5. Dalga Yapım Bilgileri

5. DALGA
“THE 5th WAVE”

5. Dalga

Yeni film The 5th Wave/5. Dalga’da, öldürücü gücü gitgide artan dört saldırı dalgası Dünya’nın büyük bir kısmını kırıp geçirmiştir. Korku ve güvensizliğin hüküm sürdüğü bir ortamda, Cassie (Chloë Grace Moretz) umutsuzca erkek kardeşini bulmaya çalıştığı bir koşturmacanın içindedir. Kaçınılmaz ve ölümcül 5. dalgaya hazırlanırken, genç kız kendisinin son umudu olabilecek genç bir adamla işbirliği yapar –tabi ona güvenebilirse.

Columbia Pictures, LStar Capital işbirliğiyle, bir Material/GK Films yapımı olan The 5th Wave/5. Dalga’yı sunar. Başrollerini Chloë Grace Moretz, Nick Robinson, Ron Livingston, Maggie Siff, Alex Roe, Maria Bello, Maika Monroe ve Liev Schreiber’ın paylaştığı filmi J Blakeson yönetti. Rick Yancey’nin romanına dayanan filmin senaryosunu Susannah Grant, Akiva Goldsman ve Jeff Pinkner kaleme aldı. The 5th Wave/5. Dalga’nın yapımcılığını Tobey Maguire, Graham King, Matthew Plouffe ve Lynn Harris, yönetici yapımcılığını ise Denis O’Sullivan, Richard Middleton ve Ben Waisbren gerçekleştirdi. Filmde görüntü yönetimi ASC’den Enrique Chediak’in, yapım tasarımı Jon Billington’ın, kurgusu ACE’den Paul Rubell’in, kostüm tasarımı Sharen Davis’in, müziği ise Henry Jackman’ın imzasını taşıyor.

FİLM HAKKINDA

Columbia Pictures’ın Rick Yancey’nin (üçleme olarak planladığı serinin ilki olan) en çok satan kitabı The 5th Wave’den uyarladığı filmin başkahramanı Cassie Sullivan’ı canlandıran Chloë Grace Moretz, “Cassie Sullivan müthiş bir kahraman ama kendini asla böyle tanımlamazdı. Sadece, kardeşini kaybetmiş bir kız olduğunu ve onu bulmak için ne gerekiyorsa yapacağını söylerdi” diyor.

Yancey’nin kitabı 2013’te yayımlandı ve gerek eleştirmenlerin gerek okurların övgüsünü topladı. Kitap 20 haftadan uzun bir süre New York Times En Çok Satanlar listesinde kaldı. Üçlemenin ikinci kitabı The Infinite Sea de aynı övgü ve başarıyla karşılandı; üçüncü kitap The Last Star ise bu yılın ilerleyen günlerinde yayımlanacak.

Hikayede, dünyamız, bugün çoğumuzun yüzleştiği çok sahici korkulara benzeyen son derece gerçekçi şekillerde saldırıya uğrar: Deprem, elektromanyetik dalga, hastalık… Bu anlamda, yapımcılar The 5th Wave/5. Dalga’da hayali, distopik bir dünya geleceği sunmak yerine, sinemaseverleri içine çekecek gerçekçi bir dünya yaratmak istediler. Filmin yönetmeni J Blakeson, “Bilimkurguda çalışmayı seviyorum çünkü ilginç şeyleri karşıdan değil yandan gözlemleme imkanı sunar” diyor ve ekliyor: “Uzaylı istilası gibi büyük bir bilimkurgu konsepti yaratabilir ve bunu günlük hayatın duyguları ve sorunlarını daha ilginç bir şekilde anlatmak için kullanabilirsiniz.”

5. dalga

Filmin yapımcılığını Graham King, Matthew Plouffe ve Lynn Harris’e birlikte gerçekleştiren Tobey Maguire, “Bu kitabı bir kez okumaya başladınız mı, elinizden bırakmak zor” dedikten sonra, şöyle devam ediyor: “Rick’in yazını müthiş sinematik. Kendisi tüm klasik bilimkurgu öğelerini hayata geçirirken bir yandan da beyaz perdede hiç görmediğimiz bir şekilde gerçekçi olduğu hissini veren bir uzaylı istilası yazmayı başarmış. İstilanın medeniyeti paramparça etmek için dalgalar halinde gerçekleşmesi fikri hem benzersiz hem de evrensel çapta özdeşleşilebilir bir his yaratıyor. Elektriğin yitirilmesi, hastalık, deprem, tsunamiler… bunlar şu anda modern yaşamın gerçekten parçası olan korkular. Bu, filmimizi pek çok bilimkurgu fantezisinden ayırıyor.”

Yapımcı Graham King filmin heyecan verici öğelerinin izleyicilere çekici geleceğini ama içlerine esas işleyecek olanın filmin yüreği olacağını söylüyor: “Hikayede bir uzaylı istilası öğesi, gezegeni ele geçirişlerinde bir tehdit öğesi olmakla birlikte, filmin özü gerçekte bir ailenin parçalanması ve nasıl yeniden bir araya gelmeye çalıştıklarıyla ilgili.”

Plouffe ise şunları ekliyor: “Filmde inanılmaz öğeler mevcut ama benim için onu öne çıkaran şey, hepimizin bildiği bir başkarakterle çok anlaşılabilir bir gerçekliği ele alışıydı. Hikayenin başında, kahramanımız Cassie Sullivan lisede yanınızda oturan, Amerika’nın Sıradan şehrinde yaşayan bir kız.”

Cassie Sullivan’ı canlandıran Moretz, “Cassie tamamen hazırlıksız” diyor ve ekliyor: “Daha önceden hayatta kalma eğitimi almamış olan, normal bir liseli kız. İzci kız becerilerine ya da süper kahraman gücüne sahip değil. Cassie tıpkı benim gibi. İlk dalga vurduğunda, tepkisi son derece gerçek. Cassie’yi gerçekten oynamak istememi sağlayan şey buydu. Onu kendime yakın hissettim.”

The 5th Wave/5. Dalga’nın yönetmen koltuğuna bir film festivalinin ve eleştirmenlerin beğenisini kazanan The Disappearance of Alice Creed adlı gerilim filmiyle yönetmenliğe adım atmasıyla yıldızı parlayan J Blakeson oturdu. “Bu filmi yapmak istedim çünkü uzaylı istilası gibi büyük bir bilimkurgu konsepti yaratmanıza ve bunu günlük hayatın duyguları ve sorunlarını daha ilginç bir şekilde anlatmak için kullanmanıza olanak tanıyor” diyen yönetmen, şöyle devam ediyor: “Bu filmin dünyanın ne kadar korkunç olduğu hakkında değil, dünyanın ne kadar güzel olduğu ve bu güzelliğe ne kadar tutunmak istediğimiz hakkında olması benim için önemliydi. Cassie için çıkış noktam umut ve metanetti; tarzımızı perişan ve kasvetli tutmak yerine; duygusal, renkli ve sinematik tuttuk.”

Blakeson için, The 5th Wave/5. Dalga’yı yönetmek bir bakıma köklerine dönmek gibiydi. “Gençken ergenlik çağında karakterler içeren çok film izledim, çok kitap okudum. Bunlar bana edebiyatın kapısını açan geçiş kitaplarıydı” diyor yönetmen ve ekliyor: “Ergenlerin her şeyi çok yoğun bir şekilde hissetmesinde özel bir şey var. Duyguları yüzeyde ve sanki her gün dünyanın sonu geliyormuş gibi bir his var gerçekten. Bu filmde ise, Cassie’nin hayatında dünyanın sahiden sonu geliyor.”

Kitabın popüler oluş nedenlerinden biri genç yetişkin kurgusundan yetişkin kurgusuna, bilimkurgudan genel kurguya köprü oluşturması. Kitabın yazarı Rick Yancey kitabın hepimizin karşılaştığı evrensel temalara odaklandığını söylüyor: “Sadece The 5th Wave değil, tüm kitaplarım bizi insan yapan şeyleri konu alıyor. Bu hikayenin bana en cazip gelen yönü, diğer her şey elimizden alındığında geriye ne kaldığı? Önemli olan şeyler neler? Yirmi birinci yüzyılda artık pek çok tuzakla karşı karşıyayız; çok fazla teknolojiye sahibiz ve bu bizi insani bağdan bir adım geriye götürüyor. The 5th Wave’de tüm bunlar elimizden alınıyor ve her bir karakter kendilerince ‘bu dünyayla nasıl başa çıkarım?’ sorusuyla yüzleşiyor. Gerçekten önemli olanlar neler? Bu şeylere sahip olmak için nelerden fedakarlık edebilirim? Ayrıca, bu bir gerilim filmi; bir hayatta kalma hikayesi, insanların imkansıza yakın durumlarda ayakta kalmaya çalışma hikayesi; ve aynı zamanda bir sevgi ve onun tüm permütasyonları hakkında bir aşk hikayesi.”

Plouffe daha ilk sayfadan itibaren The 5th Wave’in sıradan bir uzaylı istilası olmadığını anladığını belirtiyor: “Rick kitabı Stephen Hawking’den bir alıntıyla açmış: Eğer uzaylılar Dünya’ya gelirlerse, bu, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfi gibi olacaktır ki böylesi bir keşif Amerikan yerlileri için iyi sonuçlanmamıştı. Dolayısıyla, daha en başından anladım ki bu hikayede biraz farklı bir şeyler vardı. Baştan itibaren sofistike ve zekice bir hikaye olduğunu hissettiriyordu.”

Hikayenin kalbinde yetişkinliğe geçmekte olan herkesin yüzleştiği sorular var ki bunlardan önemli bir tanesi de kime güvenebilirim? “Filmde, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi, sırf onlara bakarak kimin iyi kimin kötü olduğunu bilemiyorsunuz” diyen Blakeson, şöyle devam ediyor: “Filmlerde çoğu zaman, kötü adam belli bir şekilde, iyi adam da başka bir şekilde görünür ve onları birbirinden ayırmak kolaydır; bu filmde ise herkes aynı görünüyor. Cassie başka insanlara güveninizi kaybetmenin sizi karanlık bir yola sürükleyebileceğini öğreniyor: İnsanlık birbirine güvenmek ve birbirine ihtiyaç duymaktır. Eğer hayatta kalmak istiyorsanız ‘kimseye güvenmeyin’; ama eğer savaşı kazanacaksanız insanlara güvenmeyi öğrenmelisiniz.”

Moretz şunu ekliyor: “Cassie ‘kimseye güvenme’ fikrinden gerçekten etkileniyor; herkes potansiyel bir tehdit olabilir. İnsanlara güvenebileceğini düşünmek istiyor ama bunu her yaptığında, bir şeyler tepetaklak oluyor. Birine güvenmeye başladığında hep hayal kırıklığına uğradığını fark ediyor; bu yüzden, sonunda sadece kendine güvenmeye başlıyor.”

YAPIM VE GÖRSEL EFEKTLER HAKKINDA

Filmde kapsamlı efekt sekansları bulunmakta ama görsel efektler amiri Scott Stokdyk bunların tamamen filmin çapına göre hayal edilmiş sekanslar olduğunu söylüyor. “Modern efektlerle ne kadar ileri gidebileceğinizin sınırı yok. Ön-yapım aşamasında hep büyük, daha büyük şeyler yapma cazibesine kapıldığım anlar oldu. Ama J’in vizyonu kişisel bir hikaye anlatmaktı” diyen Stokdyk, şöyle devam ediyor: “Bu filmde görsel efektlerin hedefini daha çok yardımcı rol üstlenecek şekilde ayarladım; Dev bir tsunami görselimiz ve dünyanın dört bir yanında mekanlarımız var ama efektlerin felsefesi oyuncuları çok samimi bir şekilde tehlikeye atmaktı.”

Bu yaklaşım –son teknolojiyi ve küresel çapta efektleri bireysel karakterleri etkiliyor gibi yansıtmak– en iyi, filmin en büyük iki görsel efekt sekansından biri olan deprem/tsunami sekansında görülüyor. “İkinci dalgayla birlikte, uzaylılar tüm gezegende depremlere yol açarak, dolayısıyla tsunamiler üreterek dünyayı altüst ediyorlar” diyen Stokdyk, şöyle devam ediyor: “Tsunami sekansı J’in bu dünya çapındaki olayı anlatmasına izin verdi. New York, Florida ve Londra’da muazzam efekt çekimlerimiz var. Öte yandan, aynı dalga Cassie’nin mahallesini de yerle bir ediyor. J yıkıcı tsunamiyi daha yerel çaplı depremle dengelemeyi seçerek, Cassie ve Sam’in ormanda olduğu sahnelerde daha çok gerçek efektler kullandı. Görsel efektlerin bu olayları güçlendirmesi daha fark edilmez düzeydeydi ve görüntülerin boyutuna uygundu.”

Filmin özel efektler koordinatörü David Waine ise şunları söylüyor: “Başrol oyuncularımızın etrafına ağaçlar deviriyorduk ve bir ağacın arabalarını paramparça etmesi gerekiyordu. Yere bazı çapa noktaları yerleştirerek ve sonrasında büyük bazı ağaçları işaretleri yerlere düşecekleri şekilde iterek bunu başardık.”

Farklı dalgaların efektleri, yapım tasarım ekibinin, tamamı yerleşim yeri olan Sullivan ailesinin sokağını çeşitli şekillerde dekore etmesini gerektirdi: Tsunami öncesi, tsunami sonrası ve salgın sonrası. Bir sekansta, tsunamiden bir saat sonra, sokakta sular akıyor; bir diğerinde, virüsten sonra, her şey kuruyor ve evler tahtalarla güçlendiriliyor. Bunu zorlaştıran şey, yapım tasarımcısı Jon Billington’a göre, tsunami sonrası ve salgın sonrası çekimlerin aynı gün içinde gerçekleştirilmesiydi. Sinema büyüsü ve dikkatli kamera açıları sayesinde, bunun üstesinden gelmeyi başardılar.

5. dalga

Sullivan ailesi kaçarken, bir sığınma kampına girerler. Yapımcılar bu sığınak için Atlanta dışında Camp Calvin’deki bir mekanı uygun gördüler. “Kocaman, boş bir alanı alıp oraya çok sayıda çadır ve tramplenli bir havuz inşa ettik” diyor sanat yönetmeni A. Todd Holland ve ekliyor: “Tramplen onlara kulenin dışını gözetleme olanağı sunuyor. Bu yapının bazı avantajları vardı ve aksiyon için kilit önem taşıyordu; ayrıca, havuzdan da bazı güzel yansımalar elde ettik.”

Sullivan ailesi birbirinden ayrılınca, Cassie –kendi başına ve çaresizce kardeşiyle yeniden bir araya gelmeye çalışırken– bir otoyolda karşıdan karşıya geçerken vurulur ve sonrasında Evan Walker tarafından kurtarılır. Bu sekans için, mekanlardan sorumlu departmanın ilçe, şehir ve Ulaşım Bakanlığı yetkililerinden izinler alması, ayrıca Joe Frank Harris gezi yolu ve Red Top Mountain yolunun kapatılması için işbirliği sağlaması gerekti.

“Keskin nişancılı otoyol elbette bizler için büyük bir gündü çünkü sekansı çekebilmek için otobanı her iki yönde de kapatmamız gerekiyordu. Başlangıçta, çekimlerin iki günde tamamlanması planlanmıştı ama ilk gün oraya geldiğimizde ertesi günün sabahtan akşama yağışlı olacağını öğrendik… ertesi gün her yer sırılsıklam olacaktı” diyor Blakeson ve ekliyor: “Bu yüzden, ilk gün olabildiğince hızlı çalışmaya ve olabildiğince çok şeyi o güne sığdırmaya karar verdik.”

Blakeson şöyle devam ediyor: “Chloë için çok zor bir gündü çünkü Cassie vuruluyor ve arabanın altına sıkışıp kalmışken, öleceğini ve kardeşini yüzüstü bıraktığını düşündüğü duygusal anlar yaşıyor. Çok geniş bir duygu yelpazesi bu. Aynı gün sanat departmanı için de çok önemliydi çünkü otoyolda terk edilmiş çok sayıda araba vardı. Bir gerilim, bir aksiyon anından dosdoğru çok duygusal ve dokunaklı sahnelere geçmemiz gerekiyordu. Ama herkes öylesine bir kenetlendi ki bu sekansı çok sevdim. Şartlar herkesin en iyi çabasını ortaya çıkardı.”

Çekimlerden iki ay önce, yapımcılar sekansı bir masaüstü maketinde planlamaya başladılar. Makette oyuncak arabalar da dahil olmak üzere her ayrıntı görülüyordu; sonra, çekimlerden üç gün önce, ekip sekansta kullanılacak gerçek boyutlu arabalarla sekansın ön aşamasını başlattı.

Ulaşım sorumlusu Doug Wright bu konuda şunları söylüyor: “Güneş doğduğunda her şeyin – arabalar ve set dekorasyonu– yerli yerinde olması için tüm operasyon bir askeri harekat disiplininde gerçekleştirildi. Arabaların 50 tanesi bize aitti, 60 tanesini ise kiraladık; arabalarla birlikte 30 figüran geldi ve 14 şoför tüm arabaları olmaları gereken yerlere park etti; ve tüm bunlar sanat departmanı onlara saldırırken gerçekleşti.” Sanat departmanı boya ve tozlandırıcı adı verilen bir ürün kullanarak araçları yaşlandırdı; ve bizzat Jon Billington karanlıkta dışarı çıkıp çekiçle pencereleri paramparça etti.

Cassie’nin altına saklandığı araba için –kitabın ikonik sahnelerinden birini hayata geçirirken– yapımcılar kırmızı-beyaz bir kamyonette karar kılmadan önce 70’ten fazla aracı değerlendirdiler.

Cassie buradan Evan Walker tarafından kurtarılıp, dış dünyadan uzak bir eve götürülüyor. Yapımcılar bu mekan için Atlanta’ya yaklaşık bir saat mesafede asırlık bir çiftlik evi buldular.

“Cassie’nin çiftlik evinin dışındaki ormanda koşturduğu sekansta çok eğlendik” diyen Roe, şöyle devam ediyor: “Cassie hızla koşuyor ve Evan’ın Diğerlerini yakalamak için yerleştirdiği alarmlardan birine takılıyor. Evan ormanda Cassie’nin peşine düşüyor ve onu çok süratli bir rugby hamlesiyle yakalıyor. Çok eğlenceli bir çekimdi çünkü zamanlamamızın mükemmel olması gerekiyordu. Aslında özellikle oyunculuk gerektiren bir sekanstan çok fiziksellik gerektiren bir sekanstı. Bu sekansı Chloë’nin dublörüyle çekmem gerekeceğini sanıyordum ama Chloë bana, ‘Hayır, hayır; ben yapacağım’ dedi. Chloë çok sağlam bir kız.”

Yorum Yaz