Aşkına EŞKIYA

Türk sinemasında önemli bir ilerleme kaydetmesine etken olan filmde; geçmiş ile günümüz arasında kalmış olay insanlarında Anadolu geleneklerinin nakış gibi işlendiği görülmektedir.

Bir kadın ve iki erkek arasında geçen aşk merkezli olaylar örgüsünün içinde, yardımcı öğelerinde kendi başına hikayeleriyle ve günümüz kurgularıyla zenginleşerek, bazen birbirlerinden etkilenmelerini de sağlayarak geçmiş ile gelecek arasında sıkışıp kalmış bu zavallı ve şaşkın günümüzde iyilerin kendi kuralları içerisinde ki mücadelesi ve kötülerin neden ruhunu şeytana sattığını anlamaya çalışıyoruz…

Onurunu koruduğu kadının teşekkür etmek için (bu sefer iş icabı olmadan) kendini sunması karşılığında;  ona “çok kıymetli …” derken kendisinin ne kadar da değerli hissettiriyor… Ardından Baranın kucağında ağlamak; daha önce hiçbir erkek tarafından kıymet görmeyen bu kadın için, şimdiye kadar bunu yaşamamış olduğunun üzüntüsü ile güvenli bir omuzda ki huzurun kucaklaşmasıydı.

Cumanın hayatı pahasına sevdiği kadına olan aşkını “nikah bile yaparım” diye ifade etmesine karşın katil olasıya aldatılması ile aşka olan inancımızı kaybediyoruz. Fakat Keje nin onurlu ve saf duruşu emsallerini şimdilerde aratıyor bizi… Baransız geçen yıllara sessiz kalarak karşılaşacakları tek bir günü beklemek nedir onu görüyoruz. Aşkın vuslatı adı kadar kısaydı…

Bir aşkın iki tarifi olabilir mi? Bir aşk için örnek bir hayat süren taraf kötü, suçlanıp cezakandırılmış biri ise iyi olabilir mi? Berfo ile Baran’ın Keje ye olan aşkları işte böyle bir şey. Bir aşk için her şeyi yaparım  derken bir kere daha düşünür müydünüz hiç? … Eğer hiç düşünmeyeceğinizi iddia ediyorsanız bu yazının devamını hiç okumayın ve sevgilinizde bırakın bunu böyle bilsin…

Eğer gerçeği huzura tercih ediyorsanız, buyurun birde buradan yakın; Ortada bir kadın var Keje. Güzelliğinin yanı sıra; sevdiği yüzünden sevmediği bir adamla sessiz ve tebessümsüz bir evlilik yaparak kazanana ödül yerine zulüm olmayı seçmiş bir kadın. Öyle ki, yaşayan bir ölü gibi tüm dünyadan vazgeçmiş, sevgilisi ile sanki o da zindana girmiş ama bunu Baran’a da söylememeyi reva görmüş bir kadın. Nefreti ile yaşayan aşkı ile de hasretine karalar bağlayan bir kadın Keje…

Berfo zaman karşısında zenginleşmiş, Baran ise yaşlanmış olmalarına rağmen aralarında ki rekabet; ilahi bir adaletten ibaret…

Berfo ile Baran ‘ın şu konuşmaları ezberimizi bozuyor;

eşkiya: bana niye ihanet ettin berfo?

berfo: ihanet ha? demek sen benim yaptıklarıma ihanet diyorsun? peki eyi oyle olsun. şimdi ben sana şöyle desem.
ben bunları yaptım çünkü aşıktım ben. yani vurulmuştum. ölüyordum aşkımdan. bunun üzerine kim bana ne diyebilir ha?
ihanet ne? aşkım için yaptım ulan. ahlaksızlık mı? evet yaptım
ben en yakın arkadaşımı -seni- jandarmaya ihbar etmiş adamım. sen yapabilir miydin benim yaptığımı ha? en sevgili arkadaşına ihanet edebilir miydin? onu jandarmaya ihbar edebilir miydin? arkadaşının altınlarını çalabilir miydin? o altınlarla arkadaşının sevdiği kadını anasından babasından satın alabilir miydin? arkadaşını ölüme gönderebilr miydin?

ama ben yaptım. aşkım için
şimdi söyle bana hangimizin aşkı kejeye daha buyuk ha? hangimizin?
hangimiz keje için bu kadar günaha girmeyi göze alabildik? bu aşk için ben cehennemde yanmaya hazırım ya sen?

Bir aşk güçlü olmasa bu kadar değiştirir mi birini? Şeytanın avukatlığını yaparken bir kere daha düşünelim; “Berfonun aşkı için her şeyi göze alması” ile “Baranın aşkının karşısına koyduğu gurur” Şimdi gelelim paradoksumuzun içeriğine; “savaşta ve aşkta her şey mübah” mıdır? Sorusunda Berfonun cevabını az önce öğrendik. Fakat Baran arkadaşına da Keje’ye de kolu kanadı kırık bir şekilde hala susuyor.

Çünkü Baran’a göre; iyi insan; kötülük yapmayı bilmeyen değil, tercih etmeyen kişidir. Keje’yi elde etmek ona layık olmaktan daha önemli değildir. Kendine saygı duymasaydı bu aşkı da gönlüne sığdıramaz, kaybolur giderdi. Ama yıldızlar selam durdu ölümüne…

Bir aşk için her şeyi yapmak yerine önce kendi olmanın seçimidir Eşkıya…

Yorum Yaz