel : Bana sayılı günler içinde  sonsuzluk verdin.Ve bunun için sana müteşekkirim…

Filmden almış olduğum harika diyaloglardan birkaçını yukarda paylaştım, umarım birbirini kandırmadan, aldatmadan, üzmeden aşık olduğunuz insanla beraber yaşlanır, hayatın acımasız oyunlarına kanmadan mutlu bir yuvanız olur ve Cennette yine beraber olursunuz.  Bu arada unutmadan Filme Puanım 10 üzerinden 7.9

Gökkuşağı istiyorsan ıslanmasını bileceksin. Cinerium’la kalın…

M.Said Çakallı

 Aynı Yıldızın Altında Film Fragmanı

Yorum Yaz