Arınma Gecesi 2 (The Purge Anarchy) Film İncelemesi

İlki gecen sene çekilen The Purge özgün senaryosuyla bir çok sinema severden geçer not almıştı, filmin ikincisi olan The Purge: Anarchy konusu itibariyle yine kendinden söz ettiren bir film oldu. Film konusu itibariyle aslında çok sert mesajlar içeriyor, mesela iki yüzlülüğe dem vurarak, etrafınızdaki insanların iyi arkadaş olduğunu düşündüklerinizin aslında bilinç altlarında  ne kadar kirli bir dünyaları olduğunu ve ellerine Arınma günü gibi bir fırsat geçince insanlıkla alakalı hiç bir şey bırakmadıklarını, aynı zamanda zengin fakir arasındaki o acımasız çizgide meydana gelen modern ve global dünyada, güçlü zayıf karşısında her durumda üstün olduğunu, devletin ve hukukun çaresizce işlemediği bir dünyada her türlü ahlaksızlığın normal karışlanacağını, doğuştan zengin olanlarla hayatı boyunca bir kuru ekmek için sürekli rekabet halinde olan insanların arasında oluşan  uçurumun, belki de bu  Arınma sayesinde bir karşılık bulacağına inan insanlara, Kıyamet gününü beklemeden Tanrılık rolüne üstlenebilme hakkı veriyor.

Filmi izleyenler bilir, Amerika da işsizlik yok denecek kadar az, insanlar suç islemiyor, bununda nedeni yeni gelen kurucu babalar hükümeti, bu yeni akım; insanların içlerinde biriken zarar verme,  öldürme hissini yok etmek için, yılda bir Arınma fikrini ortaya sürüyor ve böylelikle yılın bir gününü akşam 7’den sabah 7’ye kadar tüm Amerika arınma günü olarak kutluyorlar, Arınma sırasında 4. sınıf ve altındaki silahların kullanılması serbest, devlet büyüklerine dokunmak yasak, 12 saat boyunca her türlü yardımlar yasak, hastane, polis, itfaiye çalışmıyor, aklınıza gelebilecek her türlü eylem, öldürmek, tecavüz etmek, çalmak, vb. rampage aksiyonların hepsi serbest. Birinci film de  başrol oyuncusu olarak Ethan Hawke vardı, ve bence filmde ki en iyi oyuncuydu, şunu kabl etmek lazım bu tip filmlerde iyi oyuncu bulmak gerçekten, galiba Gerilim filmlerinin en çok eleştirilen kısmı hep kötü oyunculuk olmuştur. Ancak yeni filmlerde tanınmış birilerinin olması bence heyecanı düşürüyor, bu sebeple bu tür filmlerde çok tanınmış oyuncuların olması yerine, az tanınmış hatta bilinmeyen oyuncuların varlığı daha fazla heycan veriyor, çünkü kimin başına ne geleceğini kestirmek oldukça güç, ve sürprizler daha fazla karşılaşma ihtimalimiz yüksek. İkinci  Filmde de  öyle aman aman tanınmış kimse yok, sadece Lost ve Captain America’ dan  hatırladığımız  hiç yaslanmayan karakter Frank Grillo var, yönetmenliğin de ise yine ilk filmde olduğu gibi James DeMonaco bulunuyor.

Filmin konusuna gelince, filmde birbirinden yeni ayrılmış bir çift (Shane ve Liz ), daha ayrılığa hazır olmasalar da hayatlarını düzene sokmak adına artik her şeyin bittiğini kabullenmek istiyorlar, bu sırada eve giderken arabaları bozuluyor, ve yolda kalıyorlar. Maddi olarak zor günler geçiren anne (Eva) ve Kızı( Cali) de babalarının kanser olmasından dolayı hayatları hep çalışma ve zavallı babalarına bakmakla geçiyor, Her Arınma gününde olduğu gibi, sadece evlerinde oturup sakin bir gün geçirmek istiyorlar, ancak babaları artık bu acıya son vermek istiyor, çocuklarına son bir iyilik yapıp 100.000 $ karşılığında kendisini arınmak isteyen bir grup zengine feda ediyor, tabi bu ortaya çıkar çıkmaz yaşadıkları şoku atlatamadan, apartmanları bir tır insan ve silahla gelen bir grubun hedefi oluyor, kaçamayıp sırf zevk için öldüren bir zenginin rehinesi oluyorlar,  bu sırada oğlunun katilini öldürmeye giden Frank Grill anne ve kızının çığlıklarını duyup, filmin ana mesajlarından olan, asla yardım etmek için durma mesajını yok sayarak, Anne kıza yardim edip birkaç tane de kişiyi vurup, ellerinden kurtarıyor, ama bu silahlı gruptan öyle kurtulmak kolay olmuyor, çünkü onlar devlet adına çalışan polis ve asker tayfaları, bizim Frank, Anne ve kızın peşlerine takılıyorlar, diğer yandan çiftimiz Shane ve Liz, arabalarının bozulmasının tesadüfi olmağını, peşlerinde maskeli ve silahlı bir gurubun olduğunu anlayınca korkup şehir merkezine doğru kaçıyorlar, ve şans eseri Frank’le karşılaşıp, yardim istiyorlar, Frank yine istemeyerek de olsa bu çifti arabasına almak zorunda kalıyor. Böylelikle Arınma gecesinde  dışarıda olmak istemeyen beş kişi, kendilerini öldürmek isteyen acımasız insanların arasında buluveriyorlar.

Konuya bakılırsa film ilk filme oranla hiç bir ilerleme göstermemiş, aksine yapımcı ve senaristler ellerindeki bu kadar güzel senaryoyu heba etmişler, sonuçta biraz daha iyi oyuncu ve klişe muhabbetler yerine daha aceleye gelmeyen bir film yapılabilirdi, filmdeki gangsterlerin kovalama sahneleri, bizimkilerin kaçış sahneleri hatta vurulma anları çok basit olmuş. Örnek verecek olursak, Eva’nın yakın arkadaşı olan arkadaşının ölüm anı, buna benzer çok klişe sahneler ve kötü oyunculuk fazlasıyla hakim filmde.

Bu kadar olumsuz şeye rağmen Arınma mantığı gerçek hayata adapte edilirse güzel duruyor, çünkü insanın kendi doğasında sevmediği bir şeye  karşı tepki verip bedel ödetmek, zarar vermek hissi var. Üzülerek söylemeliyim Dünyada hala bir grup insan sürekli bedel ödemek zorunda olanlar var, Mesela savaşları düşünün, her zaman devletlerin açlığı yüzünden küçük büyük, yaşlı, çocuk, kadın, demeden bir taraf hep öldürüyor, yada kendimizden örnek verelim, düşünü ki kendi hayatınızda sürekli sizin varlığınızdan rahatsız olan bir düzen var, sürekli baskılar, aşağılanmalar, küçümsenip dışlanmalar, nefes almanızdan bile rahatsız olanlar var, aldığınız maaş size yetmiyor, evinizi geçindiremiyorsunuz, birini deli gibi seviyorsunuz, ancak aldatılıyorsunuz, onca güzel zaman geçirdiğiniz karınız, kocanız, sevgiliniz arkadaşınız yada herkimse, size bir gün hayatınızın tokadını vurup gidiyor! yazarken insanın nefesi kesiliyor, elleri titriyor, birde bunları yaşayanların psikolojilerini düşünün, demek ki bukadar kötülükler bir şekilde karşılık bulması gerekiyor! Galiba varlığımızı insanlığımız sorgulama burada başlıyor, böyle bir durumda Arınma günün aslında ne kadar güzel bir fırsat olduğunu düşünür müydünüz ? Son yılların en iyi kurgusuna sahip Saw ( Testere) ‘nin Jigsaw’ı John Kramer’in dediği gibi ” Beni içten içe yiyen hastalıktan rahatsızım, ellerindekinin kıymetini bilmeyen insanlardan rahatsızım, başkalarının acılarını önemsemeyenlerden rahatsızım, sevmek yerine aldatmayı seçenlerden rahatsızım, nedeni yokken birbirini kıran üzen bir toplumdan, yalan söyleyen insanlardan rahatsızım, Sizde kendi içinizde hayatının kıymetini bilmeyenlere cezalarını vermeyi düşünür müydünüz? Galiba cevap belli, eğer inandığımız bir öbür dünya olmasaydı, ve gerçekten Kader ve Allah inancı olmayıp, bize gönderilmiş bir peygamberin yaşayışını bilmeseydik, eminim karşıyı cezalandırmak için Arınma geceleri bizlere harika bir fırsat olurdu, ancak ben her kötülüğün bir karşılığı olduğuna inanıyorum,  kötülük yerine iyiliği, seçerek erdemliliğin ve bilgeliğin dayanılmaz keyfini yaşıyorum. Sizlerde dünyanın yüzlerce adaletsizliğine karşı evil duygular barındırmak yerine, beklemek zor olsa da adaleti kendi ellerinizle değil de Yüce Yaratıcının vereceğine inanın.

Bu kadar olguyu bir arada bulunduran bir filme aslında düşük puan vermek olmaz ancak  oyuncu ve karakter sıradanlığı, yüzünden 10 üzerinden 7 veriyorum. Film altı üstü 9 milyon dolarlık bütçesiyle tamı tamına dünya genelinde 110 milyon dolar hasılat elde etmiş, bu kadar para yapımcıların gözlerini döndürmüş olacak ki, şimdiden yeni filme başladılar! Purge 3’te görüşmek dileğiyle…

M.Said Çakallı

Arınma Gecesi: Anarşi Film Fragmanı

Yorum Yaz