2000’li Yıllarda Türk Sinemasının Yükseliş Nedenleri

Türk sinema sektörü 2000’li yıllardan sonra hızlı bir atağa kalkarak 2013 itibariyle 50 milyon seyirci sayısını geçmiş oldu. Ve izlenme oranlarında yerli yapım oranı da %50 yi geçerek Hindistan bollywood’la beraber en fazla yerli yapım izlenen ülke olmayı başardı. Peki ne olduda 2000’li yıllardan sonra Türk sineması atağa kalktı. İşte nedenlerin hepsini bu yazımızda toplamaya çalışacağız. Önce 2000′ ler öncesi bir 90’larda Türk sinemasını ele alalım ki genel perspektifte görebilelim herşeyi.

1990 ların başında Yeşilçam dediğimiz Türk sineması çökmüş vaziyetteydi desek yanlış olmaz herhalde. Türk sineması film üretemiyor, salonlar da yabancı yapımlar (geneli Amerikan yapımı filmler) hakim ve sinema salonları müşteri çekmekte zorlanıyordu. Bir çok sinema perdelerini bir bir kapatırken ardı arkasına özel televizyon kanalları açılıyordu.

Zaten 1990 yılında 11.452.452 bilet satılırken bunun 1.900.333 ü yerli filme 9.552.119 da yabancı filmlere kesilmişti. 1995 yılında ise 11.555.632 bilet kesilirken sinemalar da bunun 1.180.494 ünü yerli filmlere 10.375.138 ini de yabancı filmlere kesmişti. Yani görüldüğü gibi 5 yılda sadece 100 bin bilet fazla kesilirken yerli filme kesilen bilet sayısı 750 bine yakın azalmıştı.

Aslında 90 lı yıllar her ne kadar Türk sineması için kriz yılları olsa da 2000 li yıllarda ki hızlı kalkışın temelleri aslında 90 lı yıllarda atılmaya başlamıştır. Genç yönetmenler, sinemaya değişik bir bakış açısı ve Warner Bros – Uip gibi dünya piyasasını elinde tutan dağıtımcıların ülkemizde ofis açarak sinema salonlarında ki kaliteyi arttırmaları 2000 li yıllarda ki yükselişin temellerinin daha sağlam atılmasında artı bir katkı sağladı diyebiliriz.

Yavuz Turgul’un yönetmenliğini üstlendiği ;Şener Şen, Uğur Yücel, Sermin Şen, Yeşim Salkım, Settar Tanrıöğen, Kamuran Usluer ve daha nice sanatçının yer aldığı 29 Kasım 1996 da gösterime giren Eşkiya filmi sektöre yükselişin ilk tohumlarını attı. 2 milyon 568 bin 339 kişi tarafından izlenen Eşkiya 2001 yılına kadar en çok izlenen film olma rekorunu elinde tutmayı başardı ve çöken Türk sineması için bir umut oldu (Daha sonra bu rekoru Vizontele filmiyle Yılmaz Erdoğan almıştır).Ayrıca 90 lı yıllarda son çeyreğinde vizyona giren; Kahpe Bizans, Propaganda, Güle Güle gibi filmleri de unutmamamız gerekir.

Gelelim 2000 lere. Aslında 2000 lerin Türk sineması açısından başarılı geçmesini bir çok nedene bağlayabiliriz. Kader mi diyelim şans mı diyelim bilmiyorum ama bu kadar küçük ayrıntının bir araya gelmesi ile Türk sinema sektörü gerek salon sayısı, gerek izleyici sayısı gerekse üretilen film sayısı ile patlamayı yaşamıştır.

1. Çok salonlu AVM sinemalarının faaliyete geçmesi : 2000’li yıllarla beraber ülkemizde sosyal hayatın merkezi konumuna gelen bir çok AVM açıldı. AVM içlerinde açılan çok salonlu rahat, konforlu sinema salonları zaman geçirmek için, eğlenmek için AVM’yi ziyaret eden bir çok kişiyi salonlarına çekmeyi başardı. Her ne kadar sinema sektörü müşteri portföyünü arttıysa da bu yolla AVM dışında kalan bağımsız sinemalar çok salonlu sinemalarla rekabet edemeyip bir bir kapanmaya başladılar.

2. Harry Potter gibi filmleri sinemada izlen genç nesil : J.K.Rowling’in çok satan fantastik eserinden sinemaya uyarlanan Harry Potter ve Felsefe Taşı 2002 yılında ülkemizde vizyona girdi. Daniel Radcliffe (Harry Potter) , Rupert Grint (Ronald Weasley) ve Emma Watson (Hermione Granger) ‘ında başrolünü paylaştığı 7 film 2001 – 2011 arası beyazperde de büyük bir izleyici kitlesine ulaştı. Bu filmleri izleyen genç nesille beraber Türk sinema sektörü yeni bir izleyici kitlesi yakalamış oldu. Bu kazanılan genç nesil belki de 20 – 30 sene boyunca gidecek olan bir sinema kültürü yakalamış oldu.

3. Yüzüklerin Efendisi Serisi: J.R.R Tolkien’in dünyaca ünlü fantastik romanından uyarlanan Peter Jackson’un yönetmenliğini yaptığı 3 filmden oluşan Yüzüklerin Efendisi serisi de yine Harry Potter gibi 2001 yılında vizyona girdi ve büyük bir başarı kazandı. Bu filmi izleyen kesim genç nesil de (çocuk tabir ettiğimiz’in bir üst nesili) sadık bir sinema izleyicisine dönüşürek sinema sektörü tarafından kazanç oldu.

4.Animasyon filmler : Animasyon filmler aslında sektöre katkı yapan en büyük filmlerin başında geliyor diyebiliriz. Çünkü bu filmler sayesinde bir çok çocuk sinemayla tanıştı ve bu çocukların büyük bir bölümü de lise, üniversite yada gençlikleri boyunca sürekli olarak sinemaya gidecekler ve sinemayı süzenli yapılması gereken kültürel aktivitelerden biri olarak görecekler. Zaten Nemo, Buz Devri, Şhrek gibi ses getiren yapımlar sadece çocukları değil onları sinemaya götüren ebeveynleri de sinemayla tanıştırmış oldu tekrardan.

5.GNCTRKCLL : Türk sinema sektörü’nün teşekkür etmesi gereken ve çok şey borçlu olduğu kurumlardan biri de Turkcell’dir diyebiliriz. Turkcell’in gençlik kulübü olan Gnctrkcll. İlk kez 2001 yılında düzenlenen kampanyalar ile Gnctrkcll üyeleri Pazartesi ve Perşembe günleri aldıkları 1 bilete 1 bilet bedava kazanıyorlardı. Bu kampanya ile bir çok genç sürekli sinema da film izler oldu ve sinemanın büyük bir potansiyel kazanması sağlandı.

6.Sinemaların kurumsallaşması: 2000 li yıllar ile birlikte Avmlerde bulunan sinema salonların bir çoğu profesyonel zincir sinema salon işletmecileri tarafından kiralandı ve işletildi. Zaten günümüzde sinema izleyicilerinin %72 sini bu sinema zincirleri çekiyor. Bu şirketler sinemalara profestonelliği getirerek sinema izleyicilerinin daha keyifli bir film izleme deneyimi almasını sağlayarak müşterilerin devamlı olarak bir sinema izleyicisi olmasını sağladılar. Çünkü filmi izleyen müşteri her nekadar biraz daha fazla bilet parası ödemiş olsa da sinemadan mutlu şekilde ayrılıyordu.

Bu arada belirtmeden geçmek istmedim sinema sektörünün en büyük kaybı Asmalı konak dizisinin sinema filmi olmuştur. Çünkü televizyonda ev kadınlarına hitap eden ve onlar tarafından sevilen bu dizinin film daha güzel bir çekimle ve daha kaliteli bir yapımla seyircinin karşısına çıksaydı sinema sektörü bugün ev kadınların bir kısmınıda sinema seyircisi olarak kazanmış olacakdı diye düşünüyorum.

Şimdilik genel hatlarıyla rekor üstüne rekor kıran Türk sinema sektörüne genel bir bakış baktık. Daha sonra ki yazılarımda film film, oyuncu oyuncu ve yıl yıl sektörün analizini yapmaya çalışacağım. Çünkü her ne kadar salonlara izleyicisi çekmeyi başarsak da kaliteli film çıkaramadığımız, hazır müşteri nasılsa gelip izleyecekler mantığıyla sektör yerli film üretmeye devam ederse kendi kendini intihara sürüklemiş olur. O yüzden herkesin üzerine düşün görevi yapması lazım.

Ozan BİLGEÇTEPE

2 Yorum var

  1. ceren 22 Ocak 2014
  2. selin 20 Eylül 2014

Yorum Yaz